SON DAKİKA
haberL haberR
Osman ARIOĞLU
24 Eylül 2011 Cumartesi
Doların yükselişi devam edecek mi?
Konuya kaldığımız yerden devam edelim.

Öncelikle şunu ifade edelim. Günümüzde dünya her geçen gün daha da küçülmekte, ülke ekonomilerinin birbirine etkisi daha fazla ve hızlı olmaktadır. Bu nedenle diğer ülkelerin özellikle de daha fazla üretim ve tüketimin yapıldığı gelişmiş ülkelerin durumu kendi iç ekonomisi iyi olmasına rağmen Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri de etkilemektedir. Bugün kamusal dengeleri yönünden son derece iyi durumda olan, buna karşılık şu an için en önemli sorunu cari açık olarak görülen Türkiye'nin önümüzdeki günlerde en önemli sorununun durgunluğa girme ve büyüme hızının hızla düşebilme ihtimali olmasının nedeni bu ekonomik yakınlaşmadan dolayıdır. Zira halen Türkiye ihracatı içinde en önemli payı alan AB ve ABD'dir. Aslında Türkiye bu yapıyı da zaman içerisinde değiştirmeye yönelik önemli adımlar atmış ve atmaktadır. İhracat yapılan ülke sayısı her geçen gün daha da çeşitlendirilmektedir.

Bir ülkeye sermaye piyasası araçları için gelen yabancı kaynakların yeterli düzeyde gelmeleri için normal şartlarda o ülkenin kredi notunun yatırım yapılabilir ülke konumunda olması önemlidir. Ancak bu amaçla gelen yabancı kaynakların ülkeden çıkması için mutlaka o ülkenin koşullarının bozulması gerekmez. Bu durum gelişmekte olan ülkeler bakımından daha da barizdir. Çünkü yatırım için giden fonların ülkedeki varlığı o ülke için önemli olsa da, fonun kendi büyüklüğü içerisinde genellikle bindelerle veya en fazla yüzde 1-2 olarak ifade edilebilecek durumdadır. Fonun bulunduğu merkezde olağanüstü koşullar oluştuğu anda fon merkezinde gelişmekte olan ülkelerden çıkılma kararı alınabilir. O zaman ülkeden çıkışta edeceği zarar o fon bakımından göze alınmış demektir. Bu durumda ülke koşullarının iyi olması veya kredi notunun henüz yükseltilmiş olmasının bir önemi olmaz. Olağanüstü koşulların biraz değişmesi sonrasında ise ülkelerin özelliğine göre bu fonlar yine o ülkelere hareket eder.

Bugünlerde ABD Merkez Bankası'nın çarşamba günü açıkladığı 400 milyar dolarlık kısa vadeli Hazine tahvilini uzun vadeli Hazine tahvili ile değiştirmesine yönelik kararı sonrasında da piyasaların yatışmamış olmasının esas nedeni bu kararın beklentiler doğrultusunda olmaması değil, açıklamada ekonomik görünümünde önemli aşağı yönlü riskler bulunduğu vurgusu nedeniyledir. Bu global etki nedeniyle Türkiye'de dolar 2009 martında ulaştığı rekorları geçebilmektedir. Ama bu dalgalanma da çok uzun sürmeyecektir. Yabancı yatırımcılar yeniden değerlendirme yaptıklarında Türkiye'nin yatırım açısından cazip ülke olma avantajı daha bir belirgin hale gelecektir. Üstelik önümüzdeki aylarda döviz cinsinden kredi notunda da yapılabilecek bir artışla Türkiye'nin olumlu anlamdaki ayrışması daha da öne çıkacaktır.

Yazıya Yorum Yaz
Yazının Yorumları (2 Yorum)
üstadım, siz yazılarınızla vergi dairesi müdür ve yardımcılarını destekleyin bizde sizin olası türmob genel başkanlığınızı canı gönülden destekleyelim. osman üstadıma saygılarımla...
McLaren - 13:10, 26 Eylül 2011 Pazartesi
değerli üstadım, altın fiyatları ile ilgili yorumlarınızı bekliyoruz.
guney - 21:41, 24 Eylül 2011 Cumartesi
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın

Son Yazıları

Tüm Yazıları
28.12.2012
Kapasite kullanımı ve reel kesim güven endeksi
Yayınlanan endekse göre aralık ayına ilişkin imalat sanayii kapasite kullanım oranı %73,6'ya gerilemiş görünüyor. Bu oran bir önceki ayda %74 idi. İlk bakışta kötümser gibi görülen bu endeks mevsim etkilerinden arındırıldığında ise bir önceki aya göre 1,7 puanlık bir artışla %72,8'den %74,5'e yüksel...
26.12.2012
Kur istikrarı ve kredi büyümesi kontrolü
Bir önceki yıla göre öne çıkan en belirgin durum, 2013 yılının hem Türkiye hem de genel olarak dünya ekonomisi açısından normalleşme sürecinin görüleceği bir yıl olarak vurgulanmasıydı. Bu nedenle, 2013 yılında daha ziyade olağanüstü dönem politika önlemleri yerine normal dönem politika önlemlerinin...
21.12.2012
Kredi genişlemesi ve son Merkez Bankası kararları
Bu suretle ortalama döviz mevduat karşılık oranı %10,2'den %10,6'ye gelmiş oldu. Böylece piyasadan 850 milyon dolar çekilmiş olacak. Merkez Bankası ayrıca altın cinsinden tutulacak karşılıklara ilişkin rezerv opsiyon katsayısını da 0,1 puan artırdı. Bu hamle ile de Merkez'in altın rezervinde 850 mi...
19.12.2012
Açıklanan göstergeler ışığında 2013'e bakış
Geçen yılın aynı ayında %8,8 olan işsizlik oranı %9,1 olarak gerçekleşti. Hatırlanacağı üzere bir önceki ayda da işsizlik oranı %8,8 olarak açıklanmıştı. Buna göre hem bir önceki yılın aynı ayına göre hem de bir önceki aya göre işsizlik oranında 0,3 puanlık bir artış söz konusu. Mevsim etkilerinden ...
14.12.2012
Kırk katır mı, kırk satır mı?
Tarihsel sürece baktığımızda, aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere, büyümenin yükseldiği yıllarda genel olarak cari açığımız yükselmiş, büyümenin düştüğü yıllarda azalmış. Ama bu ilişki hiçbir zaman tam doğrusal bir görüntüde olmamış. Yıllara göre cari açık büyüme ilişkisi Tablodan da görüleceğ...
12.12.2012
İki kötü bir iyi haber
Pazartesi günü üçüncü çeyrek büyüme rakamları ve ekim ayı sanayi üretimi endeksi açıklandı. Salı günü ise ekim sonu cari işlemler dengesi açıklandı. Başlıkta da belirtildiği üzere büyüme ve sanayi üretim endeksi biraz moralleri bozdu. Bir gün sonra açıklanan cari açık rakamı ise yüreklere su serper ...
7.12.2012
İstatistikler ne derece doğru?
... TÜİK Başkanı Birol Aydemir turizm gelirleri hesaplamasında eksiklikler bulunduğunu, bunu gidermek için; paket turlar, yatlar ve yat limanlarına gelen turistlerin profilleri, charter ve uluslararası biletlerin turizm gelirleri ve gelenlerin cep telefonları üzerine TÜİK olarak çalışmalar yürüttükl...