SON DAKİKA
haberL haberR
Nuh GÖNÜLTAŞ
23 Temmuz 2009 Perşembe
İskender Pala da ordudan atılan bir denizci subaym
Normal 0 21 MicrosoftInternetExplorer4

"Oysa son derece çağdaş ve modern bir arkadaştı. Ailece görüşürdük, yazık ettiler."

Ben o zamana kadar İskender Pala'nın bir denizci subayken  eşi başörtülü olduğu için Deniz Kuvvetleri'nden atılan bir subay olduğunu bilmiyordum.

Çünkü tanıdığım İskender Pala hiç bu yönünden, ne ikili görüşmelerimizde söz etti ne de medyadan onun aslında eski bir asker olduğunu okumuştum.

Meğer, İskender Pala sudan sebeplerle ya da uydurulan bir kısım sebeplerle ordudan atılan en değerli askerlerden biriymiş.

Onu tanıyan herkes öven, yücelten cümlelerle ifade ediyor.

İskender Pala bugüne kadar hiç bu yönü ile gündeme gelmedi.

Edebiyatçı kişiliği, vatanseverliği, ince ruhluluğu, Divan Edebiyatı'ndaki ustalığı ile gündeme geldi.

Bilimsel tarafını öne çıkardı ve sonunda profesörlüğe kadar yükseldi.

Aşk, sevgi ve sanat konularında çok sayıda eseri var.

Bu eserlerin milyonlarca okuru var.

Yine eski bir Denizci askeri öğrenci olan Aydoğan Vatandaş'dan öğrendiğime göre İskender Pala Orduda Osmanlı Tarihi ve özellikle Donanma Tarihi konusunda da uzman kabul ediliyormuş.

Yunanistan ile Kardak Kayalıkları krizi başgösterdiğinde zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya'yı (Vefat etti) bu konuda bilgilendiren de oymuş.

İskender Pala gibi bir askeri ordudan attınız da elinize ne geçti?

Hiçbir şey, koskoca bir hiç!

O şimdi bir profesör.

Yüzlerce kitabı, milyonlarca okuru, binlerce öğrencisi var.

Divan Edebiyatı'nın yaşayan ender ustalarından birisi.

Sayısı az bulunan kültür ve sanat adamlarından biri o.

İskender Pala'nın neden Deniz Kuvvetleri'ndeki subaylık günlerinden hiçbir şekilde bahsetmediğini bilmiyorum.

Kırgınlıktan mı, üzüntüden mi yoksa kendisine yapılanlardan sonra hayatının o dönemini artık hatırlamak istemediğinden mi?

Biyografisinde bile bahsetmiyor o günlerden. Bir kitabının arkasına kendi yazdığı 'neden ve nasıl yazar oldum'u açıklarken çocukluk ve gençlik yıllarını anlatıyor ve sonrasını getirmiyor:

"Ben İskender Pala. Ders kitaplarının arasına mahrem sevgililerin resimleri gibi saklayarak evin soba yanan tek odasındaki kış gecelerinin Teksas ve Tommiks'lerini geride bıraktığım ilk mektep yıllarından sonra -ki kendilerini takip eden soluk benizliler yanlış istikamete gitsin diye Apaçilerin atlarının ayaklarına nalları ters çaktıklarını bu vesile ile bilirim- okuduğumu hatırladığım ilk kitap Peyami Safa'nın 9. Hariciye Koğuşu olmuştu. Kitabı elime aldığımda önce Kızılderili reisi Oturan Boğa'ya ihanet ettiğimden dolayı utandığımı ve bir asker hikayesi okuyacağımı vehmederken safran boyalı koridorlardan eter kokusu duyarak sükût-ı hayâle uğradığımı hâlâ unutmam. Galiba kitabın adındaki koğuş kelimesinin en masum askeri anlamıyla böyle düşünmüş ve yerli Kızılderili hikayeleri hayal ederken Uşak sokaklarında asker koğuşu hayal eder olmuştum. 9. Hariciye Koğuşu'nu lise yıllarımda yeniden okuduğum zaman ben de roman kahramanı gibi hasta yatağındaydım ve ıstıraplarımın ince sızılarında bir haram lezzeti duymuştum.

Bunu Peyami'nin Yalnızız'ı takip etti. O kitaptan aklımda kalan tek cümle -eğer yanlış hatırlamıyorsam- "Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım" idi ve ben Peyami'nin, yalnızca bu cümleye anlam katabilmek için o koca romanı yazdığına inanmıştım. Gerçekten de ilk gençlik yıllarımın bütün ruh ummanları bu cümleyle çalkalandı ve Türkiye'nin 70'li yıllarına rastlayan bütün gençlik fikir ve bunalımları yavaş yavaş beynimin cidarlarında acıyla, nefretle formatlanmaya başladı..."

Yazıya Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Son Yazıları

Tüm Yazıları
25.3.2015
Tayyip Erdoğan af-fet-mez
Duymuştum ama doğrulama imkanım yoktu. Cumhurbaşkanı MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın yeniden MİT’e atanması için gerekli kararnameyi imzalamıyor! Meğer doğruymuş. Hakan Fidan vekaleten yapıyormuş müsteşarlığı… Bundan sonra imzalayıp imzalamayacağı da bilinmez. Ama Tayyip Erdoğan’ı t...
24.3.2015
Durum bundan ibarettir
Son zamanlarda açılan davaların hepsinin geçmişi en az 5 yıl önceki olaylara dayanıyor. Her şey olmuş bitmiş, aradan geçmiş 5 koca yıl. Ama bunlarda jeton yeni düşüyor. Mesela... - 14 Aralık muhalif medyaya operasyonun konusu olan Tahşiyeciler operasyonu 2010’da yapılmış. - Dün başlatılan ...
22.3.2015
İstiskal
Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan ve AKP’ye yönelik atraksiyonlarının adını koymak gerekiyorsa olup biteni açıklayacak tek kelime “istiskal”dir. İzahı zor değil. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki ilişki biçimini “bir tür istiskal” diye anlatabiliriz. Yani, soğuk davranarak yok sayma, küçümseme, ...
21.3.2015
Esed de sizi kandırmış olmasın Sayın Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan özetle “Balyoz ve Ergenekon’da kandırılmışız” dedi ya… Bu sözün Yalçın Akdoğan’ın “Ordumuza kumpas kuruldu” sözünden daha ileri sonuçları olabileceğini de mi öngöremiyorlar acaba? Hem kim kandırmış bizim dünya liderimizi? İnsanlık hali. İnsanlar kandırılabilirle...
20.3.2015
Önemli olan halife olmak değil Ömer gibi adil olmaktır!
AKP Siirt İl Başkanı Fuat Özgür Çalapkulu Twitter hesabından “Uzun Adama muhtar bile olamaz dediler. Önce Başbakan sonra Reis-i Cumhur oldu. Şimdi de Başkan olamaz diyorlar. Halife geliyor hazır olun” diye yazınca bu konuda yazma gereği hasıl oldu. Yani diyor ki, önce başkan olacak, sonra da hal...
18.3.2015
Tayyip Erdoğan’a tarihi meydan okuma
Bir süredir geliştirdiği politik dil ile bütün kamuoyunun dikkatini çeken, her kesimden sempati toplayan HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik dünkü sözleri ile adeta zirve yaptı, politikanın Nirvana’sına erdi denilebilir. Demirtaş’ın sözleri Cumhurba...
17.3.2015
İngiltere’yi nasıl da unutmuşuz
80’li yıllardı. Lisede tarih hocamız 1960 darbesiyle ordudan tasfiye edilen subaylardan biriydi. Bir gün bize “Türkiye’nin en büyük düşmanı hangi ülkedir” diye sordu. Çoğunluk “Yunanistan” dedi. Hoca gözlerini büyüterek “Hayır, Türkiye’nin en büyük düşmanı İngiltere’dir” dedi. Hiçbir öğrenci “...