Erdoğan'dan flaş açıklamalar1915 olaylarına ilişkin flaş açıklama...''ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ DIŞ İLİŞKİLER KOMİTESİNİN KARARI, AÇIK SÖYLÜYORUM TÜRKİYE'YE HİÇBİR ZARAR VERMEZ'' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarıyı kabul etmesinin Türkiye'ye hiçbir şekilde zarar vermeyeceğini söyledi. Başbakan Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunun (TUSKON) Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarıyı kabul etmesinin ülkelerin karşılıklı ilişkilerine, menfaatlerine ve gelecek vizyonlarına çok büyük zarar vereceğini ifade etti. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Kaybeden biz olmayız. Kaybeden, küçük düşünenler, husumetle hareket edenler, intikam duygusuyla hareket edenler olur. Biz bu olumsuzluklara takılmayacağız. Biz işimize bakacağız. Biz kin duygusuyla, intikam duygusuyla, öfkeyle, husumetle değil, yapıcı bir tavırla gönüller kazanmayı kendisine hedef edinmiş bir duruşla yolumuzda ilerleyeceğiz. Dış İlişkiler Komitesinin bu kararı, açık söylüyorum Türkiye'ye hiçbir zarar vermez.'' ''TÜRKİYE'DE YASAMA DA YÜRÜTME DE YARGI TARAFINDAN KUŞATILMIŞTIR'' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'de yasama da yürütme de yargı tarafından kuşatılmıştır'' dedi. Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu'nun (TUSKON) Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in açıklamalarına atıfta bulunarak, şunları kaydetti: ''Dün yargıdaki bir başkanımızın yaptığı bu açıklama, gerçekten bizi üzmüştür. Nedir? 'Yargı, kuşatma altındadır' ifadesi veya 'Yargı kuşatılmaya çalışılıyor' şeklinde bir ifade. Ben bu değerli dostuma şunu hatırlatmak isterim; bu ifadeniz bir defa ne yasal uygulamalarla ne de filli uygulamalarla mümkün değil. Ancak şunu ben burada çok rahat söyleyebilirim; Türkiye'de yasama da yürütme de yargı tarafından kuşatılmıştır. Eğer yasama organı 411 ile bir karar çıkartıyor da bu 411 yok sayılıyorsa yargı tarafından siz bu ülkede yasama veya yürütmenin yargıyı kuşatmaya çalıştığından bahsedemezsiniz. Ben örneklerle konuşuyorum. Aynı şekilde yerindelik kararı yürütmeye ait olduğu halde yargı yerindelik kararını yürütmenin elinden alıp kendisi uygulamaya koyuyorsa siz yargının yürütme veya yasama tarafından kuşatıldığından bahsedemezseniz. Yargının fiziki şartları yoktur eğer diyorsanız bu çok büyük bir haksızlık.'' ''O MECLİSTE 'EVET' OYU VERENLERİN ACABA KAÇ TANESİ ERMENİSTAN'IN YERİNİ HARİTADA GÖSTEREBİLİR” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarının onaylanmasını komedi olarak nitelendirerek, ''Bir kez daha ikaz ediyorum: Türkiye çok büyük bir ülkedir, büyüklüğünü anlamayanlar anlayacaklardır'' dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunun (TUSKON) Haliç Kongre Merkezi'nde yapılan 3. Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, dış politikanın, korku, husumet, kin, öfke, intikam ve nefret üzerine inşa edilemeyeceğini vurguladı. ''Tarihte yaşanan acı olayları sürekli sıcak tutarak, ön yargıyla, yalan yanlış bilgilerle bir ülkenin dış politikasına rota çizilmez'' diyen Erdoğan, böyle yapanların çağa yakışmayan bir vizyon ortaya koyacaklarını, ekonomi ve sosyal yaşamda da geri kalmaya mahkum olacaklarını söyledi. ''GELECEĞİ, GEÇMİŞTE YAŞANANLAR ÜZERİNE İNŞA ETMEYECEĞİZ'' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Biz bu coğrafyada, bölgede, tarihin en büyük acılarını yaşamış bir ülkeyiz. Özellikle 1. Dünya Savaşı'nda bu topraklardaki hemen hemen her haneden en az bir kişi değişik tepelerde şehit düştü. 17-18 yaşındaki Mehmetçikleri, aynı anda hem çöl sıcağında hem Allahuekber Dağları'nın dondurucu soğuğunda şehit verdik. Binlerce kilometre uzaktan askerler geldi. Yeni Zelanda'dan, Hindistan'dan, Afrika'dan askerler buralara geldi. Mehmetçik deyim yerindeyse, 7 düvele göğsünü siper etti. Yaşadığımız acı, sadece savaşlardan ve çatışmalardan ibaret değil. Kafkasya'daki, Balkanlar'daki, Orta Doğu'daki, Kuzey Afrika'daki, Akdeniz'deki adalardan binlerce aile yerlerini yurtlarını bırakıp Anadolu'ya göç etti. Yaşanan acının tarifi mümkün değil. Bu ülkenin Mehmetçiği annesini, eşini, çocuğunu, nişanlısını geride bırakıp Yemen'de, Trablus'ta, Hicaz'da, Basra'da, Antep'te alnından vurulup yere düşerken, maalesef milislerin, yağmacıların, fırsatçıların önünde büyük bir mezalim yaşadı. Elbette bu acıları unutmadık, unutmayacağız ama geleceği de bu acılar üzerine şekillendirmeyeceğiz. Geleceği, geçmişte yaşananlar üzerine inşa etmeyeceğiz.'' ''TÜRKİYE GELECEĞE BAKIYOR'' Erdoğan, büyük devletlerin geçmişten ders alırken, geleceğe baktıklarını, Türkiye'nin de geleceğe baktığını vurgulayarak, şunları kaydetti: ''Geçen gün ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Ermeni tasarısını 22'ye karşı 23 oyla kabul etti. Peki ne oldu? Şimdi kim kazandı? Kimin zararına, kimin yararınadır bu tasarı? ABD mi, Ermenistan mı kazandı? Şimdi tarih yeniden yazılıyor. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde öyle bir senaryo oynandı ki bu bir komedidir. Bir kişi 'evet' değil de 'hayır' oyu kullanmış olsaydı veya 5 dakika bekletilmesi gerekirken bekletilmeden hemen 'İstediğimi yakaladım' deyip toplantıyı kapatan bir başkanın anlayışının olduğu yerde evet her şey değişebilirdi. Tarihin, yani geçmişin seyrini mi değiştirdiklerini zannediyorlar. Allah aşkına tarihe böyle bakılabilir mi? Tarihe böyle bakmak siyasetçilerin mi işidir? O mecliste 'evet' oyu verenlerin acaba kaç tanesi Ermenistan'ın yerini haritada gösterebilir?'' Komitedeki oy kullanma şeklini de eleştiren Başbakan Erdoğan, ''Bunların kaç tanesi Osmanlı tarihini biliyor? Böyle bir oy kullanma olur mu? Kaç tanesi Türkiye'nin Ermenistan'a yönelik iyi niyetli girişimlerinden haberdar? Siz komite toplantısı yapacaksınız, elinizi indirip, elinizi kaldıracaksınız, böylece tarihe yargıda bulunacaksınız, böyle bir komedi olabilir mi? Bir kez daha ikaz ediyorum; Türkiye çok büyük bir ülkedir. Büyüklüğünü anlamayanlar anlayacaklardır'' dedi. ''TÜRKİYE BUGÜN SİZLERİN GAYRETİ, SAMİMİYETİ VE HEYECANIYLA YERYÜZÜNDE TEKRAR UFUKLARIN EFENDİSİ OLUYOR'' Başbakan Recep Erdoğan, Türkiye'nin işadamlarının gayreti, samimiyeti ve heyecanıyla yeryüzünde tekrar ''ufukların efendisi'' olduğunu belirterek, '' Türkiye bu yıl küresel krizi hızlı bir şekilde geride bırakıyorsa krizin etkilerinden hızlı bir şekilde sıyrılıyorsa işte bu gayretlerin neticesinde oldu'' dedi. Erdoğan, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu'nun (TUSKON) Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen 3. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, 2005'te kurulan TUSKON'un 5 yıl gibi kısa bir sürede Türkiye'nin 7 bölgesinde 150 işadamı derneği ile örgütlenmesinin, üye sayısının 15 bini geçmesinin gurur verici bir tablo olduğunu söyledi. TUSKON'un sadece Türkiye içinde de değil, küresel ölçekte varlığın hissettirdiğini, dünyanın birçok bölgesinde adından söz ettirdiğini anlatan Erdoğan, konfederasyonun 5 yılda Brüksel, Moskova, Washington ve Pekin'de temsilcilik açmasının da küresel vizyonun en somut göstergesi olduğunu vurguladı. Erdoğan, 50 işadamıyla Endonezya'ya giden TUSKON heyetinin 600 Endonezyalı işadamı tarafından karşılandığın belirterek, TUSKON'luların İstanbul'a dünyanın dört bir yanından gelen işadamlarını evlerinde ağırladıklarını, o ülkelere gittiklerinde de baş tacı edildiklerini bildiğini söyledi. Bu gayretlerinden dolayı işadamlarına şükranlarını sunan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Türkiye'nin adını dünyayla duyurduğunuz, eşsiz zenginliğini küresel ölçekte tanıttığınız için teşekkür ediyorum. Türkiye bugün sizlerin gayreti, samimiyeti ve heyecanıyla yeryüzünde tekrar ufukların efendisi oluyor. Türkiye barışa katkılarıyla adalet çabalarıyla küresel ticarete vurduğu damgasıyla TUSKON gibi örgütleriyle ve başarılı işadamlarıyla bugün bir kez daha farklı şekilde ufukları kucaklıyor. Türkiye, nasıl Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde barışa katkı sunuyorsa G-20 platformunda ekonomiye katkı sağlıyor, nasıl Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde varsak, aynı şekilde Medeniyetler İttifakının eş başkanı olarak medeniyetler arası diyalog ve hoşgörüye katkı sağlıyoruz. Artık dünyada işadamlarımızla varız.'' Erdoğan, Türkiye'nin iş hacmi boyutuyla Çin'den sonra ikinci sıraya yükselen müteahhitlerle dünyada varolduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin markaları, ürünleri, otoyolları, havayollarıyla dünyada temsil edildiğini kaydetti. TÜRK İŞADAMLARININ BAŞARISI Başbakan Erdoğan, hangi ülkeye gittiyse karşısına başarılı Türk işadamlarının çıktığını, ziyaret ettiği ülkelerin devlet başkanı ve başbakanlarının oradaki Türk işadamlarının başarısını, çalışkanlığını ve dürüstlüğünü ifade ettiklerini anlattı. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Buradan binlerce kilometre uzağa gidip bir Türk işadamının inşa ettiği eseri görmenin ne büyük bir mutluluk olduğunu çok iyi biliyorum. 'Bu yolu bir Türk firması yaptı', 'Bu alışveriş merkezinin sahibi bir Türk' denildiğinde tarifi mümkün olmayan bir memnuniyet ve heyecan duyuyorum. Bizlere bunu yaşatan tüm işadamlarına teşekkür ediyorum. Bir tır şoförünün sınırda karşılaştığı sorun benim meselemdir. Bunu çözmek için gayret göstermek zorundayız. Aynı şekilde ilgili arkadaşlarımın meselesidir. Bir işadamının karşılaştığı zorluk, benim meselemdir. Bunu çözmek için elimden geleni yapmak zorundayım. Onun için buradayım. Hak edişleri ödenmeyen, alacaklarını alamayan müteahhidin meselesi benim meselemdir. Gurbet ellerde evine ekmek parası götürebilmek için her türlü sıkıntıya göğüs geren işçinin meselesi benim meselemdir. İşadamları ile yan yana, omuz omuza, ülke ülke dolaşıp yatırım ve ticaret imkanlarını kovalamak benim meselemdir. Bu bir lüks değildir.'' ''TÜRKİYE'NİN KREDİ NOTU ARTIRILDI'' Başbakan Erdoğan, vize sorunun çözmenin, vizeleri kaldırmanın, ticaret ve yatırımı kolaylaştıracak anlaşmalara imza koymanın da kendi meselesi olduğunu ifade ederek, bunları dert ve mesele edindikleri için Türkiye'yi bu seviyelere taşıdıklarını söyledi. Türkiye'nin 26. sıradan gelip dünyanın en büyük 17. ekonomisine yükselmesini bu gayretlerin neticesinde gerçekleştiğini vurgulayan Erdoğan, ''Türkiye bu yıl küresel krizi hızlı bir şekilde geride bırakıyorsa krizin etkilerinden hızlı bir şekilde sıyrılıyorsa işte bu gayretlerin neticesinde oldu'' dedi. Erdoğan, Türkiye'nin küresel krize rağmen, 102 milyar dolar ihracat yapabilmesini, şubat ayı ihracatının bir önceki aya göre yüzde 20 oranında artmasını bu gayretlere bağlayarak, 7 yıl önce 13 milyon turisti ağırlayan Türkiye'ye geçen yıl krize rağmen 27 milyon turisti geldiğini belirtti. Erdoğan, dünyada turizm çökerken Türkiye'de yükseldiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, son iki ayda 4 ayrı uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye'nin kredi notunu artırdığına dikkati çekerek, şunları söyledi: ''Bunlar strateji, kararlı politika, cesur irade neticesinde ortaya çıkıyor. Biz Türkiye'nin büyüklüğüne inandık. Bu aziz milletin çalışkanlığına, bu toprakların bereketine inandık ve bu sonuçlara ulaştık. Biz her zaman kucaklayıcı olduk. Bundan sonra da barış, adalet, karşılıklı çıkar temelinde kucaklayıcı olmaya devam edeceğiz.'' ''ANKARA-ESKİŞEHİR ARASINA, ANKARA-İSTANBUL ARASINA, ANKARA-KONYA ARASINA, SİVAS ARASINA HIZLI TREN HATTI DÖŞEMEK TEK BAŞINA YETMİYOR.” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Tek başına yol inşa etmek, tek başına otoban inşa etmek yetmiyor. Ulaşımı kolaylaştırmak için, kaliteli ve hızlı bir ulaşım altyapısını oluşturmak için geniş, kaliteli yollar inşa ederken, eş zamanlı olarak demokrasi otobanını, hukuk otobanını da inşa etmek zorundasınız'' dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunun (TUSKON) Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 3. Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, son 7 yılda 23 ülkeyle ve sadece son 6 ay içinde Suriye, Lübnan, Ürdün, Katar, Libya, Arnavutluk, Tacikistan ve Tanzanya ile Türkiye arasında vize uygulamasının kaldırıldığını hatırlatarak, ''komşularla sıfır problem'' dediklerini ve bütün komşularla sorunların masaya yatırıldığını anlattı. Erdoğan, çözüme zorlayan tarafın Türkiye olduğunu belirterek, ''Daha 10 yıl öncesine kadar Suriye-Türkiye çatışmasından söz edilirken, bugün aramızdaki mayınları temizliyoruz'' dedi. Gaziantep'ten Halep'e, Musul'a gidildiğine, Kilis'te, Gaziantep'te, Hatay'da ciddi canlanma görüleceğine işaret eden Erdoğan, ''Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin, 'Türkiye'den geliyorum' dediğiniz zaman büyük bir sempatiyle karşılanıyorsunuz. Çünkü bizim çağrımız, barış çağrısı. Çünkü biz her fırsatta ve her platformda adaleti savunuyoruz. Korkmadan, çekinmeden, tereddüt etmeden her ortamda hakkı ve hukuku savunuyor, her kim olursa olsun biz haklının ve doğrunu yanında yerimizi alıyoruz. Türkiye'ye kazandıran da budur, kazandıracak olan da budur. Bu şekilde, yolumuzda yürümeye devam edeceğiz'' diye konuştu. ''MİLLETLE DEVLETİ KAVUŞTURMADIĞINIZ, KAYNAŞTIRMADIĞINIZ SÜRECE...'' Başbakan Erdoğan, Türkiye ekonomisinin küresel kriz şartlarına rağmen başarılı bir performans sergilediğini ve bu başarıların Türkiye'yi yakından takip eden uluslararası kuruluşlar tarafından da teyit edildiğini aktararak, 2010 ve 2011 yılında Türkiye ekonomisinin, dünyada en hızlı büyüyecek ekonomiler arasında yer alacağının da güvenilir kuruluşlar tarafından ifade edildiğini anlattı. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Tabii burada çok önemli bir husus var. Biz, partimizi kurduk ve 3 Kasım seçimlerinde kendimize bazı hedefler koyduk. '10 yıl içinde 500 bin konut üreteceğiz' dedik. Şu anda 420 bin rakamına ulaştık ve inşallah 2011'de 500 bini yakalıyoruz. 142 bin 634 dersliği, 63 yeni üniversiteyi, bu ülkenin eğitimine kazandırdık. Şurası daha önemli; '15 bin kilometre bölünmüş yol yapacağız' dedik, güldüler, dalga geçtiler. Çünkü onların bunu yakalaması mümkün değildi. '79 senede 6 bin 100 kilometre yol yapan bir ülkede, kalkıp da bir-iki dönemde 15 bin kilometre yol yapılır mı?' Bunların bakış açısı buydu. 7,5 yıl sonunda bitirdiğimiz 11 bin 373 kilometre yoldur. Aynı hızla devam ediyoruz, inşallah bunu süratle bu dönem sonunda bitirmekte kararlıyız.'' Şu anda Türkiye'nin 17 bin 474 kilometre bölünmüş yolu bulunduğunu kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti: ''Bakın nereden nereye geldik. Çünkü yol medeniyettir, su medeniyettir fakat tek başına yol inşa etmek, tek başına otoban inşa etmek yetmiyor. Ulaşımı kolaylaştırmak için, kaliteli ve hızlı bir ulaşım altyapısını oluşturmak için geniş, kaliteli yollar inşa ederken, eş zamanlı olarak demokrasi otobanını, hukuk otobanını da inşa etmek zorundasınız. Ankara-Eskişehir arasına, Ankara-İstanbul arasına, Ankara-Konya arasına, Sivas arasına hızlı tren hattı döşemek tek başına yetmiyor. Demokrasiyi de hukuku da bu şekilde hızlı, kaliteli, sağlıklı bir yapıya kavuşturmak gerekiyor. Biz asrın projesi olarak kabul edilen Marmaray'la Boğaz'ın iki yanını, Asya ile Avrupa'yı, hatta Pekin ile Londra'yı demir yollarıyla birbirine bağlıyoruz ama milletle devleti kavuşturmadığınız, kaynaştırmadığınız sürece bu altyapı çalışmaları yeterli olmuyor. Yük taşıyan tırlar güvenli bir şekilde seyahat edecekler. İnsan taşıyan otobüsler, otomobiller, güvenli bir şekilde seyahat edecek. Aynı zamanda siyaset de güvenli şekilde seyahat etmeli, hukuk da sağlam bir zeminde ilerlemeli. Nasıl trafik kazaları artık minimum seviyede görülüyorsa, ölümlü kaza sayısı azalıyorsa, siyasetin de artık trafik kazaları yapmayacağı, durmayacağı, duraklamayacağı bir yola kavuşması gerekir.'' Aksi takdirde aracın iki tekerleği otobanda iken, diğer iki tekerleği dışarıda kalıp, aracın olduğu yerde dönüp duracağını ifade eden Erdoğan, 7,5 yıl boyunca bu anlayışla hareket ettiklerini, 11 bin 373 kilometre bölünmüş yol yaparken, demokrasinin, hukukun, milli iradenin, hak ve özgürlüğün sağlıklı bir şekilde ilerleyebileceği yollar inşa etmenin mücadelesini verdiklerini söyledi. ''VESAYETÇİ, STATÜKOCU YAKLAŞIMLAR BİR BİR ÇÖZÜLÜYOR'' Başbakan Erdoğan, ''demokrasi zenginleşmezse, demokrasi gelişmezse, ekonominin ve vatandaşın zenginleşemeyeceğini'' söylediklerini aktararak, şöyle konuştu: ''Hem demokrasiyi hem de ekonomiyi aynı anda zenginleştirmek, güçlendirmenin mücadelesini verdik. AK Parti iktidarında Cumhuriyet tarihinin en büyük demokrasi dalgalarına şahit oluyoruz. Vesayetçi anlayışlar, statükocu yaklaşımlar bir bir çözülüyor. Şu anda da ibretlik bir tartışma yürütülüyor. Açıkçası ilk kez yaşadığımız bir tartışma değil. Ne diyorlar? 'Profesörün oyuyla, çobanın oyu bir olamaz' diyorlar. Demokrasi kavramına işlerine geldiği gibi yorumlar getiriyorlar. Milli egemenlik kavramından işlerine geldiği gibi söz ediyorlar. 'Anayasa'yı değiştiremezsiniz' dediler, çok daha ileri gittiler 'Cumhurbaşkanını seçemezsin' dediler. 'Bu Meclis anayasa yapamaz, reform yapılamaz' diyorlar. Bir siyasetçi bunu nasıl söyler? Halkın oyuyla seçilmiş, halkın tercihiyle oraya gelmiş, üzerinde milletin emanetini, milletin yetkisini, milletin vesayetini taşıyan bir kişi bunu söyleyebilir mi, bunu savunabilir mi?'' dedi. ''YAŞANANLAR APAÇIK BİR DEMOKRASİ SINAVIDIR, SAMİMİYET SINAVIDIR” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliği konusunda, ''Biz hazırlıklarımızı yapacağız, parlamento içi, parlamento dışı bütün siyasi partilerle, hatta ilgili STK'larla da görüşmelerimizi yapacağız. Ondan sonra yola çıkacağız. Olur veya olmaz bizi ilgilendirmez, ama biz adım atacağız'' dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunun (TUSKON) Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen 3. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarıyı kabul etmesine atıfla, siyasetteki politikalarının dik durmak olduğunu vurguladı. Erdoğan, ''Kimse bizi yalan ve yanlış politikalara kurban edemez ve orada verilecek kararlar da bizi bağlamaz. Tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle Türkiye çok büyük bir devlettir. Bu ülke, bir kabile devleti değildir. Bunu herkes görecektir'' diye konuştu. ''Türkiye'nin bu tür komedilere, bu tür parodilere, oldu bittilere pabuç bırakmayacak kadar asil bir duruş sahibi olduğunu'' kaydeden Erdoğan, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi kararının Türkiye'ye hiçbir zarar vermeyeceğini, ancak ülkelerin karşılıklı ilişkilerine, menfaatlerine, gelecek vizyonlarına çok büyük zarar vereceğini söyledi. Erdoğan, ''Kaybeden biz olmayız. Kaybeden, küçük düşünenler olur, intikam duygusuyla hareket edenler olur. Biz, bu olumsuzluklara takılmayacağız. Biz, işimize bakacağız. Biz kin duygusuyla, intikam duygusuyla, öfkeyle değil, yapıcı bir tavırla gönüller kazanmayı kendisine hedef edinmiş bir üslupla yolumuza devam edeceğiz'' dedi. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ Başbakan Erdoğan, anayasa değişikliği konusuna değinerek, ''Bu Meclis anayasa yapamaz'' denilmesinin, kendini inkar anlamına geldiğini belirtti. Erdoğan, şöyle devam etti: ''Seni oraya seçip gönderenlere, sen bu haksızlığı nasıl yapabiliyorsun? Millet seni oraya yasa yap diye gönderiyor ama sen 'Bu meclis yasa çıkaramaz, anayasa yapamaz' diyorsun. Seçim diye tutturdular. 'Haydi referanduma gidelim' diyorsunuz ona da karşı çıkıyorlar. Niye? Bunların milletin iradesine saygısı yok, milletten korkuyorlar, milletten ürküyorlar, herhangi bir konuyu millete götürme noktasında acayip korkuyorlar çünkü ne olacağının farkındalar.'' Muhalefetin, henüz ne tür değişiklik yapılacağı belli değilken, çalışmanın mahiyeti ortada değilken, kökten reddetme yoluna gittiğini söyleyen Erdoğan, ''Hani siz uzlaşmacıydınız, hani uzlaşmadan yanaydınız? Acaba ne müzakere edilecek bunu bir görün de kararı ondan sonra verin. Bunların reform diye, çağdaşlık diye, hak ve özgürlükler diye, ileri demokrasi diye, çağdaş hukuk diye bir derdi yok'' dedi. Erdoğan, bu değişimi AK Parti'nin yapmasına karşı çıkıldığını, sırf AK Parti istiyor diye birçok konuda engel çıkarıldığını belirterek, ''Ama şuna emin olun, bunlar reformun, değişimin, gelişmenin kendisine de karşılar. Statüko bunların genlerine işlemiş, vesayetçi anlayış bunların iliklerine kadar işlemiş. Fakat biz hazırlıklarımızı yapacağız, parlamento içi, parlamento dışı bütün siyasi partilerle, hatta ilgili STK'larla da görüşmelerimizi yapacağız. Ondan sonra yola çıkacağız. Olur veya olmaz bizi ilgilendirmez, ama biz adım atacağız'' diye konuştu. ''SEÇİME GİDELİM DESENİZ, BİN DEREDEN SU GETİRİRLER'' Muhalefetin ''Anayasa yapma uzlaşmam, destek vermem, Anayasa Mahkemesine götürürüm. Referandum yapma. Reform yapma'' dediğini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Peki ne yapalım? Erken seçime gidelim. İnanın, haydi seçime gidelim deseniz bin dereden su getirip kaçacak delik ararlar. Bunlar sadece blöf yapıyor. Bunlar kendilerini inkar etmekle kalmıyorlar, halkı da inkar ediyorlar, milleti de inkar ediyorlar. Oy çokluğu milli irade değilmiş. Son zamanlarda bazı medyadaki temsilcileri çıkıp konuşuyorlar. Diyorlar ki millet yüzde yüz bir konuda ittifak etse bile bunun bir anlamı yok. Ne zaman anlamı var? Şimdi yüksek mahkeme toplanacak, 5'e karşı 6 oyla siyasi partileri kapatabilecek ama bu milletin referandumda söyleyeceği söz bir anlam ifade etmeyecek. Ne oldu? Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi. Hani Gazi Mustafa Kemal Atatürk böyle demişti, ne oldu? Hani anayasamızın değiştirilemez başlığı buydu, ne oldu? TBMM'nin yarıdan fazlası, hatta dörtte üçü -ki üçte ikisini gördük biliyorsunuz- dörtte üçü bir konuda ittifak edecek, bu bir anlam ifade etmeyecek, ama öbür tarafta atanmışların oyları veya bir kişinin dudak arası bu ülkenin kaderini değiştirecek ve bunun adı da demokrasi olacak ve bunun adı hakimiyet-i milliye olacak. Bu çağdışı zihniyet 3 Kasım'da da 22 Temmuz'da da milletten gerekli cevabı almıştır. Bakın ben çıkıyorum diyorum ki, 'Millet ne derse o olur. Gelin bu milletin engin ferasetine başvuralım. Sonuç olumlu da çıksa, olumsuz da çıksa benim milletin önünde boynum kıldan incedir' diyorum. Bir siyasetçiye düşen, demokratik zeminde siyaset yapanlara düşen de işte aynen bunu söyleyebilmektir. 22 Temmuz öncesinde millet iradesini hiçe sayan, millete 'bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam' diyen bir parti vardı. Bugün sayının ikiye çıktığını büyük bir üzüntüyle görüyoruz.'' ''BUNLARIN TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ MİLLETİN TA KENDİSİNE'' Erdoğan, kendi dönemlerine kadar Türkiye'nin ortalama hükümet etme süresinin 16 ay olduğunu, şu anda ise seçimlere 17 aylık bir süre bulunduğu halde muhalefetin ''Bu meclis anayasa yapamaz'' dediğini vurgulayarak, şöyle konuştu: ''Her siyasi partinin hedefi iktidar olmaktır. Bunların iktidar olmak gibi bir hedefi yok. Böyle bir gayeleri, böyle bir çabaları yok. İktidar hedefi olmayanların ülkenin bekasına ilişkin pozitif bir düşünce ortaya koymaları imkansızdır. Yaşananlar apaçık bir demokrasi sınavıdır, samimiyet sınavıdır. Bu süreçte koparılan fırtınanın tek sebebi antidemokratik anlayışların, vesayetçi anlayışların bir bir yıkılmasıdır. Meclisin iradesini küçümseyenlerin de, yasamanın yetkilerini budamak isteyenlerin de, yürütmenin yetkilerini gasp etmek isteyenlerin de tek bir hazımsızlığı var; o da milletin egemenliğidir, milletin iradesidir. Sanmayın ki bunlar sadece AK Parti hükümetine, AK Parti'nin çoğunlukta olduğu bir meclise böyle engelleyici küçümseyici, engelleyici bir tutum içindeler. Bunların tahammülsüzlüğü milletin ta kendisine. Biz çok açık söylüyoruz 'Hakem millettir'. Herkes milletin hakemliğine inanır, herkes milletin hakimiyetine inanır. Bu ülkenin siyasetçileri de, kurumları da meşruiyetlerini milletten alır. Bundan sonra da yegane karar mercii millet olacaktır. Bugüne kadar milli iradeye ipotek koymak isteyenlere, Meclisin iradesini zafiyete uğratmaya çalışanlara, iktidarımıza yönelik karanlık hesaplar içine girenlere, milleti, meclisi, demokrasiyi, hukuku kuşatma altına almak isteyenlere fırsat vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz.'' TUSKON'A TEŞEKKÜR Milli birlik ve kardeşlik sürecine verdiği destekten dolayı TUSKON'a da teşekkür eden Başbakan Erdoğan, TUSKON'un eşleştirme uygulaması ile Batı'daki işadamlarıyla Doğu'daki işadamlarını buluşturduğunu ve tecrübe aktarımına katkıda bulunduğunu büyük memnuniyetle öğrendiğini kaydetti. Erdoğan, hükümet olarak çeşitli projeler, bölgesel ve sektörel teşvik uygulamaları, doğrudan ve dolaylı sosyal yardım ve projelerle bölgeler arasındaki dengesizliği gidermenin yoğun gayreti içinde bulunduklarını belirterek, bu gayretlerinin sivil toplum ve özel sektör tarafından desteklendiğini görmenin şevklerini artırdığını kaydetti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''En güzel, en verimli olmamız gereken dönemlerde hep ön kestiniz. Artık bunları anlatmak durumundayım ve anlatacağım, bedeli ne olursa olsun... Bu kadar biz samimiyetle önyargısız davranacağız, ama siz, bize önyargılı davranacaksınız ve çıkıp bu açıklamaları yapacaksınız'' dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunun (TUSKON) Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 3. Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, ''Yargının fiziki şartları yoktur'' demenin büyük haksızlık olduğunu belirtti. Erdoğan, hükümetleri dönemine gelene kadar, adeta ''merdiven altlarında'' adli çalışmalarını yapan bir Türkiye olduğunu dile getirerek, kendi iktidarları döneminde 170 kadar Adalet Sarayını bitirdiklerini kaydetti. Şu anda İstanbul'da, biri Çağlayan'da, diğeri de Kartal'da olmak üzere iki tane ''dev'' adalet sarayı yaptıklarını belirten Erdoğan, bunların Avrupa'nın bir numaralı adalet sarayları olacağını anlattı. Erdoğan, Çağlayan'daki adalet sarayının bu yıl sonu, Kartal'daki adalet sarayının ise gelecek yıl biteceğini bildirdi. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: ''Ya insaf edin, bunları görün. 'Fiziki şartlarımız müsait değil' nasıl dersiniz? Bunları size bu iktidar yaptı. Niye? Çünkü, 'Türkiye'ye o çalışma şartları yakışmaz' dedik. Ama sizler bize aynı şekilde yaklaşmadınız. En güzel, en verimli olmamız gereken dönemlerde hep ön kestiniz. Artık bunları anlatmak durumundayım ve anlatacağım, bedeli ne olursa olsun... Şu anda yargı, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, bu yerleri, yeni yapılmakta olan, yapılacak olan yerleri, Milli Emlaktan sizlere, en güzel yerde tahsis eden kim? Bu hükümet. Karşı mı olduk, bu yerleri tahsis ettik. Ödeneklerinizi hep veriyoruz, karşı mı olduk? Bu kadar biz samimiyetle önyargısız davranacağız ama siz, bize önyargılı davranacaksınız ve çıkıp bu açıklamaları yapacaksınız. Neymiş, 'HSYK'nın içerisinde Adalet Bakanı, Adalet Bakanı Müsteşarı yer alamazmış'. Biz gelene kadar neredeydi sizin aklınız yahu? Bundan önce bunları niye konuşmadınız. Biz mi getirdik, Adalet Bakanını ve müsteşarını HSYK'nın üyesi yaptık?'' YARGIYA ATAMALAR Yargıda kendilerinden önceki iktidarlar nasıl atama yaptılarsa kendileri de aynı şekilde atama yapacakken Danıştayın engel olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''(Danıştay) 'Hayır' dedi, 'yapamazsınız'. Nasıl olacak. Dediler 'kamera sistemi ile olacak'. Biz bu kamera sistemini birisinden duyduk da sizden duymayı anlayamadık. Yahu bugüne kadar kamera sistemi ile yargıya, Danıştaya, şuraya buraya adam mı alınır, Allah aşkına. Moğultay döneminde alınan adamları siz böyle mi aldınız. Şimdi biz aynı sistemle alırken ne oldu size? Şimdi diyor ki 'eksikliğimiz var, eleman eksikliği var'. Tamam işte eleman alalım. 'Olmaz, biz nasıl dersek öyle alacaksınız'. Tamam da yürütmenin görevi bu, senin görevin değil ki. Yasalar bu görevi yürütmeye vermiş, senin görevin değil. Ha, iktidar AK Parti iktidarı, rahatsızlık buradan geliyor. Dolayısıyla millete bunlar karşı. Ama ben şunu hatırlatıyorum. Kim olursanız olun, hiçbiriniz bu makamlarda kalıcı değilsiniz. Biz de değiliz, amaç şu gök kubbede hoş bir sada bırakmak. Söylemleriniz hukuka uygun olsun, söylemleriniz milletin mahşeri vicdanında yer bulsun. Eğer yer bulamazsa millet sizi mahkum eder, bizim mahkum etmemize gerek yok.'' Erdoğan, makam sahiplerine düşen görevin makamdan güç almak değil makamı güçlü kılmak olduğunu vurgulayarak, bu ülkenin makamlarını, koltuklarını güçlü kılacak insanlara ihtiyacı olduğunu, kendilerinin dertlerinin bu olduğunu sözlerine ekledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri sık sık alkışlarla kesildi.
|
| « Önceki Haber | Sonraki Haber » |
|
|
|
|
|
Haberin Yorumları (9 yorum)
|
|
bazı yorumculara şaşıyorum soy kırım yapmışız gibi atalarımızı suçluyorlar ülkeyi bölmek için bugün dış destekli pkk gibi ogünde ermeniler çalıştırılıyordu çatışmalar oldu hatta çete çatışmaları oldu her kesimden ölen oldu buna soy kırım diyemezsiniz şimdi soykırım mı oluyo pkk ile yapılan çatışmalarda ölenler sizi incitmiyormu kürdü çerkezi türkü alevisi lazı ermenisi bu ülkede vatandaş olan herkes üzülüyor buna soykırımmı diyelim ülkeyi bölmelerine izinmi verelim.
hasan ölçer
-
11:49, 08 Mart 2010 Pazartesi
sayın başbakanım sıfır problem demekki olmuyor
yargı işine gelince eğer senin dediklerini yaparsak yargı habur daki duruma döner oda emirlik ülkelerinde var kusura bakma ama ,bu iş olmaz,yargının aksayan yönleri değişir ortak bir kararla ben yaptım oldu diyerek değil.
adnan tuğ
-
09:39, 08 Mart 2010 Pazartesi
anlamadığım şey nedir biliyomusunuz neden biz bütün sorunlarımızı gizliyoruz saklıyoruz yada inkar ediyoruz ya arkadaşım mademki soykırım olmadı nerde milyonlarca ermeni hadi diyelim soykırım olmadı o zaman çıkacaksın cesurca tezlerini savunacaksın ölen ermenilerin sayısını ortaya koyacaksın ermenilerin öldürüğü insanlarımızın saysını ortaya koyacaksın nedir bu yok o ülke kabul etti bu ülke kabul etti iyi de oldu hersene kim bilir ne kadar para bu olaylar için harcanıyor artık şantaj yamamıyacak
muhamet
-
17:33, 06 Mart 2010 Cumartesi
pes doğrusu gerçeker bütün yüksek yargı chp nin emrinde çalışıyor. her emri yerine getiriliyor. bu yüksek yargı millet iradesini yok etti. siz milleti aptal mı zannediyorsunuz. ilk seçimde sizin zihniyetiniz yok olacak. artık millet kendini inkar edenleri iyi tanıyor.
ilhan
-
14:37, 06 Mart 2010 Cumartesi
yargıtay başkanının ve baykalın iddiasına göre yürütme yargıyı kuşatıyor. oysa bidiğim kadarıyle hep yargı yürütmeyü kuşatmış durumda görüyoruz bağımsızlık adı altında kendilerine dokundurtmamışlar acaba bu ülkede hükümetlerin görevi nedir. bu kadar insan niye boş yere vekil maaşı alıyorlar yargı ne güne duruyor.
Asım Ataseven
-
13:37, 06 Mart 2010 Cumartesi
|
Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Ova beldesinin AK Parti belde başkanı...
AK Parti Bitlis vekili işadamı Vahit Kiler ile Bitlis Milletvekili...
CHP’de, muhaliflerin 26 Şubat kurultayının “ihtiyati tedbir kararıyla...
CHP Diyarbakır İl Yönetimi mahkeme kararıyla kayyuma devredildi...
CHP’de muhaliflerin, ‘tek gün’ kurultay ilanının düzeltilmesi ve ‘iki...