Cihaner dosyasında önemli karar13. Ağır Ceza Mahkemesi Dursun Çiçek ile Başsavcı İlhan Cihaner dosyalarını birleştirdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasıyla, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in de sanıkları arasında bulunduğu Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının birleştirilmesine karar verdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş olması nedeniyle doğan ''yetki '' uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine hükmetti. CİHANER DIŞINDA BAĞLANTI YOK İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasıyla Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in de sanıkları arasında bulunduğu Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının birleştirilmesi kararında, ''Yargıtay 11. Ceza Dairesi ve Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaların tarafları arasında sanık Cihaner dışında bir bağlantı olmadığını'' belirtti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince avukatlara dağıtılan birleştirme kararında, Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK), ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususunda kurallar koyarken, yargılama sürecine katılan kişilerin de hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlediği hatırlatıldı. Dava dosyalarının birleştirilmesi ile ayrılmasının ne şekilde yapılması gerektiği ve uyuşmazlıkların ne şekilde giderileceği hususlarının CMK'nın 8 ve 18. maddeleri arasında düzenlendiği vurgulanan kararda, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki 14 sanıklı dava dosyasının, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasıyla birleştirilerek bu mahkemeye gönderildiği ifade edildi. Kurmay Albay Dursun Çiçek'in de sanıkları arasında bulunduğu ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasının ilk duruşmasının 28 Haziran 2010 Pazartesi günü yapılacağı hatırlatılan kararda, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyayı, muvafakat almadığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine göndermesi üzerine mahkemeler arasında uyuşmazlık doğduğu ve Başsavcı Cihaner'in ''görevi kötüye kullanmak'' suçundan yargılandığı davaya bakan Yargıtay 11. Ceza Dairesinin de Erzurum'daki dosyayı kendi dosyasıyla birleştirmesi üzerine uyuşmazlık oluştuğu belirtildi. ''UYUŞMAZLIK HANGİ MERCİ TARAFINDAN ÇÖZÜLECEK?'' Kararda, ''Çözülmesi gereken sorun, adı geçen mahkemelerden hangisinin davaya bakmakla yetkili olduğu ve bu uyuşmazlığın hangi merci tarafından çözüleceği sorunudur'' ifadesi kullanıldı. Mahkemece yapılan incelemede, Yargıtay 11. Ceza Dairesi ile Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyalarında yapılan usul hataları tek tek sıralanarak hataların oluşma nedenleri belirtildi. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 18 Haziran tarihli birleştirme kararının irdelendiği ve iki dosyanın değerlendirildiği kararda, her iki yargılamaya bakıldığında, CMK'nın 8 ve 11. maddeleri kapsamında kanunun aradığı anlamda bir bağlantının söz konusu olmadığı vurgulandı. Kararda, ''Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinde görülen davaların, sanık İlhan Cihaner dışında, tarafları arasında bir bağlantı yoktur. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, Başsavcı haricinde 13 sanık vardır ve bu sanıkların Yargıtay 11. Ceza Dairesinde yürütülmekte olan davada taraf sıfatları yoktur. Bu nedenle diğer sanıklar yönünden taraf yönüyle de bir bağlantıdan söz edilemez'' denildi. -YARGITAY'DA KARAR VERİLME SÜRECİ UZAYACAK- Kararda, her iki dosya arasındaki bağlantısızlık noktaları şöyle sıralandı: -Dava dosyalarında isnat edilen suçlar arasında bir bağlantı bulunmamaktadır. Erzurum dosyası sanıklarının, Yargıtay'daki davada isnat edilen suçlarla bir ilgileri yoktur ve Cihaner'e isnat edilen suça iştirakleri söz konusu değildir. -Her iki yerde görülen davalardan birinin sonucunun diğerini etkilemesi de söz konusu değildir. -İki davanın birleştirilerek görülmesinde, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava sanıklarının herhangi bir menfaati yoktur, bir yarar söz konusu değildir. -Cihaner hakkındaki dava, Erzurum'daki davaya nispeten çok daha basit bir davadır. Erzurum'daki davanın kapsamı itibariyle geniş olması, yargılama süresinin Yargıtay 11. Ceza Dairesinde görülen davaya nazaran daha uzun süreceği anlamına gelmektedir. Birleştirme halinde Yargıtay'daki davada karar verilme süreci uzayacak ve birleştirmeden beklenen fayda gerçekleşmeyecektir. Bu durum, Cihaner'in yararına bir durum değildir. -Yargıtay 11. Ceza Dairesi yüksek görevli mahkeme olmayıp, ilk dereceli mahkeme sıfatıyla yargılama yapmaktadır, yani mahkemeler arasında bir alt-üstlük ilişkisi yoktur. Olayımızda ortak yüksek görevli mahkeme, yasa ve süregelen uygulamalar gereği Yargıtay Ceza Genel Kurulu'dur. -Yargıtay kararında, 'Genel Kuruldan hareket ederek' demekle, kendi içinde çelişkiye düşmüştür. Bu gerekçeye dayanıldığında, görevli mahkemenin Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi olacağı sonucu çıkar. Erzurum mahkemesinin cezalarının üst sınırı, Cihaner'in yargılandığı suçların üzerindedir. -Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, CMK'nın 10. maddesine göre resen birleştirme kararı vermesi yasal olarak mümkün değildir. Bu uygulama, Türkiye genelinde zincirleme bir kısım hukuki problemlerin doğmasına neden olma olasılığını doğurabilecektir. Bir mahkeme, kendisiyle ilgili gördüğü bir başka mahkemenin tutuklu iş dosyasını isteyebilecek, dosyayı istediği mahkemenin görüşünü de almadan resen birleştirme kararı verip, doğrudan bu mahkemenin tutuklulukla ilgili kararını değiştirerek bir kısım sanıkları salıverebilecektir. HUKUKA UYGUN DEĞİL İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davası ile Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in de sanıkları arasında bulunduğu Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının birleştirilmesi kararında, ''Yargıtay 11. Ceza Dairesinin fotokopi belgelere dayanılarak birleştirme kararı vermesinin hukuka uygun olmadığı'' belirtildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, mahkemenin muvafakatını almadan resen birleştirme kararı vermesinin usule ve Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olmadığı vurgulanarak, dosyaların Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilebileceği ve Yargıtay'ın bu konuda birleştirme yönünde görevli ve yetkili mahkemeyi belirleyebileceği kaydedildi. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ''birleştirme'' yönündeki kararını, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin muvafakatının alınmaması nedeniyle yok saymasının usulde yeri olmadığı ifade edilen kararda, ''Birleştirme konusuyla ilgili karar vermesi gereken ilk merci, öncelikle ilk derece mahkeme sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesi değil, bizzat İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesidir'' denildi. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama devam ederken, ''davaların birleştirilmesinin düşünüldüğüne'' ilişkin herhangi bir yazılı irade ortaya koymadığı ve yazılarda dosyanın ısrarla incelenmek için istendiğinin belirtildiği anlatılan kararda, Yargıtay'ın ilk birleştirme iradesinin duruşma günü olan 18 Haziran'da ortaya çıktığı ve 10 Haziran'da birleştirme kararı veren Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyadan elini çektiği için dosyayla ilgili bir işlem yapmasının söz konusu olmadığı ifade edildi. -ERZURUM 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN BİRLEŞTİRME KARARI HALEN YÜRÜRLÜKTE- Birleştirme konusunda çıkacak uyuşmazlıkların tek çözüm yolunun CMK'nın 17. maddesi olduğu ve Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği birleştirme kararının bu maddeye göre kaldırılmaması durumunda, bu kararın yürürlükte olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmadığı belirtilen kararda, şu ifadelere yer verildi: ''Hukuken yürürlükte olan bir birleştirme kararı varken ilk derece mahkemesi olarak yargılama yapan, Anayasa ve yasalar tarafından gerek mahkememiz, gerekse Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine göre yüksek görevli mahkeme unvanına sahip olmayan Yargıtay 11. Ceza Dairesinin resen birleştirme kararı vermesi ve üstelik onaysız fotokopilerden ibaret dava dosyasına dayanarak delil değerlendirmesi yapması hukuka uygun değildir. Kaldı ki, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin birleştirme kararını aslı elde olmayan onaysız fotokopi belgeler üzerinden verdiği ve hatta hukuken onaysız olmaları nedeniyle güvenilirliği bulunmayan bu evrakın incelenip delil değerlendirmesi yapılarak tutuklu sanıkların tahliyelerine karar verilmesi, hukuka ve Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamalarına aykırıdır. Yargıtay uygulamasında, dosyanın tamamının değil de sadece bir tek evrakın bile onaysız fotokopi olması bozma nedeni yapılmaktadır.'' 'YARGI MAKAMLARI, BELGELERİN GÜVENİLİRLİĞİNİ DENETLEMELİ' Fotokopi belgelerle ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14 Ekim 2008'de verdiği bir karara atıf yapılan kararda, yargılama makamlarının suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen, iddia veya savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumunda olduğu ve bunun için belgelerin aslının veya onaylı örneklerinin dosyaya konulması gerektiği dile getirildi. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22 Şubat 2010 tarihli bir kararında, ''Soruşturma evraklarının onaylanmış örnekleri getirtilmeden, onaysız fotokopileri ile yetinilerek ve belgelerin istenmesine ilişkin onaylı yazı örneği istenip suç tarihi de belirlenmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir'' ifadesinin kullanıldığı hatırlatılan kararda, bütün ceza dairelerinin onaysız fotokopi evraklar konusundaki istikrarlı uygulamalarının, bu belgelerin kanıt değeri olmadığını açıkça vurguladığı anlatıldı. Benzer kararlarla ilgili bilgilerin verildiği kararda, ''Silahlı terör örgütü kurmak ve üye olmak gibi ciddi ağırlıktaki suçların işlendiği iddia edilen bir dosyada, onaysız fotokopi belgelere dayanılarak delil değerlendirmesi yapılması da en başta Yargıtay 11. Ceza Dairesinin kendi uygulamalarına da aykırıdır'' ifadesi kullanıldı. 'GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU DOĞURABİLİR' Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, birleştirme konusunda bir karar verilmeden Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının gönderilmesini istemesinin Anayasa'nın 138. maddesi başta olmak üzere yürürlükteki mevzuata uygun bir talep olmadığı belirtilen kararda, şu ifadeler yer aldı: ''Mahkememizin birleştirme kararı verilerek gönderilmiş bir dava dosyası hakkında hiçbir karar vermeden esası kapatarak göndermesi, hem 'görevi ihmal etme' veya 'kötüye kullanma' suçu olasılığını doğurabilir hem de usul hükümleri gereği de olanaksızdır. Böyle bir yetkinin bulunduğunun kabulü, mahkemelerin diğer bir mahkemenin görmekte olduğu dava dosyasını tek taraflı birleştirme kararı vererek getirtmesi sonucunu doğurur ki, bu mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine bir müdahale olacağı anlamına gelecektir.'' Kararda, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği bir yazıda, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası ile ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' dava dosyasının birleştirilmesine yönelik karar verilmeden, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' dava dosyasının gönderilmesini istediği belirtilerek, ilk derece mahkemeleri olan Yargıtay 11. Ceza Dairesi ile İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi arasında bir alt-üst ilişkisi bulunmadığı, Yargıtay ceza dairesinin ağır ceza mahkemelerine göre yüksek görevli mahkeme olduğu yönünde Anayasa ve yasalarda bir hüküm olmadığı ve aralarında çıkan anlaşmazlıkların da Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlendiği vurgulandı. 'YARGITAY CEZA DAİRELERİNİN YEREL MAHKEMEYE BİLE TALİMAT VERME YETKİSİ YOK' Bu konuyla ilgili örnekler verilen kararda, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yerel mahkemelerin üst mahkemesi olduğundan şüphe duyulamayacağı ve bu durumda bile Yargıtay ceza dairelerinin yargılama yetkisinin kullanılmasına ilişkin yerel mahkemeye talimat verme hak ve yetkisinin bulunmadığının yadsınamaz hukuki bir gerekçe olduğu kaydedildi. Kararda, şu ifadelere yer verildi: ''Bir hakimin kararını verirken özgür olabilmesi için yasama ve yürütme organlarına karşı bağımsız olması yetmez. Aynı zamanda kendi içinde bulunduğu yargı sisteminde diğer yargı organlarına karşı da bağımsız olması gerekir. Yargı organı, birçok yargılama makamından oluşur. Bu yargılama organları arasında bir alt-üst ilişkisi ancak muhakeme usulünün itiraz ve temyiz gibi durumların gerektirdiği ölçüde vardır. Buna göre temyiz yolunda, üst yargılama makamı, alt yargılama makamının kararını bozabilir veya onu bağlayacak şekilde bir karar verebilir. Ancak üst yargılama makamlarının önceden genel nitelikte emir ve talimat vermeleri, belli bir davada serbestçe karar vermesi anlamına gelen hakimlerin bağımsızlığı ilkesine ters düşer. Yüksek hakimlerin önceden bağlayıcı ve genel emir verebilmeleri yargı bağımsızlığı ile uzlaşmaz olarak kabul edilmektedir. Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanmakta olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine 'belirli bir kararın verilmesi veya verilmemesi' şeklinde bir talepte bulunulmasının, Anayasamızın 138. maddesindeki düzenlemeye, yani mahkemelerin bağımsızlığına ve yargıç teminatına açıkça aykırılık oluşturacağı ortadadır. Bu nedenle mahkememiz, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin bu konudaki tavsiyesini yerinde bulmamıştır.'' 'İRTİCA İLE MÜCADELE EYLEM PLANI'' DAVASI İLE BAĞLANTI’ Mahkemenin, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davası dosyasındaki suçlar ile Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki ''Ergenekon'' dava dosyasındaki suçlar arasında bağlantı bulunduğu sonucuna vardığı belirtilen kararda, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasında sanık olarak yer alan Kurmay Albay Dursun Çiçek'in, ''eylem planı hazırlamak, ülke genelinde uygulamaya koymak, Erzincan'daki bazı kamu kuruluşlarında görev yapan örgüt üyeleriyle çalışmalar başlatmak ve ülkede kaos ortamı oluşturmak'' iddialarıyla yargılandığı ifade edildi. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın dayanağı olan iddianamede Çiçek'in adının geçtiği ve ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı''nın Erzincan'da hayata geçirilmek istendiğinin iddia edildiği anlatılan kararda, her iki iddianamede Çiçek ile ilgili benzer iddialar bulunması nedeniyle iki dosya arasında şahsi ve fiili irtibat bulunduğu sonucuna varıldığı aktarıldı. Kararda, bu nedenle Yargıtay 11. Ceza Dairesi ile İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi arasında oluşan olumlu birleştirme uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği ifade edildi. -MAHKEME BAŞKANI ŞENGÜN'DEN MUHALEFET ŞERHİ- Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki ''Ergenekon'' dava dosyası ile ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' dava dosyasının birleştirilmesine karar verilerek, uyuşmazlığın çözümü için dosyanın kuryeyle Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine oy çokluğuyla hükmedildi. Bu karara, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün tarafından muhalefet şerhi konuldu. Şengün, muhalefet şerhi yazısında, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, birleştirme kararı verdiği 10 Mayıs 2010'dan sonra bile dosyadan el çekmediğini, dosyayı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini, tekrar kendisine gelen dosyanın tutuklu sanıklarıyla ilgili tutukluluk durumlarının sürüdürülmesi yönünde yine oy çokluğuyla karar verdiğini ve daha sonra dosyayı Yargıtay 11. Ceza Dairesinin istemesine rağmen göndermeyip, mahkemelerine gönderdiğini ifade etti. 'BİRLEŞTİRME KARARI KEYFİLİĞE YOL AÇACAK BİR UYGULAMADIR' Bu mahkemenin verdiği birleştirme kararının usul ve yasaya uygun olmadığını belirten Şengün, ''Bu şekilde verilecek birleştirme kararları, mahkemelerin keyfi olarak dosyaları ellerinden çıkarmak, en azından zaman kazanmak ve de bu şekilde keyfiliği doğuracak bir uygulamaya, o dosya sanıklarının mağduriyetlerine sebep olabilecek ve giderek keyfiliğe yol açacak bir uygulama olarak değerlendirilmektedir'' ifadesini kullandı. ''İddia olunan örgüt adı belirtilerek tüm dosyaların bir mahkemede birleştirilmesi de mümkün değildir'' görüşünü aktaran Şengün, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasının bu aşamada başkaca bir incelemeye gerek kalmaksızın Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmesi gerektiği görüşünde olduğunu ve çoğunluğun verdiği karara katılmadığını kaydetti. AA
|
| « Önceki Haber | Sonraki Haber » |
|
|
|
|
|
Haberin Yorumları (4 yorum)
|
|
birleştiğine göre,demekki yakında bu dosya da rafa kalkacak demektir.
cem
-
08:16, 26 Haziran 2010 Cumartesi
hadi beyler bunlara tepkinizi gerek oy sandiginda gerek diyer protosto yontemleri ile protosto etmeye cagriyorum....hersey degiscek fakat bu bugunden yarina olmuyor...zaman aliyor zaman..
Eyup Turan
-
06:01, 26 Haziran 2010 Cumartesi
bu safhada verilen karar doğru. ancak erzurum mahkemelerinin suçu tam sabit olmadan aylarca sürecek bir yargılama boyunca bir başsavcıyı içerde tutması da yanlış. yargıtay ynlışı yanlışla düzeltti. ama başka çare de yoktu. fakat başka davalarda aynı yolu uygulamıyor. haklı fakat yanlı bir karar.
osman tekiz
-
01:40, 26 Haziran 2010 Cumartesi
yokmu bir cesaretli savci yine bunlari tutuklatacak,milletin gözü önünde bir hukuk katliami islendi ve bakiyorum kabullenmis gibiyiz,türkiyemin neden ileri gitmediginin en basit örnegi,almanyada rüyanizda bile görseniz inanmazsiniz,muz cumhuriyetine selamlar
osman.d
-
21:18, 25 Haziran 2010 Cuma
|
Başsavcı vekili Seçen yaptığı açıklamada, 'Bazı devlet görevlilerinin...
Azerbaycan televizyonuna konuşan Başnakan Erdoğan, 'Minsk üçlüsü...
18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...