Batı Nil Ateşi hakkında bilinmesi gerekenlerNasıl bulaşıyor, tedavi nasıl yapılıyor? İşte 3 kişinin ölümüne sebep olan Batı Nil Ateşi hakkında bilmeniz gerekenler...
Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Başkanı Mustafa Ertek, Batı Nil ateşi enfeksiyonu nedeniyle tanı konulan vakalardan ikisinin taburcu edildiğini bildirdi. Bilim Kurulu ve Bakanlık yetkilileri, Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlık Toplantı Salonu'nda düzenlenen basın toplantısında, gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtladı. Bir gazetecenin ''Ölümlerin görüldüğü illerde at ya da kuş ölümlerine rastlandı mı?'' sorusu üzerine Ertek, ''Tarım Bakanlığından aldığımız bilgiler çerçevesinde o yöre de at sayısının da çok az olduğu söyleniyor. Bu nedenle belki de dikkat çekici olmadı. Fakat Yunanistan ve Rusya gibi bunun görüldüğü ülkelerde önemli bir epidomiyolojik özelliği, bunun at ve kuş ölümlerinin bir ön belirti olarak sıkça görülmesidir'' dedi. Bu nedenle kendilerinin hem Tarım ve Köyişleri Bakanlığı hem de Çevre ve Orman Bakanlığına uyarıda bulunduklarını bildirdi. Ertek, yaşamını yitiren hastaların hangi illerden olduğunun sorulması üzerine, hayatını kaybedenlerden birinin Manisa, birinin Aydın ve diğerinin de Isparta illerinde yaşayan kişiler olduğunu söyledi. ''Yaşamını kaybeden üç kişiye teşhis konuldu. Bu kişilerin üçünde de sivrisinek ısırılması mı söz konusu? Sivrisinek ısırması sonucu öldü denilebilir mi?'' sorusuna Ertek, ''Bu üç kişi, Batı Nil Virüsü tanısı konmuş hastalar, ama bunların ilave olarak alta yatan başka hastalıkları var. Batı Nil virüsünün de bulaş yolu da culex cinsi sivrisinekler yüzde 99 ihtimalle. Çok düşük bir ihtimalle de kan nakli. Ölenlerin sivrisinek ısırması yüzünden öldüğünü yazmak doğru olmaz'' karşılığını verdi. Ertek, ''7 vakadan bahsettiniz. Bunlardan 3'ünün öldüğünü, 2'sinin takip edildiğini belirttiniz. Diğer iki hastanın durumu nedir?'' sorusuna, ''Tanı konulan hastalardan yaşamını yitiren ve takibi devam edenlerin dışındaki iki hasta taburcu edildi. Tam şifa ile taburcu. Tabii bu hastalığın ağırlığına göre de değişebilir. Çok ciddi vakalarda iyileşme 6 ayı da bulabilir. Hafif vakalar ise 3-5 gün içerisinde iyileşebilir'' cevabını verdi. Ertek, hastalarda aile içi bulaş olup olmadığına ilişkin bir başka soruya verdiği karşılıkta da ''Aile içi bulaş söz konusu değil. Solunum ya da temas yoluyla bulaşmadığı için aile içinde bulaş söz konusu değil. Sahada risk grubu olabilecek saha araştırmaları özel formlarla yapılıyor'' dedi. ''SİVRİSİNEKLERLE MÜCADELENİN ÜZERİNE YOĞUNLAŞILACAK'' Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom da ''Hastalık ölümcül mü ve Sağlık Bakanlığı ne gibi önlemler alıyor.'' sorusu üzerine şunları kaydetti: ''(Ölümcül virüs Türkiye'ye ulaştı, insanlar tehlikede ya da yaygın salgın başladı) gibi bir takım haberlerin vatandaşların arasında dolaşmaya başladığını görüyoruz. Virüs, ölümcül tabir edilen bir virüs değildir. Bugün sizleri bilgilendirmemizin sebebi, Sağlık Bakanlığının bugüne kadar yaptığı gibi tam şeffaf olma ve her şeyi kamuoyu ile paylaşma adına yaptığı bir basın toplantısıdır. Şu ana kadar 7 vaka görülmüştür. Bunun toplumun her kesimini etkiyecek bir hastalık olmadığının altını çizmek istiyorum. Bakanlığımız, bununla mücadelede, en başından bugüne kadar hemen hemen her gün Bilim Komisyonu toplanmış, hocalarımızın nezaretinde saha taranmış, benzen bulguları taşıyan hastalar varsa bunların bildirilmesi istenmiş ve sağlık personeline hangi bulgular konusunda nasıl hareket edileceği konusunda bilgi verilmiştir. Kesin teşhis konulduktan sonra ikinci aşamada insanlara bulaşmayı sağlayan sivrisineklerle mücadelenin üzerine yoğunlaşılacak. Kişilerin kendilerininde alması gereken tedbirler var. Özellikle belediyelerin bulundukları mekanlarda sivrisineklerin yaşamasına uygun ortam sağlayan su birikintileri, göller, kirli havzaları kurutmak ve bunları düzenli ilaçlamak yönünde gayretinin artması gerekiyor. Yine, diğer Bakanlıklara birlikte irtibatımızı sürdüreceğiz. Sağlık Bakanlığının da internet sitesinde hastalıkla ilgili ayrıntılı, doyurucu bilgi yayınlayacağız.'' Bilim Kurulu üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilimdalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Akın da virüsün bulaşmasının sivrisineklerin yaşam alanlarının ortadan kaldırılmasıyla önlenebileceğini söyledi. Akın, ''Özellikle kentsel alanlar, eskiden bu riski taşımamakla beraber, kentsel dönüşümün getirdiği gecekondulaşma, çöpler gibi nedenler sivrisineklerin yaşam alanlarını kentlerde de ortaya çıkarmıştır. Bu, iki ilaç sıkma ile değil, sivrisinek yaşam alanlarının ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacaktır'' diye konuştu. ''Virüs taşıyan sivrisineklerden virüslerin başka böceklere geçme olasılığı var mı?'' sorusu üzerine de Akın, ''Yok'' yanıtını verdi. ''TEDAVİ, DESTEK TEDAVİSİ ŞEKLİNDEDİR'' Hastalığa yakalanan kişilere uygulanan tedavi hakkında da bilgi veren Bilim Kurulu Üyesi ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdevs Aktaş da hastalarda sinir sisteminin tutuluşuna göre farklı belirtiler görüldüğünü söyledi. Belirtilerin ve santral sinir sistemi tutulumunun ağırlığına göre eksiklikler gelişebildiğini anlatan Aktaş, şunları kaydetti: ''Bunları destekleme şeklinde tedavi verilir. Örneğin, solunum desteği olabilir, beslenme desteği verilebilir. Açıkça tedavi destek tedavi şeklindedir, yoğun bakım gerekebilir. Bu tür destek tedavisi verilen hastaların çok fazla olmadığını söyleyebiliriz. Çok az hasta buna ihtiyaç duyar. Hastalığın iyileşmesi kendiliğinden iyileşme süreci şeklindedir.'' Aktaş, ''1970'li yıllarda ölüm oldu mu?'' sorusu üzerine de ''Gözükmedi. 70'li yıllarda kanda yapılan çalışmalarda, kanda bu virüsle enfekte olduğuna dair bağışıklık maddeleri saptandı. Hasta tespit edilmedi, ancak hasta da olmuş olabilir. Çünkü, o zamanın olanakları tanı koymaya yeterli değildi. Şimdiki olanaklar, tanı koyma imkanı veriyor'' dedi. ''HASTALIK EGE VE MARMARA BÖLGELERİNDE GÖRÜLDÜ'' Bilim Kurulu üyesi ve Sağlık Bakanlığı Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Şefi Doç. Dr. Hürrem Bodur ise hastalığın Türkiye'nin hangi bölgelerinde görülme riskinin yüksek olduğuna ilişkin bir soru üzerine, bugün itibariyle hastalığın batı illerinde görüldüğünü söyledi. Bodur, ''Hastalık Ege ve Marmara bölgelerinde görüldü. Aslında Rusya'da görüldüğünde 'Rusya'da ilkbahar ve yazın ilk ayları çok yağışlı geçti. Arkasından da çok aşırı bir sıcak oldu. İklim ve çevre değişikliği oldu. Bunun üzerine bu hastalık burada görülmeye başlandı' şeklinde bir açıklama yapıldı. Biz, bugün için Türkiye'de bu bölgelerde gördük, ancak 'şurada görülür, görülmez' diye bir öngörü yok'' diye konuştu. Hastalığa ilişkin Türkiye'nin her tarafında bilgilendirme yaptıklarını ifade eden Bodur, hastalığın başka yerlerde görülüp görülmeyeceğini takip edeceklerini söyledi. Bodur, ''1970'de yapılmış çalışmalarda, Ege Bölgesi'nde bu hastalığın geçirilmiş olacağı belirtildi. İnsanların kanında, bu hastalığı geçirmiş olduklarına dair işaretler vardı. Şimdilik bu bölgeler tespit edilenler, ancak duyarlılığımız tüm bölgeler için geçerli'' açıklamasında bulundu. BU ÇOK İNSANDAN İNSANA GEÇİŞ GÖSTEREN BİR HASTALIK DEĞİL'' Bilim Kurulu üyesi Bodur, ''İnsandan insana bulaşma riski var mı?'' sorusuna ise şu karşılığı verdi: ''Bu çok insandan insana geçiş gösteren bir hastalık değil. Ancak, akut hastalık döneminde hastaya bakım veren sağlık personeli eğer iğne ile o hastanın kanını alıp, bir şekilde kendisi yaralanırsa, bu tip bulaşmalar bildirilmiş. Ancak, solunum yoluyla bulaşan bir enfeksiyon değil. Vaka tarzında insandan insana bulaşabileceğini gösteren şeyler var, ancak biz temel olarak insandan insana bulaşan bir enfeksiyon olarak kabul etmiyoruz.'' Bodur, bir gazetecinin ''Kuş gribinden kanatlı hayvanlar, Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığında ise keneden insana bir geçiş oluyordu. Batı Nil ateşi, kuşun kendisinden doğrudan geçiyor mu?'' sorusuna ise ''Bu virüsün yaşam siklusu, sivrisinekle kuş arasında devam ediyor. insanlar ve atlar ise tesadüfen ara konak oluyor. Bu virüsü taşıyan sivrisineklerin tesadüfen atları ya da insanları ısırması sonucu yine tesadüfen ara konak şeklinde görülüyor. Kuşlardan insana direk bulaştığına dair bir veri söz konusu değil'' yanıtını verdi. (AA) |
| « Önceki Haber | Sonraki Haber » |
|
|
|
|
|
|
900 Tıp fakülteli arasında yapılan bir araştırmaya göre erkek doktor...