01 Eylül 2010 Çarşamba, 11:27
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt

İhracatta rekor artış

Ağustos ayı ihracatı, geçen yıl aynı aya göre artış gösterdi...

İhracatta rekor artış
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre bu yıl ağustos ayında ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 11,44 artışla 8 milyar 561 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Ağustos ayı ihracat rakamları düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. TİM verilerine göre, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde ihracat yüzde 12,95 artışla 72 milyar 968 milyon dolara yükselirken, son 12 aydaki ihracat ise 110 milyar 502 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Ağustos ayında en fazla ihracat yapan sektör 1 milyar 180 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon olurken, bunu 1 milyar 89 milyon dolar ile kimyevi maddeler ve mamulleri, 1 milyar 5 milyon dolar ihracat ile otomotiv endüstrisi sektörleri takip etti.

Ağustos ayı ihracatı, geçen yıl aynı aya göre artış gösterdi...

AĞUSTOS AYINDA EN FAZLA İHRACAT YAPAN SEKTÖR, 1 MİLYAR 180 MİLYON DOLARLA HAZIR GİYİM VE KONFEKSİYON OLDU

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre bu yıl ağustos ayında ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 11,44 artışla 8 milyar 561 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

TİM verilerine göre, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde ihracat yüzde 12,95 artışla 72 milyar 968 milyon dolara yükselirken, son 12 aydaki ihracat ise 110 milyar 502 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ağustos ayında en fazla ihracat yapan sektör 1 milyar 180 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon olurken, bunu 1 milyar 89 milyon dolar ile kimyevi maddeler ve mamulleri, 1 milyar 5 milyon dolar ihracat ile otomotiv endüstrisi sektörleri takip etti.

Türkiye'nin, Ağustos ayında toplam ihracatının yüzde 82,61'ini gerçekleştiren sanayi grubunda yüzde 9,87 artışla 7 milyar 71 milyon 886 bin dolarlık, yüzde 13,57'sini oluşturan tarım grubunda yüzde 14,63 oranındaki artışla 1 milyar 161 milyon 953 bin dolarlık, yüzde 3,82'isini oluşturan madencilikte ise yüzde 41,04'lük artışla 327 milyon 36 bin dolarlık ihracat yapıldı.

Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 61,57 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı yüzde 13,78'le hazır giyim ve konfeksiyon sektörü alırken, otomotiv endüstrisi yüzde 11,75 payla ikinci sırada yer aldı.

Aynı dönemde en yüksek ihracat artışı yüzde 45,73 ile tütünde gerçekleşti. Tütünü yüzde 41,04 ile madencilik ürünleri, yüzde 31,31 ile kesme çiçek izledi.

Ağustos ayında gemi ve yat endüstrisinin ihracatı yüzde 51,60 oranında, fındık ve mamulleri yüzde 11,06 oranında, zeytin ve zeytinyağı ihracatı yüzde 6,64 oranında, çimento ve toprak ürünleri ihracatı da yüzde 6,21 oranında geriledi.

ALMANYA İLK SIRADAKİ YERİNİ KORUDU


Ağustos ayında Türkiye ihracatında ilk 10 ülke sırasıyla Almanya, Birleşik Krallık, Irak, Fransa, Rusya Federasyonu, İtalya, ABD, İspanya, BAE ve Hollanda oldu.

TİM BAŞKANI MEHMET BÜYÜKEKŞİ: ''(KUR) HER ZAMAN YAPICI ELEŞTİRİLER GETİRDİK. ELEŞTİRDİĞİMİZ NOKTALARDA PEK ÇOK SAYIDA ÇÖZÜM ÖNERİSİNİ DE ORTAYA KOYDUK. İŞTE BU SEBEPLERLE MERKEZ BANKASI BAŞKANI SAYIN DURMUŞ YILMAZ'I TİM'E DAVET ETTİK''

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyükekşi, kur konusunda her zaman yapıcı eleştirilerde bulunduklarını, çözüm önerilerini de ortaya koyduklarını belirterek, ''İşte bu sebeplerle Merkez Bankası Başkanı Sayın Durmuş Yılmaz'ı TİM'e davet ettik.

17 Eylül tarihinde Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısında ihracatçı birlik başkanları ve yardımcıları ile bir toplantı düzenleyeceğiz'' dedi. Büyükekşi, ihracat rakamlarının açıklandığı basın toplantısında, Pakistan'da meydana gelen sel felaketiyle ilgili TİM'in yardım çalışmalarını özetledi.

KUR TARTIŞMASI

Merkez Bankası ile ilgili konularda bugüne kadar kamuoyu ile gelişmeleri paylaştıklarını, zaman zaman ''Neden Merkez Bankasını kur konusunda bu kadar eleştiriyorsunuz?'' sorularına muhatap olduklarını belirten Büyükekşi, bu soruları garipsediklerini çünkü, ihracatçı için döviz kurlarının hayati öneme sahip olduğunu, bu kadar önemli bir konuda ihracatçıların fikir bildirmesi kadar normal bir şey olamayacağını anlattı.

 ''Bu konuda şikayetlerimiz varsa, eleştirilerimiz varsa, çözüm önerilerimiz varsa bunu elbette kamuoyu ile paylaşacağız. Konunun tüm muhataplarına meselenin ciddiyetini aktaracağız. Bugüne kadar böyle davrandık. Bundan sonra bunu yapmaya devam edeceğiz'' diyen Büyükekşi, bunu yaparken de hiçbir zaman kırıcı bir üslup kullanmadıklarını, her zaman yapıcı eleştiriler getirdiklerini, eleştirdikleri noktalarda çözüm önerilerini gündeme getirdiklerini belirterek, bu sebeplerle Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ı TİM'e davet ettiklerini söyledi.

17 Eylül 2010'da Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısında ihracatçı birlik başkanları ve yardımcıları ile bir toplantı düzenleyeceklerini ve Yılmaz'ın bu toplantıya katılacağını, kendisine birebir olarak kurla ilgili yaşanılan sorunları anlatma fırsatı bulacaklarını anlatan Büyükekşi, şöyle devam etti:

''Kendilerine çözüm önerilerimizi anlatacağız. Kendileri de bizlere görüşlerini paylaşacak. Türkiye'nin geleceği için en güzel çözümü bulacağımıza inanıyoruz. İhracatçılarımız Türkiye'nin ihracatçıları. Merkez Bankamız Türkiye'nin Merkez Bankası. Hepimiz aynı gemideyiz. Hepimiz ülkemizin geleceği için çalışıyoruz. Ortak menfaatimiz Türkiye. Dolayısıyla Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren bu önemli konuda ortak bir konsensüse varacağımıza tüm kalbimle inanıyorum. Kur meselesi ihracatçı için çok önemli.

Kurla beraber yerli üretim ihracatçı için çok önemli. Basın toplantımızın akabinde, bugün tüm gün burada sayın Bakanımız Zafer Çağlayan'ın liderliğinde, TİM Sektörler Konseyi üyeleri, 61 ihracatçı birliğimizin başkan ve başkan yardımcılarının katımı ile döviz kuru ve cari açığı görüşeceğiz.

Girdi tedarik stratejisi çalışmalarını irdeleyeceğiz. Sayın Bakanımıza ve değerli ekibine, ihracatçılar için yaptıkları çalışmalar için teşekkür ediyorum.''

KRİZ

Büyükekşi, yaşanan kriz ortamından sonra dünya ekonomilerinin toparlanma sürecinin istenildiği gibi gitmediğini, hem ABD bölgesinden hem de AB bölgesinden istenilen olumlu haberler gelmediğini, bunun da dünya ekonomilerinin toparlanmasının biraz daha zaman alacağını gösterdiğini vurguladı.

Temel sorunun, krizde ülkelerin ekonomilerini kurtarmak için piyasaya saldıkları bol likidite olduğunu, bu paranın geri çekilmesinin hem zor hem de maliyetinin yüksek olacağını, bu yüzden ABD'yi önümüzdeki dönemde bir miktar yüksek enflasyonun beklediğini dile getiren Büyükekşi, Türkiye'de ise Merkez Bankası'nın temel hedefinin enflasyonla mücadele olduğunu, bu hedefin ekonomik büyümeden daha önemli hale gelmesinin arkasındaki nedenlerin farklılık taşıdığını söyledi. Büyükekşi, şöyle devam etti:

''Uzunca bir sure kronik enflasyon yasayan ama bunun sebepleri üzerine gitmekte hep tereddütlü olan Türkiye, sorunu çözmek için döviz kurlarını yüksek faiz ile baskı altında tutma yoluna gitti. Halbuki bütçe açıklarını körükleyen kamu harcamaları, enflasyonun arkasındaki en temel sebepti.

Buna rağmen Merkez Bankası'nın tek başına "fiyat istikrarının koruyucusu" unvanını kanun yardımıyla alması, yetersiz bir yaklaşımdı. Çünkü Merkez Bankası'nın fiyat istikrarını tek başına sağlama imkanı bulunmamaktadır. Çünkü fiyat istikrarını bozacak birçok faktör, Merkez Bankası'nın kontrolü dışındadır.

Dolayısıyla kurların enflasyon üzerindeki "geçiş etkisi" azaltılarak ve düşük kurlar sebebiyle vatandasın döviz talebini düşürerek enflasyon ile mücadele yaklaşımı benimsendi. Enerjiden konut kiralarına kadar her şey döviz cinsinden fiyatlandığı için ilk bakışta bu tip bir mücadele uygun bulundu. Ancak, çok geçmeden bu uygulamanın ihracat ve üretim üzerindeki negatif etkisi ortaya çıktı. Simdi ise geri dönüş çok zor gözüküyor. Sonuç olarak, büyüme ile ilgili endişelerin devam ettiği bir süreçte, en cesur ve en doğru hamleyi yapan ülkeler diğerlerine göre en az 10 yıllık avantaj elde edecekler.

Biz de burada hızlı adımlar atarak ön plana çıkabiliriz. Sanayi üretim rakamları önemli sinyaller veriyor. İmalat sanayi endeksi 2010 Haziran'ında 119'a yükseldi. Bu rakam 121 olan 2008 Haziran rakamının çok az gerisinde. Dolayısıyla sanayi üretimi açısından 2008 Haziran rakamlarına geri döndüğümüz görülüyor. Sektörel olarak baktığımızda bazı sektörler Haziran 2008 üretim seviyelerinin üzerine çıktılar.

Gıda, tekstil, giyim eşyası, deri ürünleri, kimyasal maddeler, plastik ürünleri, makine ve elektrikli makinelerde üretim seviyemiz kriz öncesi döneme dönmüş durumda. Kriz öncesi seviyesini yakalayamayan iki ana sektörümüz var. Bunlar otomotiv ve ana metal sanayi olarak gözüküyor.

 İhracatımızda ağırlığı yüksek olan bu sektörlerimizin bir an önce eski üretim seviyelerini yakalamalarını temenni ediyoruz. Üretim rakamları Türkiye'nin krizden hızlı bir şekilde çıktığını onaylıyor. Halbuki küresel arenada aynı sıklette rekabet ettiğimiz bazı ülkelerin hala notu düşüyor. Geçtiğimiz hafta S&P, İrlanda'nın uzun vadeli kredi notunu bir kademe indirerek AA- seviyesine çekti. Notun görünümü 'negatif' olarak belirlendi.

 Türkiye bu çalkantılı dönemde not artırımları ile çıkan nadir ülkelerden biri oldu. Halbuki bazı ülkelerin kredi notları hala düşüyor. Düşmeye de devam edecek. Demek ki ülkemiz kriz zamanında sağlam bir duruş sergiledi. Sağlıklı bankacılık sistemi ve dinamik ihracatçı sektörler sayesinden krizden hızlı bir şekilde çıktık. Ama buradan ileri gidebilmek için daha cesur adımlara ihtiyacımız var.''

Temmuz ayı ithalatında en yüksek artışın tüketim mallarında ve özellikle otomotivde olduğunu, içerdeki üretici rekabet edemezken ithalatta patlama yaşandığını ve bu tablonun en büyük sorumlusunun döviz kurları olduğunu belirten Büyükekşi, döviz kurlarının yılbaşından bu yana reel olarak yüzde 7,5 değer kaybettiğini, bunun da dış ticaret açığı ve ithalattaki büyük açığın sebebini net bir şekilde gösterdiğini kaydetti.

OTOMOTİV, LİDERLİĞİ KAPTIRDI

Aylık ihracat artışının tekrar çift haneli rakamlara çıktığını belirten Büyükekşi, ''Bu ay ilginç bir istatistik yaşandı. Hazırgiyim ve konfeksiyon sektörünün ihracatı Ağustos ayında otomotivi geride bıraktı. Diğer bir deyişle Ağustos ayının ihracat şampiyonu hazır giyim ve konfeksiyon sektörü oldu'' dedi.

Ağustos ayında asıl sürprizi komşu ve çevre ülkelerdeki pazarlarda yaşandığını dile getiren TİM Başkanı, Irak'a ihracatın aylık bazda yüzde 29, Rusya'ya ihracatın yüzde 51, BAE'ye ihracatın yüzde 47 arttığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: ''Bunun yanı sıra uzak pazarlarda da önemli ihracat artışları yaşıyoruz. ABD'ye ihracatımız aylık bazda yüzde 44 artış gösterdi. Brezilya'ya ihracatımız yüzde 14 arttı.

İlk 8 aylık ülke rakamlarına baktığımız zaman en fazla ihracat yaptığımız ilk 30 ülkeden sadece 3'üne ihracatımız geriledi. Bu ülkeler Mısır, Cezayir ve Yunanistan oldu. 27 ülkeye ise ihracatımız arttı.

En fazla ihracat yaptığımız 5 pazardan, Almanya'ya ihracatımız yüzde 16, İngiltere'ye yüzde 24, İtalya'ya ihracatımız yüzde 19, Fransa'ya ihracatımız yüzde 5, Irak'a ihracatımız ise yüzde 10 artış gösterdi. İlk 8 ayda en fazla ihracat artışı yaşanan ülke yüzde 1138 artış ile Peru oldu. Malezya'ya yüzde 180 artan ihracatımız, Tayland'a yüzde 177, Şili'ye yüzde 169 artış gösterdi.''

Ağustos ayı ihracatı, geçen yıl aynı aya göre artış gösterdi...

''İHRACATÇI AİLESİNE TEŞEKKÜR ETMEK İSTİYORUM. HER BİRİ ADETACENGAVER GİBİ OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN ÇOK YOĞUN ÇALIŞIYOR, ÇOĞU ZAMAN KARLARINDAN VAZGEÇİYORLAR''

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ''Tartışmaktan korkmayalım. Yeter ki, ülkemizin menfaatlerini kendi menfaatlerimizin önüne koyabilelim. Bu yüzden, döviz kurunu da tartışalım, faiz oranlarını da tartışalım, enflasyon hedeflemesini de tartışalım'' dedi.

Çağlayan, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Ağustos ayı ihracat rakamlarının açıklandığı basın toplantısında, birçok olumsuzluğa karşın 8 aylık süreçte ihracatçıların performansının gayet iyi olduğunu, orta vadeli 107,5 milyar dolar olan hedefin rahatlıkla aşılabileceğinin gözüktüğünü söyledi.

Geçen ay hazırgiyim ve konfeksiyon ihracatının otomotiv ihracatının önüne geçmesinin önemine işaret eden Çağlayan, Avrupa pazarındaki gelişmeleri hatırlatarak, otomotiv sektörünün Eylül ayında açığı kapatacağına inandığını ifade etti.

Türkiye'nin ABD'ye olan ihracatının geçen ay bu yıl içindeki en yüksek değere ulaştığını hatırlatan Çağlayan, ülke masaları çalışmasının meyvelerini vermeye başladığını, 1 milyar dolar ihracat yapılan ülke sayısının da yükseldiğini kaydetti.

Zafer Çağlayan, ''Bu gelişmeler güçlü olduğumuz pazarlara yenilerini ekleyerek pazarlarımızı çeşitlendirdiğimizi gösteriyor'' dedi.

Türkiye'nin Çin'e ve İsrail'e olan ihracatının da arttığına işaret eden Çağlayan, 8 aylık dönemde 180 farklı bölgede ihracatın artış gösterdiğini belirtti.

Çağlayan, ''Daha fazlası olurdu ama bizim şimdi bunun niye olmadığını iyi analiz etmemiz ve neler yapacağımıza bakmamız gerekiyor'' dedi.

Kapı kapı dolaşarak ülkelere çıkarma yaptıklarını, ziyaret ettikleri ülke sayısının 58'e ulaştığını anlatan Çağlayan, ''İhracatçı ailesine teşekkür etmek istiyorum. Her biri adeta cengaver gibi olumsuzluklara rağmen çok yoğun çalışıyor, çoğu zaman karlarından vazgeçiyorlar'' dedi.

İhracatçıların yaşadığı sorunları Türkiye'nin tartışmak zorunda olduğunu, bunun sadece ihracatçının sorunu olmadığını ifade eden Çağlayan şöyle devam etti:

''Tartışmaktan korkmayalım. Yeter ki, ülkemizin menfaatlerini kendi menfaatlerimizin önüne koyabilelim. Bu yüzden, döviz kurunu da tartışalım, faiz oranlarını da tartışalım, enflasyon hedeflemesini de tartışalım. İhracatçılarımızdan gelen, benim de pek katılamadığım Tobin vergisi uygulaması gibi, sermaye girişine kontrol getirecek uygulamalar doğru mu değil mi, dünya ne yapmış onu tartışalım. Sermaye girişlerini doğrudan kontrol yerine bankaların ve finans kurumlarının bunları kullanmasına sınırlama getirilmesine yönelik önerileri tartışalım.''

Türkiye'nin bugün pul olan parasını değil, değerli parasını tartıştığını hatırlatan Çağlayan, ülkelerin ihracatta rekabet güçlerini artırabilmek için kendi parasının değerini düşürmeye çalıştığını hatırlattı.

Çağlayan, ''Bilmemiz gereken bir şey var ki ekonomide hiçbir şey tabu değil, değişmez de değil. Ona göre politika geliştirmek, yeni dünya ekonomisinin olmazsa olmaz şartı. Küresel krizde bunu gördük. Bugün bütün ülkeler bütçe finansman dengelerini sağlayabilmek için ihracatlarını artırmaya çalışıyor'' diye konuştu.

''REKABETÇİ KURA İHTİYAÇ VAR''

Dalgalı döviz kurunun iniş ve çıkışlarda, krizlerde ekonomiyi koruyan en önemli şok emme mekanizması olduğunu anlatan Çağlayan, tartıştıkları konunun kur politikasının rekabetçiliği olduğunu, hedeflerinin yüksek kur değil rekabetçi kur olduğunu söyledi.

Rekabetçi olmayan kurun, ithalatı, cari açığı artırdığını belirten Çağlayan, feryatlarının bu konuda olduğunu ifade etti.

Zafer Çağlayan, ihracatçılar ile bir yol haritası hazırlayacaklarını ve eylül ayı sonunda; iş dünyasının bütün kuruluşlarının en üst düzey temsilcilerinin, sanayicilerin, ihracatçıların, ilgili kamu kurumlarının üst düzey yöneticilerinin katılacağı bir Arama Konferansı'nda masaya yatıracaklarını söyledi.

Çağlayan, Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini artırmaya yönelik nasıl bir yöntem oluşturulabileceği üzerinde çalışacaklarını, ayrıca Eximbank bünyesinde kur istikrar fonu oluşturulması ve istihdam maliyetlerinin azaltılması konularında da çalışacaklarını söyledi.

Türkiye'nin en fazla ithalat yaptığı sektörleri mercek altına aldıklarını anlatan Çağlayan, Türkiye'nin kaybedecek kaynağı olmadığını, buna izin vermeyeceklerini dile getirdi.

Girdi Tedarik Stratejisi çalışmaları hakkında da bilgi veren Çağlayan, ara malı ithalatında yüksek paya sahip olan demir-çelik ve madencilik, tekstil, kimya, otomotiv, makina ile tarım ve gıda sektörlerinde çalışma başlattıklarını söyledi.

Ekiplerin sektörlerde yer alan firmalarla birebir görüşerek tespit ile politika önerilerini almaya başladığını anlatan Çağlayan, şöyle devam etti:

''Bu çerçevede, demir-çelik sektörü kapsamındaki ara malı ithalatı ve girdi tedarik ihtiyaçlarına ilişkin detaylı tespitler, 23 Eylül 2010'da yapılması planlanan İhracata Dönük Üretim Stratejisi Değerlendirme Kurulu'nun ikinci toplantısında sunulacak ve değerlendirilecek.

Bunun yanında, Girdi Tedarik Stratejisi'nin en önemli hedeflerinden birisi orta-yüksek teknolojili üretimin geliştirilmesi hedefine dönük tedarik politikaları geliştirilmesidir.

Bu kapsamda, ihracata dönük üretimimizin desteklenmesini sağlayan Dahilde İşleme Rejimi (DİR) uygulamasını gözden geçiriyoruz. Hedef sektör ve ürünlere göre DİR kapsamı değiştirilebilecek, daraltılabilecek ya da genişletilebilecektir. Bu şekilde hangi alanlarda üretimin daha fazla destekleneceği ortaya konulabilecek ve strateji kapsamında daha tutarlı adımlar atılması sağlanmış olacaktır.''

Ağustos ayı ihracatı, geçen yıl aynı aya göre artış gösterdi...

''ŞU ANDA UYGULANAN POLİTİKANIN BİR DALGALI KUR POLİTİKASI OLDUĞUNA İNANMIYORUZ''

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, bugün için cari açığın finansmanında bir sıkıntı olmadığını ancak üzerinde çalışılması gerektiğini belirtti.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Ağustos ayı ihracat rakamlarının açıklandığı basın toplantısında yaptığı konuşmanın ardından soruları yanıtlayan Bakan Çağlayan, kur rejiminin belli olduğunu, dalgalı kur rejiminin benimsendiğini, kur rejimini kesinlikle tartışmaya açmadıklarını ve bu konuda sıkıntılarının bulunmadığını bildirdi.

Çağlayan, ''Hükümet olarak bu konudaki hislerimiz bellidir. Ki bu konu, Merkez Bankası, Sayın Ali Babacan'a bağlıdır. Ali Bey de dün zaten ifade etmiş, ben de aynı noktadayım. Ama bunun yanı sıra sırf bunu deyip kestirip atamayız. Bizim son noktamız değil, olmazsa olmazımız değil burası. Bu noktanın dışında o zaman başka enstrümanları tartışmak ve burada mutlaka bir çıkar yol bulmamız lazım. Ben de çıkar yolların ne olacağını konuşmamda aktardım'' dedi.

Yol haritasıyla ilgili olarak Çağlayan, elde ettikleri görüşleri ihracatçılarla görüşeceklerini ve eylül sonunda düzenleyecekleri daha genişletilmiş konferansın ardından, yapılan çalışmaları Bakanlar Kurulu'na götüreceklerini söyledi. 

CARİ AÇIK

Cari açık konusunun herkesin önemle üzerinde durması gereken bir konu olduğuna işaret eden Çağlayan, şunları kaydetti:

''Bugün için finansmanında bir sıkıntı yok, bugün için endişeye mahal yok, sistem kendi kendini finanse ediyor ama üzerinde durup çalışılması gerekiyor. Cari açığı azaltma noktasında zaten bu çalışmaları yapıyoruz. İthalata olan bağımlılığı azaltmaktır. Eskiden elimizde 'şu mal var', bu malı satmaya giderdik, bugün artık sistemi değiştiriyoruz, bugün 'ben dünyaya hangi malı satabilirim?' onu üretmeye başlayacağız. Stratejiyi bunun üzerine kuruyoruz. Bu çerçevede 'ben hangi sektörlerde en rekabetçi olabilirim?' bunları sağlayacağız.''

İhracat odaklı üretim stratejisi değerlendirme kurulunun kendi başkanlığında yapıldığını anımsatan Bakan Çağlayan, bu kurulun içinde bütün ekiplerin yer aldığını belirterek, ''Türkiye madem ki ihracatla büyüyecek o zaman bizim bu ihracatımızın temelinde 'ben ne satabilirim ki onu yapmalıyım', artık sistem bu şekilde çalışacak. Yani elimdeki üretimleri pazarlamak değil, dünyanın alacağı, benim rekabetçi olabileceğim ürünler nelerse Türkiye de bunları yapma yoluna gidecek. Sektörel bazda hangi sektörlerde yatırım, üretim desteklerinin verileceğini belirleyeceğiz'' dedi.

TEŞVİK SİSTEMİ

Dünyadaki hammaddeye erişmenin ileride sorun haline gelebileceğini ifade eden Çağlayan, bugünden gidip hammadde tedariğini güvence altına almak gerektiğini söyledi.

Çağlayan, ''Diğer taraftan demir-çelik sektöründe biz dünyanın 2. ithalatçısıyız ve fiyatı bizim belirlememiz gerekirken, sektör birlik ve beraberlik içinde olmadığı için onların kabahati değil, biz fiyatı kendimiz pahalılaştırıyoruz. Bunun stratejisini çok iyi tespit ettiğimiz zaman biz dünyada bu hammaddeyi çok daha ucuza almış olacağız'' diye konuştu.

Bugün birçok ülkenin gelecek planları yaparken dünyadaki birçok kaynağı birer birer ele geçirmeye ve bu konudaki ocakları işletmeye aldıklarını söyleyen Çağlayan, ''Aynısını bizim yapıyor olmamız lazım. Biz bu konuda geri kalamayız. Şimdi ben bunun çalışmasını yapıyorum. Gelecekteki rekabet burada olacak. 'Elinizde hammaddeniz var mı yok mu?'... Bu süreç artık bugün başlamıştır, bu konuda bizim de tedbirlerimizi almamız lazım. Teşvik sistemimizi de sil baştan gözden geçireceğiz. Bu yılın sonuna kadar bunları tespit edeceğiz'' şeklinde konuştu.

Peru'ya ihracat artışına ilişkin bir soruya karşılık da Bakan Çağlayan, Peru'ya olan ihracatın 2,1 milyon dolardan 20,1 milyon dolara çıktığını, demir-çelik sektöründeki ihracatın 94 bin dolardan 17 milyon dolara, kimyasal ürünlerin ihracatının da 500 bin dolardan 1,2 milyon dolara yükseldiğini kaydetti.

Bakan Çağlayan, ''Makine Tanıtım Grubu Başkanı Adnan Dalgakıran TOBB'un yapısını eleştirdi. Sizin bu konudaki değerlendirmeniz nedir?'' şeklindeki bir soruya karşılık da ''Bu konudaki görüşümü yarın söyleyeyim'' dedi.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi de, şu anda uygulanan politikanın bir dalgalı kur politikası olduğuna inanmadıklarını belirtti. Büyükekşi, ''Çünkü son 8 yıldır yönlendirilmiş, aşağı doğru giden kur var. Dalgalı kurda sıcak paranın çok büyük sıkıntı yarattığını, bunun kontrol altına alınması gerektiğini söyledik. Kur rejimiyle ilgili bir değişiklik istemedik'' dedi.

BAKAN ÇAĞLAYAN, BİRLİK BAŞKANLARI İLE BİR ARAYA GELDİ

Bu arada, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, açıklamalarının ardından, ihracatçı birlikleri başkanları ile bir araya geldi.

Bakan Çağlayan'ın, ihracatçı birlikleri başkanları ile gerçekleştirdiği değerlendirme toplantısı basına kapalı olarak devam ediyor.

AA





« Önceki Haber   |   Sonraki Haber »
 Haberin Etiketleri  
  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

3. havaalanının yeri belli oldu

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım...

Otomatik icra dönemi başladı

SGK, işverenlerin yasal süreç içerisinde ödemeleri gereken prim...

SGK 11 ay sonra pardon dedi

Sosyal Güvenlik Kurumu 11 ay ödediği emekli maaşını, geri istedi.

Gökkafes İstanbul'u güzelleştirdi!

Duayen işadamı Süzer, BUGÜN'e özel açıklamalar yaptı.

Sözleşmeli personele kadro sözü

200 bin memur ve 127 bin işçi kadrolu oldu. Şimdi 151 bin sözleşmeli...

Hakan Akkaya BUGÜN'e konuştu

İstanbul'un dünya moda başkentlerinden biri olması için hazırgiyim...

Bakan Yazıcı son kez uyardı!

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, yeni Türk Ticaret Kanunu ile...

IMF'ye ne kadar borcumuz var?

Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, Türkiye'nin IMF'ye kalan borcunu...

Karamehmet'in en büyük pişmanlığı

Çukurova Holding'in patronu Karamehmet, enerji bağımlılığını...

180 bin kişiyi işe alırız

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi...

İşte çeyrek altının fiyatı

Altın ve döviz piyasasından günün son rakamları...

Para Piyasaları
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.