Maliye Bakanlığı meslek hayatımız boyunca, attığı her adımda, aldığı her kararda direkt vatandaşın cebine hitap ettiğinden olacak özel ilgi alanımız oldu. Kimi zaman "Yeni vergiler yolda" dedik, kimi zaman "Maliye sıkı denetime hazırlanıyor" dedik. En çok da, "Maliye kayıt dışı ekonomiyle mücadelede kararlı!" haberleri yaptık. 20 yıldır yazdık, bugün yazıyoruz, yarın da yazacağız...
Yapılanları küçümsüyor değiliz. 20 yıl önceki Maliye ile bugünkü Maliye'yi karşılaştırmak ne teknik ve teknolojik imkânlar yönünden mümkün ne de refleks örgüt ağıyla. Ancak 20 yıl öncesinin "fiş" sorununun hâlâ çözülememiş olması ne acı. "Bir alışveriş bir fiş" sloganından "Alo Maliye"ye, "Veri ambarı" dönemine geldik. Ancak alışverişlerde hâlâ fiş vermeyip devlete, dolayısıyla millete gidecek kaynağı cebine atan vergi kaçakçısını bitiremedik. İşte size bir örnek:
Kredi kartına fiş yok!
Geçtiğimiz 23 Haziran'da Çanakkale dönüşü Bursa'nın meşhur İnegöl ilçesinde köfte yiyelim dedik. Yemek bitti, çaylarımızı içerken hesabı kredi kartıyla ödedik. Fakat ne fiş, ne bir fatura! Garson bizim masayla irtibatı tamamen kopardı, yeni müşterilere açıldı. Bakkaldan sakız dahi alınsa fiş istenmesi gerektiğini özümsemiş bir aile için son derece şaşırtıcı bir durum. Oğlum, "Baba fişimiz niye gelmedi" diye sordu. "Biraz daha bekleyelim, belki çaydan sonra, masadan kalkarken getireceklerdir" dedim.
Masadan kalktık, garson yanımızda bitti. Fişi uzatmasını beklerken "Güle güle efendim! Yine bekleriz" demez mi? Garsona dönüp, "10 dakikadır bekliyoruz, fişimizi vermediniz. Sizi Maliye'ye şikâyet edeceğimi bilin!" dedim. Garson heyecanlandı. "Kredi kartıyla ödediğiniz için gerek görmedik. Ama istiyorsanız hemen getireyim" dedi. "Gerek yok" dedim. "Maliye'ye verirsiniz!"
Lütfen köşenizde yazın!
Alo 189 Vergi İhbar Ve Danışma Hattı'nın ilk çıkışını haber olarak yazdık, ancak hiç kullanmamışız. 189'u hatırlayamayınca Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi'nden üst düzey bir yetkiliyi arayıp yardım istedim. Numarayı hatırlattı. Kendisinden de Bursa Vergi Dairesi Başkanı'na bizzat ulaşıp durumu aktarmasını rica ettim. "Tabi ki arayacağım!" dedi.
Bütün bu görüşmeyi arabanın içinde telefonda yaparken İnegöl sınırını aşıp Bilecik sınırına girmişiz. (Direksiyonda olmadığımı belirtmek isterim.) Nihayet Alo 189'u çevirdim. Karşımdaki görevliye durumu anlattım. Dinleme nezaketini gösterdi. Hatta, "Kredi kartıyla ödendi diye fiş mi verilmezmiş" diye tepki de gösterdi. Ancak, "Beyefendi madem olay Bursa'da olmuş, Bilecik'i niye aradınız" demez mi? "Ben Bilecik'i falan aramadım. Alo 189'u aradım" dedim. "Orayı aramanız uygun olur" deyince kızdım, "Verginizi kaçırmışlar ihbar ediyorum, beni uğraştırıyorsunuz. Bursa'yı arayamam. Siz arayıp uyarın. Sonucu bildirmezseniz gazetemde yazarım" dedim. Gazeteci olduğumu öğrenince, "Beyefendi madem gazetecisiniz, bu olayı köşenizde yazsanız da halk bilinçlense" demez mi? "Yazarım. O yazının içerisinde sizinle yaptığımız bu sıcak muhabbet de olacak" dedim.
Alo Maliye'ye ihbarda bulunan bir vatandaşa mutlaka dönülüp sonucun bildirilmesi gerekiyor. Telefonumu bıraktım. Aradan iki hafta geçti. Bekledim, bugün yazıyı yazıyorum. Belki de Maliyeciler harekete geçmek için önce yazının gazetede çıkmasını beklemişlerdir. İşte yazı. Verin benim ihbarımın sonucunu...
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...