haberL haberR
0 facebook twitter googleplus

Yazarlar

22 Mart 2011 Salı
Paylaş
Tweetle
Paylaş
Gönder
Yazdır
A
A
Gönder

Eski mutluluğu yakalayabilir miyiz?

Mehmet PAKSU Mehmet PAKSU mpaksu@bugun.com.tr

Ama son zamanlarda ne olduysa, o eski adam gitti, yerine bambaşka birisi geldi. Her şeyimiz var, çok şükür, inancımız da yerinde ancak eski samimiyet kalmadı, birbirimizden rahatsız olur hale geldik, iyice yabancılaştık. Ne yapsam bir şey değişmiyor. Eski güzel günlere nasıl geçebilirim? Eşimi tekrar nasıl kazanabilirim? Kafam çok karışık... (Rumuz: Ümit Arayışı)

Birbirinize duvarlar örmüşsünüz, duvarlar yükselmiş, kalınlaşmış, "Bir gün gelir buradan çıkmam gerekebilir" diye bir menfez ve kapı dahi bırakmamışsınız.

Bu hayali duvarı havaya uçuramaz mısınız? Kendinizi surlar içinde değil de güllük gülistanlık bir bahçe içinde görmez mi­siniz?

Bunu yapmak nefsinize ağır gelebilir ama ne kaybedersiniz? Nefsinizi ayağınızın altına almaktan başka bir kay­bı­nız olur mu?

İnsanları değiştirmek elimizde değil ama elimizden geleni son sı­nırına kadar yapmak elimizdedir.

 Neticeye ulaşmak ve istediğimiz sonuca varmak, gücümüzü ve kul­luğumuzu aşar; ama neticeye yaklaşmak, sonucu görür gibi hare­­ket etmek imkanımız dahilindedir.

Bunun için yılgınlık göstermemek, bıkkınlığa düşmemek, ümit­­siz­liğe kapılmamak, bitkinliğe sığınmamak, böylece yenilgiyi ilan et­­me­mek hayatın birer zarureti ve gereğidir.

"Kötünün kötüsü var, beterin beteri var, başkalarında neler görü­yo­ruz, çevremizde ne olaylar oluyor, başımıza gelse dayanmakta güçlük çekeceğimiz, hatta düşünmek bile istemediğimiz kötü haller var" de­mek değildir bu...

Aklınız, zihniniz, hafızanız, ümidiniz, cennet ha­yaliniz size o kadar değerler katıyor ki aslında eksi tarafları, men­filikleri düşünmeye zaman kalmaz.

Acaba nimet anlayışımız farklı mı? Nimet olarak bildiklerimiz eli­­mizde olmayanlar mı?

İçinde bulunduğumuz imkânlar, varlıklar, sahip olduğumuz de­­ğerler: Sağlığımız, sağlamlığımız, evlâdımız, yakınlarımız...

Nefes alışımız, görmemiz, işitmemiz, aklımız, idrakimiz, sabrede­bil­memiz; ezan okununca Yüce Yaratıcımızın huzuruna çıkışımız, hali­mizi, derdimizi, üzüntümüzü, şikâyetimizi O'na arz edişimiz...

Bizi bizden daha iyi bilen Birisinin var oluşundan haberdar oluşumuz, en büyük nimet olarak yetmez mi?

Mümkünse bunları tekrar gözden geçirin, er veya geç bir çıkış bulursunuz.

O kadınla evlenecekmiş...

5 yıllık evliyim. Eşimin bir kadınla ilişkisi var. Onu sevdiğini ve evleneceğini söylüyor. Biz aynı odada ayrı yatıyoruz. Bir kızımız var. Onu babasız bırakmak istemiyorum. Ben eşimi seviyorum. Yaptıklarına sabretmeli miyim, boşanmalı mıyım? (Rumuz: Nur)

Sabretmeye sabredin de nereye kadar, ne zamana kadar ve ne ölçüde sabır?

O kendi keyfinde, kendi zevkinde olacak, istediği gibi hareket edecek, duygularınızı hesaba katmadan bildiğini okuyacak, bir de gözünüzün içine baka baka "sevdiği kadınla" evleneceğini söyleyecek?

Bu nasıl bir anlayıştır, nasıl bir düşüncedir, nasıl bir kafa yapısıdır, anlamak mümkün değil.

Herhalde "duygu körlüğü" buna denir, "bencillik" böyle seslendirilir, "zevkperestlik" böyle dile getirilir.

Bu anlayışla mücadele edin, pes etmeyin, içinize atmayın, vicdanını zorlayın, vefa anlayışını hesaba çekin, "namusum" diye sahiplendiği eşini bu hallere getirmesinin sebebini sorun.

Empati yapmasını, sizi kendi yerine koymasını isteyin. "Biz bu hallere düşmek için mi evlendik, hayatımızı sorunlar yumağı haline getirmek için mi bir araya geldik, farklı bir zevk uğruna yuvamızı sarsmak için mi karı koca olduk" gibi sorgulamalara gidin.

Bakalım, ne diyecek? Gözü kara gidecek mi, yoksa geriye dönüp bakmayı aklına getirecek mi, size nasıl bir cevap verecek?

Diğer taraftan sizden ne bekliyordu da yapmadınız, sizden nasıl bir şey görmek istiyordu da ihmal ettiniz, hangi kusuru işlediniz de size böyle çile çektiriyor?

Hak hukuk kavramına önem veriyorsa, akıl kalp dengesini kurabiliyorsa, günah sevaptan dem vuruyorsa, geç de olsa belki kendine gelir, hatasını anlar, size hak verir.

Bunun için her ne kadar sizden ayrı kalmaya çalışsa da buna izin vermeyin, soğuk davransa da fırsat tanımayın, eşinizin elinizden çıkmasına müsaade etmeyin.

Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

VİDEO GALERİ

Fanatik yahudi BBC muhabirine saldırdı
  • Fanatik yahudi BBC muhabirine saldırdı
  • Emniyet müdürü: Hırsızı teröristi yakalarım
  • Selam Tevhid soruşturması
  • Polis müdürü: Haram lokma yemedim


YAZARLAR

  • Erhan BAŞYURTErhan BAŞYURT'Yeni Türkiye' uçurumun kenarında
  • Nazlı ILICAKNazlı ILICAKYeni Türkiye
  • Gülay GÖKTÜRKGülay GÖKTÜRKDİSK çarpık saflaşmayı kırıyor
  • Yavuz BAYDARYavuz BAYDAR12 Eylül ruhu, geldiysen üç kere vur!
  • Gökhan BACIKGökhan BACIKÜmmet-i acziyet
  • Aykut IŞIKLARAykut IŞIKLARSu yolunu bulamayınca doğanın intikamı oluyor
  • Bilal ÖZCANBilal ÖZCANGülmira'nın öyküsü!
  • Elif KORKMAZELElif KORKMAZELYazı kışı olmayan bir sebzedir 'o'...
  • Ali DEMİRELAli DEMİRELHz.Ömer başını niçin yere koyuyordu?
  • Erdoğan SÜZERErdoğan SÜZEREkonomiyi bekleyen riskler
Erhan BAŞYURT'Yeni Türkiye' uçurumun kenarında

FOTO GALERİ

  • 'Haram lokma yemedim' sözü Twitter'ı salladı
  • Milyonerler hangi şehirlerde yaşıyor?
  • Adaylara ne kadar bağış yapıldı
  • Yüzyıllardır korunan yiyecekler
  • Prens George 1 yaşına bastı
  • Tatvan'da korkunç kaza
  • Gülben Ergen Erhan Çelik çiftinin ilk görüntüsü
  • Ay'da en çok taprağı olan Türk
  • Ünlü çiftin dudak uçuklatan kira fiyatı
'Haram lokma yemedim' sözü Twitter'
Kapat