haberL haberR
0 facebook twitter googleplus

Yazarlar

01 Mart 2011 Salı
Paylaş
Tweetle
Paylaş
Gönder
Yazdır
A
A
Gönder

Bebeğimiz olunca eşim değişti

Mehmet PAKSU Mehmet PAKSU mpaksu@bugun.com.tr

Bebeğimiz doğunca eşim izin vermiyor. Annelik sorumluluğu, eşe itaat ve Allah için koşturma sorumluluğu, özellikle de "hizmeti ne için terk ederseniz, onunla imtihan olursunuz" hakikatinden korkum arasında sıkıştım kaldım. Bu sorumluluklar arasındaki sınırları, ölçüyü izah eder misiniz? Vicdanen rahatsız olduğum için hiçbir şey beni mutlu etmiyor. Eşimle sudan meselelerden tartışır olduk. Lütfen yardım edin. (Rumuz: Reşha)

Eşiniz sizinle aynı görüşü paylaşmasaydı baştan sizi tercih etmezdi. Bebeğiniz oluncaya kadar "koşturmanıza" müsaade etmez, engeller, izin vermezdi.

Anlaşılan o ki, çoğu zaman sizinle birlikte hareket etmiştir; Allah bilir ya, çoğu zaman sizi teşvik etmiş, imkânlar tanımış, fırsat oluşturmuştur.

Fakat bebeğiniz olduğu, annelik sorumluluğu öncelik kazandığı, aile içi paylaşım arttığı içindir "hizmet hızınızı" yavaşlatmanızı istemiştir.

Bu durumu "hizmet terki" olarak görmeyin. Şimdilik öncelikli hizmetiniz çocuğunuzu yetiştirmeniz, bir "bakıcıya" terk etmeden varlığınızı yanında hissettirerek hayata hazırlamanızdır.

Çocuklar bebelik çağlarında ağladıkça annesini yanında görmeyi, acıktıkça emmeyi en büyük ihtiyaç olarak görür. Bu ilk yıllar çocuk için çok hayati önem taşır.

Allah ömür verirse daha çok hizmet eder, koşar, koşturursunuz. Şimdi siz bir "Fatih" yetiştirme idealini üstlenir, bunu basit/küçük görmezseniz, huzur bulursunuz.

***

O ideal insanın tespitlerinde yer aldığı gibi, bazen bir kişinin hidayeti bin kişinin hidayeti kadar önem taşır.

Bu hali bir korku ve sıkı bir imtihan olarak değil de, bir görev değişimi olarak görmeniz daha doğru olacaktır. Bütün enerjinizi bebeğinizin üzerinde yoğunlaştırırsanız, hizmet aşkınızı onun hayatına geçirirseniz, sürekli aynı noktaya tek tek düşen su damlalarının mermeri şekillendirdiği gibi, bu emanete hakkını verirsiniz.

Bu tür meseleleri eşinizle tartışarak çözemezsiniz. Tartışma yerine bir paylaşıma girerseniz, bazı programlara, etkinliklere, hizmetlere birlikte gitme şeklinde planlar yaparsanız böylece arayı açmadan müspet hareket etmiş olursunuz.

Bu arada evde fırsat buldukça kitaplarla haşir neşir olur, ilminizi, bilginizi yeniler, zaman zaman da eşinizle birlikte müzakere, mütalaa biçiminde okumalarınızı artırırsanız bir çeşit inziva içinde manevi gelişmeler yaşarsınız.

Gönlüm ısınmasa da evleneyim mi?

Ağabeylerimin vasıtasıyla 2 ay önce bir bayanla tanıştım. Şartları uygun olmasına rağmen kalp ısınması olmadı. Dindar, okumuş, hanımefendi biri olması bu zamana kadar gelmemize sebep oldu. Bugünlerde nişan alışverişine çıkmamıza rağmen bendeki korku ve stres hat safhaya vardı. Ailemin evlilik konusunda uzun zamandır baskısı vardı. Acaba bu baskının korkusu mu beni olumsuz cevap vermemeye itiyor? Bu zamana kadar dindar yaşamış biri olarak evleneceğim insanın gönlüme göre olmasını istiyorum. Acaba çok mu fazla şey istiyorum yoksa kaderimde bu varmış deyip evlenmeye razı mı olmalıyım? (Rumuz: Yalnız kalp 29)

Evet, "evlenmeye razı olun" derim. "Kalp ısınması"nı bugünlük yarınlık görmeyin. İnanç ve düşünce birliği, aynı ideali paylaşma ve hayatı aynı ölçülerle yorumlama bilinci, kalıcı bir ailenin temelini oluşturur.

Üzerinizde kaderin baskısını görmeyin. Kadere iman insanı kenara köşeye sıkıştırmaz, güven verir, rahata ve huzura taşır. Çünkü kadere inanan Allah'a tevekkül eder, O'na teslim olur, elinden geleni yaptıktan sonra neticeyi Allah'tan bekler.

Bu stres ve korku, ailenizin sizi olan yardımını bir baskı gibi göstermiş.

Oysa sizi seven ve mutlu bir yuvaya kavuşmanızı isteyen yakınlarınız teşvik etmişler, yardım etmişler, elinizden tutmuşlar, bir aileye kavuşmanız için çalışıyorlar.

Üzerinizde oluşan o menfi hali ve psikolojik baskıyı atarsanız, bunu şeytandan gelen bir vesvese olarak görür de, tehevvüre ve korkuya kapılmazsanız, mutlu bir geleceğe adım atarsınız.

Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

VİDEO GALERİ

Hırsıza dur demek suçmuş
  • Hırsıza dur demek suçmuş
  • Filistinli anne vurulan ogluna böyle koştu
  • Parlamentoda savaş gibi kavga
  • Fanatik yahudi BBC muhabirine saldırdı


YAZARLAR

  • Nazlı ILICAKNazlı ILICAKSelam Tevhid Örgütü ve yasa dışı dinleme yalanları
  • Ali Atıf BİRAli Atıf BİRİngiltere'de İslamcı öğretmen avı
  • Gültekin AVCIGültekin AVCIHırsız polisi yakalarken-1
  • Doğu ERGİLDoğu ERGİLAhlak ve siyaset
  • Aykut IŞIKLARAykut IŞIKLAROrtaya karışık magazin haberleri(!)
  • Tarık TOROSTarık TOROSİkinci evim diyen örgüt demez!
  • Yaşar ERDİNÇYaşar ERDİNÇCumhurbaşkanlığı seçiminden sonra piyasalar ne olur?
  • Bilal ÖZCANBilal ÖZCAN'Çatı!'
  • Elif KORKMAZELElif KORKMAZELÇocuk yetiştirmek 'eğitim ister'
  • Ali DEMİRELAli DEMİRELBaba kalk, Peygamber Efendimiz geldi!
  • Seda ŞİMŞEKSeda ŞİMŞEKTers köşeyi yeni "başbakan"da mı yapacak?
Nazlı ILICAKSelam Tevhid Örgütü ve yasa dışı dinleme yalanları

FOTO GALERİ

  • Aslında o filmler bakın nasıl çekiliyor?
  • Katliamın arkasındaki asıl neden ortaya çıktı
  • Bayram iznini 9 güne çıkarmanın formülü
  • İbrahim Tatlıses yeniden ameliyat olacak
  • Polis aileleri Emniyet önünde nöbet tutuyor
  • Kapalıçarşı'da alarm zilleri çalıyor
  • Yozgat'ta feci kaza
  • Az parayla yapılabilecek 15 iş
  • Bebeği sebze kasasında sürükledi
Filmler böyle çekiliyor
Kapat