haberL haberR
1 facebook twitter googleplus

Yazarlar

21 Ocak 2012 Cumartesi
Paylaş
Tweetle
Paylaş
Gönder
Yazdır
A
A
Gönder

İlginç görüntüler

Toktamış ATEŞ Toktamış ATEŞ tokta@bugun.com.tr
Tarhan Erdem, Nurettin Sözen, Selçuk Erez ve birkaç arkadaşının düzenlediği "Taksim Toplantıları" ilginç konuklar getiriyordu. Bunlardan biri de rahmetli Rauf Denktaş idi. Kendisini ilk kez orada tanımıştım.
Hrant Dink'le tanışmam Agos gazetesinin hazırlıklarının ilerlediği dönemde olmuştu. Bir akşam Boğaz kıyısında bir yerde yemek yerken değerli arkadaşım Prof. Dr. Arus Yumul'la birlikte gelerek aramıza katılmıştı. Çok değer verdiğim ve sevdiğim Ermeni arkadaşlarım vardır. Fakat Hırant ilk tanıştığımız andan itibaren bambaşka bir yere oturdu. Zekâsı, kültürü ve iyi niyeti; gerçekten çok hoşuma gitmişti. Alçakça katledilmesi yüreğimi yakmıştı. Mahkemenin bu konudaki kararı acımı derinleştirdi...
Bugün; Hrant'ı değil Denktaş'ı yazacağım. Zira Hrant konusunda önümüzdeki günlerde de çok yazılıp çizilecek. Denktaş konusu ise güncelliğini yitirecek. Bu nedenle rahmetli Denktaş hakkındaki görüşlerimi sizlerle bugün paylaşmak istiyorum.

Kıbrıs sorunu ve Rauf Denktaş

Kıbrıs tarihine hiç girmek istemiyorum. Ancak Lozan Antlaşması'yla İngiltere'ye vermek zorunda kaldığımız adada; Rum nüfus biraz da Komünist Parti'nin etkisiyle; kısa bir süre sonra bağımsızlık ve Yunanistan'la birleşme talebi dile getirmeye başlamıştı. Kıbrıs'taki Türk halkı "İngiliz Milletler Topluluğu" gibi bir düzenleme içinde bağımsızlığa karşı değildi. Rumlar arasında da böyle düşünen çoktu. Fakat Yunanistan'la birleşme Türk cemaatinin de kabul edemeyeceği bir şeydi.
Kıbrıs Rumları; İngiltere yönetimine karşı terör silahı kullanarak mücadeleye başladığı zaman; Türk cemaati daha ziyade kendi iç tartışmalarıyla meşguldü. Fakat İngiltere, Kıbrıs Rumları ve Yunanistan'la tek başına uğraşmak ve "ikili" bir müzakere sürecine girmektense, Türkiye'yi de işin içine sokma gayretine girişti. Ve bunda muaffak oldu. İngiltere'nin bu gayretine İstanbul'da yayınlanan bazı günlük gazetelerin de ciddi katkıları oldu...
Türkiye'nin aklı başında bir Kıbrıs politikası yoktu. CHP'nin son dışişleri bakanı "Türkiye'nin Kıbrıs diye bir sorunu yoktur" derken; DP'nin ilk dışişleri bakanı büyük tarihçi Fuat Köprülü de; Türkiye'nin Kıbrıs konusunda taraf olmadığını vurguluyordu. Ancak zaman içinde çok şey değişti... İlk gençlik çağlarımda Beyazıt Meydanı'nda yapılan Kıbrıs mitinglerini anımsıyorum. On binlerce insan "Ya Taksim ya ölüm" diyerek slogan atıyordu. Zaten DP de "halkımız galeyan halinde" diyebilmek için tehlikeli bir yola başvurmuştu. Londra ve Zürih antlaşmaları bu hava içinde çok lehimize kaleme alındı. Ancak Kıbrıs Rumları ve liderleri Makarios tatmin olmamıştı.

Dr. Fazıl Küçük'ün tasfiyesi

Bu aşamada Kıbrıs Türk cemaatinin lideri ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devlet başkanı yardımcısı Dr. Fazıl Küçük'tü. Fazıl Küçük bağımsız ve iki toplumlu bir Kıbrıs'ın iyi bir çözüm olduğunu düşünüyordu.
Fakat Fazıl Küçük'ün bu görüşü; başta Rauf Denktaş olmak üzere bir kısım Kıbrıs Türkü ve çok daha önemli olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir kısım üst rütbeliler tarafından paylaşılmıyordu.
Bunların amacı bağımsız bir devlet idi ve ilk aşamada tüm çırpınışlarına karşın Dr. Fazıl Küçük tasfiye edildi.
Rahmetli Denktaş'ın ölene dek savunduğu düşüncenin; "çözümü çözümsüzlükle aradığı" söylenir. Bu görüş doğrudur ama; Kıbrıs Rumları'nın her şeyi yokuşa sürme çaba ve niyetleri belki de Rauf Denktaş'ı haklı kılmaktadır.
Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) tüm çabalarına karşın; EOKA terör örgütünün suikastları, köy basmalar ve nihayet Nikos Sampson'un Atina Cuntası'nın uzantısı olarak giriştiği darbe Denktaş'ı haklı çıkartır gibidir. Annan Planı'na karşı çok olumsuz olduğu bir gerçektir ama; AB'nin "bu plan reddedilse de Güney Kıbrıs AB'ye alınacaktır" gibisinden açıklamaları unutulmamalıdır.
Bu konuda yazacak ve söylenecek çok şey var. Ama maalesef yerim dar. Bir yandan "Bozkurt Denktaş" sloganları karşısında gözleri dolan; bir yandan sosyal demokrasiye yakın duran Rauf Denktaş; mücadeleyle dolu bir ömür yaşadı ve şerefli bir biçimde Hakk'ın rahmetine kavuştu.
Şimdi en üst makamda hesap veriyor. Allah rahmet eylesin...

Yorum Yaz
Yazının Yorumları (1 Yorum)
kisi sevdigi ile beraberdir.(el-mer'u mea men ehabbehu/hadis-i serif)
hasan ramazan - 10:20, 21 Ocak 2012 Cumartesi
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın

VİDEO GALERİ

Maçın ortasıda akıl almaz ölüm
  • Maçın ortasıda akıl almaz ölüm
  • Şişirilmiş piliçler dünyayı şoke etti
  • Kapkaç dehşeti kameralara yansıdı
  • Aileleriyle görüştürülmeyen polisler Silivri'ye gönderildi


YAZARLAR

  • Erhan BAŞYURTErhan BAŞYURTKandil'in bildiğini Akiller de bilmiyor!
  • Nazlı ILICAKNazlı ILICAKYolsuzluk dosyasında takipsizlik kararı
  • Nuh GÖNÜLTAŞNuh GÖNÜLTAŞBunların yeni Türkiye’sinde ekonomi nasıl olacak?
  • Ali Atıf BİRAli Atıf BİRYÖK, sistem değişikliği ve güç tekelleri
  • Gültekin AVCIGültekin AVCI17 Aralık kapandı mı?
  • Doğu ERGİLDoğu ERGİLDolmabahçe: Ortak akıl, ortak vicdan
  • Aykut IŞIKLARAykut IŞIKLARYeşilçam filmi gibi ama gerçeğin ta kendisi
  • Tarık TOROSTarık TOROSTelefondaki Öcalan fotosu
  • Yaşar ERDİNÇYaşar ERDİNÇBorsa yukarı döndü mü?
  • Bilal ÖZCANBilal ÖZCANTelevizyonun sesi uzaktan hoş gelir!
  • Elif KORKMAZELElif KORKMAZELUykusuzluk için bal yiyin
Erhan BAŞYURTKandil'in bildiğini Akiller de bilmiyor!

FOTO GALERİ

  • Avının hamile olduğunun öğrenince bakın ne yaptı?
  • Ad kavmi neden ve nasıl helak edildi?
  • Kar yağışı etkisi altına aldı
  • Türkiye'de durum bu kadar vahim
  • Kurutmalık bamyanın kilosu 70 liradan satılıyor
  • Bu meyve fazla kiloların düşmanı
  • Murat Yıldırım hacı oldu
  • Kozalaktan gelen şifa: Andız pekmezi
  • İşte en tehlikeli mevzideki IŞİD'liler
Aslan'dan ibretlik tepki
Kapat