SON DAKİKA

Sadık Ünay

12 Şubat 2016 Cuma

Kalkınmanın can suyu enerji

Son yıllarda teknolojik dönüşüm ve verimlilik bağlamında atılan dev adımlara rağmen, stratejik enerji politikaları ve enerji arz güvenliği meselesi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için kritik önemini koruyor. 

ABD’den Rusya’ya, Çin’den AB’ye,  Körfez ülkelerinden Latin Amerika’ya kadar dünya sisteminde rol oynamaya çalışan güçlerin ulusal güvenlik planlamalarında ve ekonomik rekabet stratejilerinde enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi  halen başat öncelik konumunda. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı kapsamlı sunumda yer verdiği “enerji arz güvenliği, alternatif enerji kaynakları, sürdürülebilirlik, enerji piyasalarında serbestleşme ve enerji verimliliği” konuları aslında sadece Türkiye için değil; küresel güçler için de günümüzün öncelikli politika alanları.  

Rusya’nın neredeyse tüm küresel jeopolitik stratejisini enerji siyaseti üzerine kurduğu; Çin’in arz güvenliğini sağlamak üzere Avrasya’dan Afrika’ya kadar kaynak ülkelerle ortaklıklar aradığı; ABD’nin 40 yıl sonra petrol ihraç yasağını kaldırdığı; İran’ın dünya enerji piyasasına hızlı bir giriş yapmaya hazırlandığı günümüzde Türkiye’nin ekonomik dinamizmi de büyük ölçüde enerji siyasetine bağlı. Bu yüzden, mevcut problem alanlarına etkin çözümler sunmak üzere birkaç koldan ilerleyecek sofistike bir enerji stratejisi ve eylem planının güçlü bir siyasi iradeyle tereddütsüz uygulanması gerekiyor.    

Uygulamada stratejinin önemli ayaklarından biri HES’ler ve termik santraller aracılığıyla yerel kaynakları (mümkün olduğunca çevreye duyarlı bir biçimde) devreye sokarken güneş, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji alanlarına yapılacak yatırımları hızlandırmak olacak. Aynı anda petrolde ve -Rusya krizinin dikkat çektiği- doğalgazda tedarikçilere aşırı bağımlılığın yaratabileceği hassasiyetleri ortadan kaldırmak için ithalat risklerini azaltacak adımlar orta vadede atılacak. Bu bağlamda TANAP gibi yürüyen boru hattı projelerine yenilerinin eklenmesi ve özellikle LNG depolama kapasitesinin özel sektör yatırımlarıyla Marmara Ereğlisi ve Tuz Gölü tesisleri dışında da genişletilmesi gerekiyor. Tabii bir de yıllarca ihmal ettiğimiz, son dönemde ise Rusya ekonomisindeki kötüleşme ve yaşanan kriz sebebiyle duraksayan Akkuyu Santrali bağlamında tartışmaya açılan nükleer enerji meselesi var. Neredeyse bütün sanayileşmiş ülkelerin elektrik enerjisi üretiminde ağırlıklı olarak kullandıkları nükleer enerji konusunda tarihsel bir gecikmişliğimiz olduğu için, doğru uluslararası ortaklık tercihleriyle güvenlikten ödün vermeden mümkün olan optimum hızda ilerlemek zorundayız.   

2015 yılı itibarıyla 73 bin megavata ulaşan kurulu enerji üretim kapasitesi içinde hidrolik üretimin yüzde 35, ithal edilen doğalgazın yaklaşık yüzde 30, kömürün yüzde 20 ve rüzgarın yüzde 6’lık pay alması, üretim kaynakları açısından bir çarpıklığa işaret ediyor. Küresel ortalamalarda elektrik üretiminde yüzde 10 üzerinde yer tutan nükleer enerjinin bizim enerji miksimiz içinde hiç bulunmuyor olması, enerji maliyetlerini ve erişilebilirliğini kısıtlayan çok bariz bir eksiklik. Akkuyu Santrali yapım ihalesi için de teklif veren ve aynı tarihlerde Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir nükleer santral inşa etmeye başlayan Güney Koreli KEPCO liderliğindeki konsorsiyum, enerji zengini BAE’de 2017 yılında elektrik üretmeye başlayacak. Biz de Akkuyu’nun akıbetini tartışmak yerine, belki yeni nükleer projelere yelken açmalıyız. Küresel rekabet gecikme kabul etmiyor... 

Yazıya Yapılan Yorumlar (0)

Küfür, hakaret içeren, devlet büyüklerini aşağılayan, yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan yorumlar yayınlanmayacaktır. Yorum kriterlerine aykırı hareket edenlerin IP numaraları adli mercilere teslim edilecektir.
Bu habere şuana kadar yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Sadık Ünay Son Yazıları

Sadık Ünay Tüm Yazıları
26.2.2016
Postmodern bir ekonomik darbe: 28 Şubat
Zaman ne kadar da hızla akıp geçiyor. Türkiye’nin makûs darbeler tarihinde ‘postmodern darbe’ olarak farklı yerini alan ve demokratik sistemin yakın dönemde uğradığı en kapsamlı yıkımlardan birini tetikleyen 28 Şubat’ın 19. sene-i devriyesine ulaşmışız bile. Geçen yıl bu zamanlar Lacivert Dergisi...
24.2.2016
İnsani kalkınmada neredeyiz?
Kü­re­sel kal­kın­ma pa­ra­dig­ma­sı, her dö­ne­min en­te­lek­tü­el akım­la­rı­na ve bas­kın po­li­ti­ka yak­la­şım­la­rı­na bağ­lı ola­rak dö­nü­şü­yor. 1980’le­re ka­dar dev­let-des­tek­li sa­na­yi­leş­me­yi esas alan kal­kın­ma an­la­yı­şı, ne­oli­be­ral yak­la­şım­la­rın güç ka­zan­ma­sı ile ...
19.2.2016
Vekalet ve algı savaşları
21. yüzyılın yoğun iletişim ve algı yönetişimi çağında savaşlar sadece arazideki askeri başarılarla kazanılmıyor. Ulus-devlet dışı aktörlerin ve paramiliter güçlerin kullanıldığı “vekalet savaşları” ile dünya kamuoyunda ahlaki üstünlük elde etme çekişmesine sahne olan algı savaşları aynı anda sey...
17.2.2016
Rusya’nın “Suriye oyun planı”
Geride bıraktığımız iki yıl boyunca Suriye’deki savaş bütün hızıyla sürerken, çatışmanın tarafları askeri girişimlerle sonuç alınamayacağı ve diplomatik çözüm için gayret edilmesi gerektiğine dair resmi söylemler geliştirdi. Ancak Moskova’nın “barışçıl” söyleminin Esad rejiminin sivil halka karşı...
17.2.2016
Rusya’nın 'Suriye oyun planı'
Geride bıraktığımız iki yıl boyunca Surİye’’deki savaş bütün hızıyla sürerken, çatışmanın tarafları askeri girişimlerle sonuç alınamayacağı ve diplomatik çözüm için gayret edilmesi gerektiğine dair resmi söylemler geliştirdi. Ancak Moskova’nın ““barışçıl”” söyleminin Esad rejiminin sivil halk...
12.2.2016
Kalkınmanın can suyu enerji
Son yıllarda teknolojik dönüşüm ve verimlilik bağlamında atılan dev adımlara rağmen, stratejik enerji politikaları ve enerji arz güvenliği meselesi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için kritik önemini koruyor.  ABD’den Rusya’ya, Çin’den AB’ye,  Körfez ülkelerinden Lati...
10.2.2016
Dördüncü sanayi devrimi ve yeni ekonomi
Teknolojik değişimin müthiş hızı ve yeni dijital, robotik ve 3D (üç boyutlu üretim) teknolojilerinin tetiklediği radikal dönüşümler küresel ekonomiyi yeniden tanımlıyor. Birinci sanayi devrimi ile su ve buhar gücüne dayalı üretimi keşfeden; ikinci sanayi devrimi ile elektriğe dayalı kitlesel üret...
SON DAKİKA HABERLERi
sayaç
Şuan bu sayfadasınız: Kalkınmanın can suyu enerji - SADIK ÜNAY - kalkınmanın can suyu enerji - sadık ünay