SON DAKİKA
haberL haberR
Gülay GÖKTÜRK
09 Mart 2011 Çarşamba
Gazetecilik nerede biter, örgüt üyeliği nerede baş

Okurlarımın çoğunluğunun bu yazıdan pek hoşlanmadığı gelen e-maillerden belli. Ayrıca, o zamandan bu yana, gerek yazılı basında gerekse televizyon programlarında sistemli bir biçimde suçlanıyoruz.

Suçlamaları eleyerek gidelim:

Birincisi, "Paşalar yargılanıyor da gazeteciler neden yargılanmasın? Elbette gazeteciler de yargılanabilir" tarzı argümanları, sanki böyle bir şeyi savunan varmış gibi sürekli tekrarlamaktan vazgeçmek lazım. Kimse gazeteciler yargılanamaz demiyor. Yasalar önünde eşitlik ilkesini bilmeyen de yok.

İkincisi, ortaya koyduğumuz endişeleri "mesleki dayanışma" olarak yorumlayanlar, biraz geçmişe dönüp baksalar, örneğin benim Mustafa Balbay ya da Tuncay Özkan'la hiçbir türlü "mesleki dayanışma" içine girmediğimi görecekler. Demek ki meselemiz, meslek içi dayanışma da değil.

Meselemiz, gazetecilik faaliyetiyle örgüt üyeliği arasındaki çizgiyi doğru çizebilmek...

Şu anda dosyaların ayrıntılarını hiçbirimiz tam olarak bilmiyoruz. Savcı Zekeriya Öz son yaptığı açıklamasında ellerinde çok önemli delillerin olduğunu söyledi. (Gerçi ben basına yansıyan soru-cevap şeklindeki savcılık ifadelerini okuduğumda, Sayın Öz'ün elindeki bu önemli delillerle ilgili soruya pek rastlamadım ama neyse.) Dolayısıyla, bu noktada gerçeğin aydınlanması için Öz'ün dediği gibi beklemek ve görmekten başka çare yok.

Ama bu bekleyiş sürerken yapabileceğimiz çok hayırlı bir iş var: Yukarıda da söylediğim gibi, gazetecilik faaliyetiyle örgüt üyeliği arasındaki çizginin nereden geçtiğini teorik planda netleştirmeye çalışmak...

Ben bugün bunu yapmaya çalışacağım. Bunu yaparken de, gazetemizin yazar kadrosuna katılmasından sevinç duyduğum emekli Savcı Gültekin Avcı'nın son iki yazısıyla polemik içinde kendi görüşlerimi ortaya koymaya çalışacağım.

Gültekin Avcı, gazetecilik faaliyetiyle illegal örgüt üyeliği arasındaki sınırı şöyle çiziyor:

"İllegal bir örgütün telkin ve tavsiyeleri istikametinde hazırlanan kitap ve yayınlanmasa bile mevcut müsveddelerin hepsi örgütsel doküman sayılır."

Yazının bir başka yerinde ise aynı fikir şöyle ifade edilmiş: "Bir gazeteci Ergenekon soruşturmalarına, buradaki delillere karşı olduğunu, inanmadığını yazabilir. Ama bu yayıncılığı illegal bir odağın telkinleri, talimatları ve arzuları istikametinde yaparsa, bu sefer illegal örgüte yardım, yataklık veya terör üyesi olma durumu gündeme gelir."

Bu alıntılarda kilit kelimeler telkin, tavsiye ve arzu kelimeleridir. Dikkat ederseniz Sayın Avcı, yapılan yayın faaliyetinin suç addedilmesi için ille de talimat alma şartı aramıyor. Buna telkin, arzu ve tavsiyeyi de ekliyor. Gizli örgütün telkin, tavsiye ve arzuları istikametindeki yayınları da örgütsel bağın ispatlanması için yeterli sayıyor.

Bunun ne kadar vahim tablolar ortaya çıkarabileceğini görüyor musunuz?

Açıkça söylemek gerekirse, emekli bir savcı, bir hukuk adamı olarak Gültekin Avcı'nın bu tanımlamasını son derece vahim buluyorum. Eğer Savcı Zekeriya Öz de bu konuda Avcı gibi düşünüyorsa, önümüzde basın özgürlüğü için çok tehlikeli ve zor bir yol uzanıyor demektir.

Düşünsenize, biz gazeteciler her gün bir yığın telkin ve tavsiye alıyoruz. Yazılarımız sık sık bu telkin, tavsiye ve arzularla paralel düşüyor. Örneğin ben, Kürt meselesiyle ilgili yazdığım yazılardan dolayı, PKK'lı olması kuvvetle muhtemel kimi kişilerden tebrik telefonları aldığımı çok bilirim. Bu kişilerin bana "Keşke şunu şunu da yazsaydınız, acaba meselenin şu yanına değinebilir misiniz" dediğini de...

Peki ne olacak şimdi? Benim PKK'nın telkin, arzu ve tavsiyeleri doğrultusunda yayın yaptığıma, dolayısıyla örgüt bağlantım olduğuna mı hükmedilecek ya da Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın kitaplarını kimi Ergenekoncular'ın telkinleriyle yazdığı ispatlanırsa, bu gazetecilerin Ergenekon üyeliği ispatlanmış mı sayılacak?

İşte bunun kabul edilebilmesi mümkün değil. Örgüt üyeliği ancak açık talimat ilişkisi ortaya konulabilirse ispatlanmış olur. Eğer üyelik iddiası telkin, arzu, tavsiye gibi muğlak, keyfi, yoruma bağlı kavramlara bağlanacaksa, somut biçimde ispatlanması son derece zor bu kavramlara dayanarak gazeteci örgüt üyeliği ile suçlanacaksa, işimiz gerçekten zor demektir.

Yazımı Gültekin Avcı'nın yazısından son bir alıntıyla bitireyim:

"Basın özgürlüğü basın faaliyetlerinin dolaylı olarak illegal gruplara peşkeş çekilmesine izin vermez. Yani basın özgürlüğü 'dolaylı terörizm"i korumaz. Basın özgürlüğü yazılı ve görsel çetecilik ve terör özgürlüğü değildir."

Basın faaliyetinin dolaylı olarak illegal gruplara peşkeş çekilmesi ne demek?

Yazılan haber ve yorumların illegal grupların çıkarlarıyla paralellik gösterdiği, yani dolaylı olarak illegal grubun işine yaradığı her noktada gazeteci yargılanacak demek...

Paragrafta yer alan "dolaylı terörizm", "yazılı ve görsel çetecilik" gibi vahim tanımlamaların değerlendirmesini de siz okurlarıma bırakıyorum.

Endişelerimi biraz olsun açabildim umarım.

Yazıya Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Son Yazıları

Tüm Yazıları
10.9.2014
Yolun sonu
36 yıllık gazetecilik yaşamımın yeni bir dönüm noktasındayım. 10 yılı aşkın bir süredir yazdığım gazeteye ve siz okurlarıma veda etme günü geldi. 2003 yılının başında Merkez Medya’dan buraya, Tercüman’ın “ikinci doğum”una katkıda bulunmak için gelmiştim. Yeni Tercüman, 60’lı, 70’li yılların Tercü...
8.9.2014
Ey siyaset, sen nelere kadirsin!
Kılıçdaroğlu’nun CHP kurultayı öncesinde Kürt meselesine ilişkin yaptığı açıklamalar önemliydi. Anadilde eğitim konusunu yeniden ele alıp değerlendireceklerini söylemesi; Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı’nın şerhsiz kabul edilmesini savunması, bütün bunlar Kürt meselesinde radikal açılımlardı ve ...
6.9.2014
Sol ve Kürtler
Türkiye’de sol hareketin canlandığı 60 sonrası dönemden bu yana ama özellikle de 80 sonrasında solun Kürt hareketine ve Kürt sorununa yaklaşımında faydacı, fırsatçı, araçsallaştırıcı bir bakış hakim oldu. Sol ve sosyalist hareket, kendi kapsayıcı ideolojisinin ve siyasetinin, mevcut rejimden kayn...
5.9.2014
Demirtaş'ın "güçlü sol blok" arzusu
Demirtaş Yurt Gazetesi’ne verdiği söyleşide CHP’ye 2015 seçimleri için “güçlü sol blok” çağrısı yapıyor.Ama bazı şartları var: Hafta sonu yapılacak CHP kurultayından yüzünü sola dönen bir CHP çıktığı takdirde...Şöyle diyor Demirtaş: “CHP sağa kırmaktan vazgeçip sola doğru ciddi politik değişiklikler...
3.9.2014
Muhalif olmanın meşruiyeti
Yeni dönem için hemen herkesin ilk temennisi kutuplaştırıcı ve gerginlik yaratıcı üsluptan uzaklaşılması galiba... Liderler birbirine hakaret etmesin, birbirine küsmesin, uzatılan eli geri çevirmesin, aşağılayıcı hitaplar kullanmasın; salı günleri “ulusal kavga” günleri olmaktan çıksın ist...
2.9.2014
"Şahin" Akdoğan'ın yaptığına bakın!
Daha dün, Yalçın Akdoğan’ın çözüm sürecinin başına geçmesinin, süreci sekteye uğratacağı konusunda karamsar kehanetler dolaşıyordu ortalıkta. Bu kehanetlerin – aslında umutların demek daha doğru- dayanağı da Akdoğan’ın PKK’ya karşı sert üslup kullandığı ve “şahin” kanatta yer aldığı idi. Neresind...
1.9.2014
Kırmızı çizgi mi dediniz?
Herkes hata yapar… Genelkurmay Başkanı Necdet Özel de 30 Ağustos resepsiyonunda hata yaptı. Çözüm sürecine ilişkin bir soru üzerine söyledikleri bir noktaya kadar makul karşılanabilir şeyler: "Hü­kü­me­tin bir po­li­ti­ka­sı var, o po­li­ti­ka yü­rü­yor. Biz çö­züm sü­re­ci­ne iliş­kin yol ...
DÖVİZ KURLARI
Para Birimi Yön Fiyat Saat
USD 2,6555 17:45
EUR 2,9155 17:45
BIST 82981 17:54
ALTIN 101,736 17:45