17 Mart 2010 Çarşamba, 01:52
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt

Başbuğ'un 'tehlikeli' kefaleti

Yani Sayın Başbuğ, şimdi iyilik mi etmiş oluyor Saldıray Berk'e?

Başbuğ'un 'tehlikeli' kefaleti

Ahmet TAŞGETİREN yazdı...

"Balyoz planı ciddi" sözü iki önemli kişinin ağzından çıktı. Birisi Cumhurbaşkanı, diğeri Genelkurmay Başkanı...

Her iki değerlendirme, Cumhurbaşkanı-Başbakan-Genelkurmay Başkanı zirvesinden sonra yapıldı.

Balyoz planında en son kamuoyuna yansıyan bilgi, general rütbesindeki subayların, "darbeye yatkınlık" açısından tek tek fişlendiği hususu oldu.

Ben hep bu süreçte, şu veya bu kişiye kefil olmanın ya da suçlu ilan etmenin, bunu yapanlar açısından da büyük risk oluşturduğunu ifade ettim.

Bu tavırların, sürmekte olan yargıya müdahale bakımından sakatlığı bir yana, bizzat o kefaletin altına giren insanın konumunu da tehlikeye attığını belirttim.

Büyükanıt'ın Şemdinli'deki sabotajlara iştirak edenler hakkında "iyi çocuk" kefaleti hâlâ peşini bırakmıyor.

Baykal, Ergenekon için avukatlığa soyunmanın bedelini hep ödeyecektir.

İşte bakın, CHP'nin acar Milletvekili Muharrem İnce, "367 hata idi, 27 Nisan hata idi, çarşaf yırtmak hata idi" deyiveriyor. Siyasette, geçmişin vebal yükü sizin peşinizi bırakmıyor. (Devrim Sevimay'la mülakat, Milliyet, 16 Mart 2010)

Başbuğ'un 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'le ilgili sözleri, otomatikman gitti, Büyükanıt'ın "iyi çocuk" günahına eklemlendi.

Ortada savcılık tarafından hazırlanmış ve mahkeme tarafından kabul edilmiş bir iddianame var, sanık sıralamasının başında Saldıray Berk bulunuyor ve siz, Genelkurmay Başkanı olarak "İddianameye baktık, bizce suç yok, Berk'in arkasındayız" diyebiliyorsunuz. Yani bundan sonra muhakemeye gerek yok, yargıladınız, beraat ettirdiniz... Kendinizi buna yetkili gördünüz.

Bundan sonra da kalkıp, yargı bağımsızdır, o sürece hiç kimse müdahale edemez denecek...

Uzun tutuklulukların eleştirilmesini, tutuklamanın bir tür cezalandırma haline gelmesinin eleştirilmesini anlamak mümkün.

Ama şüpheli veya zanlı bir kişi için, "Bizce suçu yok, arkasındayız"a, yargıya müdahale dışında bir yorum getirme imkânı yok.

Başbuğ, "3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'e karşı olan özel sorumluluklarımız var. Astlarımızın karşı karşıya kaldığı sorunlarla yakinen ilgilenmek mecburiyetindeyiz" diyor. "Ordu komutanı ile yaptığımız görüşmelerde konuya ilişkin olarak kendisinin görüşleri sorulmuştur. Ordu komutanı çeşitli defalar bizlere iddia edilen olaylarla hiçbir ilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir" diyor.

Bunlar, sanki bir "generaller mahkemesi" kurulduğunu, orada beraat kararı verildiğini anlatıyor.

İnsan bu durumda, "Madem astlarınızın sorunlarıyla ilgilenme mecburiyetiniz var, o zaman tutuklu diğer muvazzaflar ne oluyor" diye sormaz mı? Böyle bir durumda, "Generaller kurtarılıyor, alt rütbedekiler okkanın altına gidiyor" sonucunu çıkarmaz mı?

Böyle bir durumda, Saldıray Berk'in, şu ana kadar ifade vermeye gitmemesi, yani mahkemeyi takmaması, Genelkurmay'dan aldığı cesaretin sonucu olarak görülmez mi?

Böyle bir durumda mahkeme kararı, Saldıray Berk lehine sonuçlansa dahi, ortada bir bit yeniği bulunduğu kuşkusu hep saklı kalmaz mı?

Yani Sayın Başbuğ, şimdi iyilik mi etmiş oluyor Saldıray Berk'e?

Balyoz'la ilgili iddialara bir kere daha dikkat çekmek gerekiyor.

Görüldüğü gibi bu davalar, zaman içinde iç içe giriyor.

Balyoz planı, 2003'te yola çıkan bir süreç. 2010 yılında bilirkişi olarak görevlendirilen bir kurmay binbaşı, "bu bir darbe planı" sonucuna vardı. Şimdi Genelkurmay oturup, Balyoz planı içinde geçen subayları tasnif mi etti, "şu darbeci, bu değil" kararına mı vardı, kim ile nasıl ilgilenecek, "astların sorunlarıyla ilgilenme mecburiyeti" Genelkurmay'a nasıl bir sorumluluk yüklüyor olabilir ki?

Şu ana kadar Genelkurmay'ın ilgi alanına girmeyen tutuklu asker kişiler, fiilen bu ilgiyi hak etmedikleri için mi ya da suçlu bulunduklarına dair Genelkurmay'da kanaat oluştuğu için mi ilgiden yoksun bırakılmışlardır?

Görüldüğü gibi her tavrın farklı sonuçları ortaya çıkıyor.

Yani bu iş öyle keyfine göre demeç verme işi değil.

Bence Sayın Başbuğ daha az konuşmalı. TSK'nın ulu orta tartışma zeminine çekileceği tartışmalardan kaçınmalı. Çünkü TSK'nın itibarı Başbuğ'dan da önceliklidir.

Duyarlılık-duyarsızlık

Başbuğ, dava konusu subaylar için yardım toplandığını, bir vakıf kurma düşüncesinin bulunduğunu da açıklamış. Dava açıldığında maaşlar yarıya düştüğü için sıkıntı çekilmekteymiş.

Gerçekten duygulu bir davranış!

Silah arkadaşlığı böyle bir şey olmalı.

Bunu okuyunca insanın aklına, bugüne kadar YAŞ kararıyla, yani yargısız infazla ordudan ihraç edilen "dindar subaylar"a karşı böyle bir sorumluluk duygusunun harekete geçip geçmediği sorusu geliyor. Onlar da büyük geçim sıkıntısı yaşadılar. O zaman böyle bir yardımlaşmayı düşünmek ne kelime, ihraç edilen subayların belediyelerde istihdamı bile öfke konusu oldu. Duyarlılık denen şey, o gün niye yoktu, bugün niye var? Haksız bir soru mu bu?




« Önceki Haber   |   Sonraki Haber »
Haberin Yorumları (13 yorum)
sayın taha sipahi gelip geçerken okunan bir gazete olduğunuzu zannetmeyin.ben devamlı okuyucunuzum.ayrıca ilker paşa da şunu bilmeliki eğer ordu komutanı suçlu çıkarsa bu işlere kendiside ortaktır. halk bu işlerin eskiden genelkurmayın bilgisi dahilinde olduğunu biliyor.emir komuta zincirsiz olmaz.paşa sözlü emir verse o iş yapılmaz mı yani evet derse onu şapkama söyler.
mehmet-misafir - 10:23, 17 Mart 2010 Çarşamba
bunun ne anlama geldiği gayet açık suçu yok çünki bende bunun içindeyim benimde suçum yok demek eğer öyle olmasa dursun çiçek ve diğerleri hala görevinin başında olurlarmıydı hukuka saygısı olan kişi bu zanlıların aklanana kadar görevden el çektirirdi ama yapmadı neden diye iyi düşünün
Mehmet Ali GÜFER - 09:30, 17 Mart 2010 Çarşamba
yorum yapan arkadaşlar hep misafir adı ile yorum yapılıyor hani diyorum şu siteye üye olsanızda bu gazetenin geçerken uğranılmayan bir gazete olduğunu bilsek
taha sipahi - 08:58, 17 Mart 2010 Çarşamba
ne kadar uğraşsanız bu ülkede ne darbe olur nede başka birşey.kendinize oyalanacak ciddi şeyler bulun.mesela tesbih çekin...
ibram - 08:50, 17 Mart 2010 Çarşamba
sayın taşgetiren elinize sağlık pa şanın duruma yaklaşımının sıkıntıla rını gayet güzel açıklamışssınız. ancak kamu idareciliğinde astlarına sahip olan onların kusurlarını görmeyene hatta bağışlayana çok iyi idareci baba adam gibi sıfatlar ya kıştırılır.başbuğun bu sıfatı kazanma yanında,devre arkadaşlığı, silah arkadaşlığı gibi mecburi sıfatlarıda üstlenmiş olmasına ilaveten tsk nın bugüne kadarki çalışma şekli,hukukun üstündeliği hesap vermezliğide düşünülürse başbuğun işinin zor old
izci - 08:32, 17 Mart 2010 Çarşamba
  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Sadece Türkler'e has ölümler

Biz Türk insanları ölümümüzle bile dünyada fark oluşturmayı...

İşte hainliğin sonu: Elinde patladı

18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...

Başbakan Erdoğan taburcu oldu

Cuma akşamı daha önce geçirdiği operasyonun tamamlama safhası için...

1'i MİT elemanı 5 kişi tutuklandı

Türkiye'ye sığınan Suriyeli komutanları Esed'e satanlar tutuklandı.

Terör örgütüne bir darbe daha

Ağrı merkezde terör örgütü KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda...

Tarsus'ta korkutan yangın

Mersin’in Tarsus İlçesindeki Organize Sanayi Bölgesindeki yangın...

Arama çalışması yeniden başladı

6 mürettebat için arama çalışması yeniden başladı

Fethullah Gülen'den Erdoğan'a mesaj

Fethullah Gülen, ikinci kez ameliyat geçiren Başbakan Recep Tayyip...

PKK'nın iki kampı dağıtıldı

Genelkurmay Başkanlığı, terör örgütü PKK kamplarına hava harekatı...

Taklit mafyası gözünü karartmış

Ünlü spor ayakkabıların taklitlerini üreten çete, hakim ve savcıları...

12 Eylül yargısının Çatlı engeli

7 TİP'liyi öldürdüğü gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı olan...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.