Ey evrimci arkadaşlar, nerede şu Örümcek Adam?
Yüzyıllardır sinekler, böcekler ısırır durur insanları, hala bir Örümcek Adam görmek için sinemalara doluşup boş yere dünyanın mısırını yiyoruz.
Yiğit Bulut yine dayanıklı tüketim malları kategorisine sızıp TSE onayına hak kazandığı bir program sundu ekranda. “Masalsa masal, olsun, Avrupa, Amerika bu masalları dinliyor işte, doğrudur o zaman” diye (şaka yapmıyorum, gerçekten bu cümlelerle) evrim teorisini savunan bir grupla, “hadi ruh kısmını da atlayalım, diyelim ki robotuz hepimiz, robotu bile bir yapan var ki orada duruyor, tasarlayan olmadan hiçbir tasarım olmaz” mukabilinden yaratılış savunucuları karşı karşıya geldiler kırk yılda bir olduğu gibi.
Türlerin tek tek yaratıldığını savunanlar bilime uzak olsalar ürkmek kolay olur ama yaratan olmadan bilimin de var olması mümkün görünmediği için yine bir sıfır öndeler diye düşünüyorum. En azından benim aklım “tesadüfen” gören bir çift gözü, tesadüfen pişmiş şekilde önüme gelen bir yemek gibi kabul etmiyor işte. Bu arada din kavramını bilime karşı bir tuzak gibi görmek de milat öncesinde kaldı. Din bilime yol açar, destekler, sürekli araştırmayı, bulmayı, çözmeyi teşvik eder, medeniyetin yollarını gösterir. Keşke hurafe dinleyeceklerine birazcık daha okusalar.
Bir yaratıcı olduğuna inanan bilim adamlarını anlamak kolay ama bütün o mucizeleri bu kadar yakından görüp de bunların tesadüf olduğunu söyleyenlere hayret ediyorum. Düşünsenize en basit örnek protein, yağ ve su moleküllerinden oluşan ve milimetrenin yüz binde biri büyüklüğündeki bir DNA içinde bir milyon ansiklopedi sayfası toplamı kadar bilgi yüklenmiş bulunuyor. Ve her nasılsa tesadüfen. Galiba diploma almak da ehliyet almak gibi birşey. O kadar da akıl gerekmiyor demek. Bu yazı da bir baktım ekranımda duruyor, tesadüf işte...
Bizim aile iyi yüzücüdür. Babam geçen yaz bin kulacı zorlayıp kolunda kas yırtmıştı. Annemle teyzemin 60’larda çekilmiş gençlik resimleri var Boğaz kenarında. Saçlar yapılı, kirpikler boyalı ama mayolardan anlıyoruz yüzdüklerini. Anlatırlardı zaten, hem de buz gibi suda akıntıya karşı yüzerlermiş. Söylemesi ayıp ben de iyice açılanlardanım, şöyle ufku yakalayasım gelir hemen her sefer. Hayat felsefesi diyelim.
Her yeni doğanın parmak aralarına bakılır bizde, perdeli bir bebek bekliyoruz kaç nesildir. Geçenlerde bir kaşıntı haberi heveslendirdi hepimizi ama mantar türü bir şeyle yetinmek zorunda kaldık. Sonunda çözdük neden perdelenemediğimizi. Anneannem yüzündenmiş. Unutmuş her gece 40 kere tekrarlamayı “balık olacağım” diye. Durum böyle olunca iki ayak üstünde idare ediyoruz artık. Bakalım, hayırlısı... Biz göremesek bile gelecek nesillerden birinde mutlaka solungaç, perde, kuyruk, en azından pullu bir deri çıkacak nasıl olsa. Evrimcilerin söylediğine göre biz yüzdükçe DNA’larımıza “iyi yüzücü, yakında perdele sen bunu” geni hasıl olmaya başlıyormuş, her nesil bu “perdele beni” geni kuvvetleniyormuş. Gen bu, yüzdüğümüzü hissediyor işte. Hele buna bir de sözde sır dolu bir kitaptaki “dileklerinizi uzaya gönderin, sizi duyar, o bembeyaz tonton bulutlar da sever havada uçuşan dilekleri, hemen size perilerini yollarlar, dilekleriniz oluverir” satırlarına da sığındınız mı tamamdır. Ben inanıyorum bizde en fazla iki nesil sonra pullu çocuklar çıkacak.
Bir grup bilimadamı yıllarca deli gibi çalışmış sonunda topraktan bir insan yapmayı başarmışlar. Çıkmışlar Allah’ın huzuruna “Ey Tanrım yapamazsınız dedin, bak biz topraktan insan yaptık” demişler. Allah “durun bakalım bir dakika, siz önce kendi toprağınızı yapın” demiş. Haydi elinize, gözünüze, aklınıza kuvvet.
Yazarın son yazıları
Yazının Yorumları (18 yorum)
haydı evrımcıler cevap verebılıyorsanız demagojı yapmadan bırseyler yazın.elıne aklına saglık esra hanımefendı
SANEM TOPRAK - 13:31 / 2010.05.21
sayın esra uçar hanımefendi, yazınızı çok beğendim. samimi ve akıl dolu. iç açıcı.. tebrik ederim sizi. sadece yazının son paragrafındaki örnekleme daha farklı olabilirdi diye düşünüyorum.örneğiniz kuran'dan yani hiçşüphesi olmayan allah'ın sözleriyle, sözlerin engüzeliyle bitmesi gerekmezmiydi?.
Hüseyin - 11:05 / 2010.05.21
hem modern, hemde dindar olup 200 yıllık masalları dogma gibi kabul etmemek nasıl oluyor görsünler. aslında kendileride söylüyorlar zaten biz bu teoriyi bir ön kabul ile kabul ediyoruz diyorlar.. esra hanımı tebrik ediyorum. diğer köşe yazarlarına da örnek olsun. onlarda mertçe çıkıp söylesinler..
barış - 19:40 / 2010.05.20
helal sana, işte gerçek müslüman ama modern ve beyni örümck tutmamış türk kadını, kırıkkanat'a kapak olsun bu yazı.elbette evrim bir masal, binbirgece masalı hemde, dinazorlar kuşa dönüşüyor bu masalda :))))
sibel - 19:08 / 2010.05.20
esra hanım tebrik ediyorum gerçekten güzel yazmışsınız. yılların masalını hala anlatıyolar -anlatabilseler neyse demogoji yapıp duruyolar anlatamıyolarda- millet de ne inanıyor ne inanmıyor arası kalıyor bu bile onlar için büyük başarı olmuş ama biticek allah 'ın izniyle yakında.
Uğur Karagöz - 19:02 / 2010.05.20
helal olsun esra hanım aklınızda yüzünüz gibi güzel maşaallah.
kuzey - 00:34 / 2010.05.20
esra hanımı tebrik ediyorum. evrim teorisinin nasıl içi boş bir teori (teori bile denemez aslında) olduğunu anlatmış.
evrim mevrim yok - 22:37 / 2010.05.19
cok guzel bır kedım var oynamaya ve bakmaya doyamıyorum.yanına bır poset toprak koysam zamanla bu toprak boyle bır kedı olacak desem herhalde benı akıl hastanesıne kapatırlar.evrımcıler vazgecın gulunc oluyorsunuz
Muammer TANKURT - 17:43 / 2010.05.19
çağımızın ilkel teorisi olan evrim,ideolijik nedenlerle savunuluyor hala.hiç bir mantıklı ve bilimsel açıklaması olmayan çok komik bir iddia.canlılık ilk nasıl oluştu diyorsunuz cevap yok,neden hiç ara geçiş fosili yok diyorsunuz yine cevap yok.simetriyi,uyumu açıklayamıyorlar ve daha binlercesi.
mert aslan - 17:29 / 2010.05.19
allah ve bilim kavramlarının neden ısrarla apayrı tutulmaya çalışıldığının üstünde düşünmek lazım. bilim adamının bir yaratıcıya inanması beraberinde ne getirir acaba ki bundan bu kadar kaçıyorlar? din ve bilim birbirinden ayrı tutulamaz. konuları çok güzel kaleme alıyorsunuz. buna daha çok değinin.
tahsin bardakçı - 15:37 / 2010.05.19
zamanında darwın tavus kusuna bakınca hastalanıyorum, teorımden soguyorum demıstı.bugunku evrımcıler sureklı hasta mı dolasıyorlar acaba
Sema Bardakcı - 14:15 / 2010.05.19
gunumuzdekı bılım noktasında tabıattakı ahenk ve mukemmellıgı ınceleyen hıcbır normal akıl bu tesadufen oldu dıyemez.yazara tesekkurler.
Sanem Basak - 12:26 / 2010.05.19
esra hanım tebrık ederım yazınız ıcın.cok guzel kaleme almıssınız evrımcılerın masal dunyasını
DR.SEMIH KALYONCU - 12:09 / 2010.05.19
hala evrim masalına inananlar kalması çok komik. ayı suya atlaya atlaya balina olmuş. bir de buna bilim diyip insanı bilimden soğutur bunlar...
gürkan - 11:40 / 2010.05.19
richard dawkins'e ilk hücre nasıl oluşmuştur diye sorulduğunda, "uzaylılar buraya bırakmış olabilir" cevabını veriyor :)ya da faydalı bir mutasyon örneği verin denildiğinde havaya bakıp, yayını kestiriyor. evrimin olmadığı kesin bir gerçek. aklı başında ve şuurlu herkes bunu çok net olarak görebilir
miranda miranda - 10:51 / 2010.05.19
su anda allah'a iman etmiş olan ancak geçmişte bir ateist olan ünlü genetikçi francis collins,kendi öğrencilerine zamanında öğütte bulunuyor"dna'yı incelerken kesinlikle tüm bunların evrimle oluştuğunu aklınızdan cıkarmayın" diyor.kendisi de sonradan gerçekleri inkar edemeyip yaratılışı kabul ediyor
miranda miranda - 10:49 / 2010.05.19
henüz dna'nın çift sarmallı mı yoksa 4 sarmallı mı olduğu hakkında en ufak bir fikrimiz yok, kaldı ki 8 sarmallı bile olabilir. henüz hücrenin bir filmini çekmeyi başaramadık, sadece snapshot resimleri ile yetiniyoruz.bu resimlere bakarak da bir şeyler anlamaya çalışıyoruz.
miranda miranda - 10:48 / 2010.05.19
evrimciler henüz daha ilk hücrenin, ilk proteinin nasıl olup da çamurlu suyun içerisinde tesadüfen oluştuğuna dair bir açıklama getiremiyorlar.sorduğunuz zaman bilim henüz o noktaya gelemedi diyorlar. bilim hangi noktada biliyor musunuz? henüz daha dna'nın sadece %2'sini biliyoruz.
miranda miranda - 10:46 / 2010.05.19