Ayrıldım, bana "Boş ol" demedi. Şimdi evliyim, imam nikâhım var. Acaba hangisine nikâhım var? (Rumuz: Funda)
"Dağ, dağ üstünde olur; ev, ev üstünde olmaz" diye bilinen bir söz vardır.
Bunun gibi "Nikâh üstüne nikâh da olmaz." Neden olmaz? Bir kadın sadece bir erkekle nikâhlanabilir, bir kocası olur, hayatını tek bir insanla birleştirir.
"Nikâh", haramı helal kılan bir bağdır, bir sözleşmedir ve bir anlaşmadır.
Bu açıdan dini bir kural olarak, bir kadın, kendine nikâhı düşebilen bir kişiyle nikâhlanır, o kişinin helali ve hanımı olur. Zifaf olsun olmasın, "cinsel ilişki" yaşansın yaşanmasın, o kadın o kişinin eşidir.
Ne zamana kadar? O kişi o kadını boşayıncaya, üç talakını da verinceye kadar o kadın başka bir erkekle nikâhlanamaz.
Böyle bir yanlışın yaşanmaması için bütün konuşmalarımda, yazılarımda ve kitaplarımda sıkı sıkıya tembih ederek bir uyarıyı sürekli tekrar etmeye çalışıyorum ve diyorum ki:
"Nişanlılık döneminde dini/imam nikâhı yaptırmayın. Herhangi bir şekilde özellikle kız tarafı nişandan döner, nişanı atarsa, erkek bunu bir gurur ve haysiyet sorunu yapar, boşamaya yanaşmaz. Boşamadıkça da o kadın gidip bir başkasıyla nikâhlanamaz..."
***
Şimdi ne yapılacak? Ne yapılacağı gayet açık ve belli. Bir şekilde eski nişanlınıza ulaşın, sizi boşayıp boşamadığını öğrenin. Boşamışsa mesele yoktur. Fakat boşamamışsa yakınlarınız görüşsün, konuşsun, konuyu anlatsınlar, nikâhınızı vermesini temin etsinler. Boşamaya yanaşmazsa ikna etmeye, rızasını almaya çalışsınlar ve meseleyi halletsinler.
O kişiden dinen boşandıktan sonra asıl halledilmesi gereken problem bundan sonra başlıyor.
Bu meselede mezhepler arasında içtihad farkları sebebiyle, ilk nikâhın geçerli olup olmaması konusu vardır.
Bunun için en sağlıklı olanı, bulunduğunuz ilin müftülüğüne giderek nasıl hareket edeceğiniz konusunda bilgi/görüş alın. Bundan sonraki hareket tarzınızı ona göre belirleyin.
Böylece zihninizdeki çelişkiden de kurtulmuş olursunuz.
İşsiz kalırım diye korkuyorum...
Ben çalışıyorum fakat işsiz kalır da ailemi zor duruma düşürürüm diye çok düşünüyorum. Bendeki Bu olayın dini bir yorumu var mı? (Rumuz: Seyit)
Dini yorumda ilk akla gelen söz, "Rızkı veren Allah'tır."
Bunun için "dövülmeden ağlamamak" lazım. "Hastalanırsam ne yaparım" diyerek durup dururken kıvranıp inlememek gerekir.
Bu tür düşünceler bir şüpheden öte bir şey olmadığı gibi bir takıntı, bir vesvese ve vehimden ibaret bir haldir.
"Allah rızka kefildir." Kur'ân'ın ifadesiyle, "Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkı Allah'a ait olmasın." (Hûd, 11:6)
Allah insana akıl ve fikir vermiş. İnsan kendisinin ve çoluk çocuğunun rızkını temin etmek için gayret eder, çalışır, çabalar, karnını doyurur.
Fakat işsiz kalmak, işini kaybetmek, iflas etmek veya bir musibet sonucu insanın ihtiyaçlarını karşılamada zorluk yaşaması herkes için söz konusu.
Böyle bir şey başa gelince, ona göre çözümler aranır, başka yollara başvurulur, çevreden yardım ve destek alınır, hayat devam eder.
Bunun için her zaman tedbirli olmak en güzelidir. En isabetli tedbir de iktisatlı yaşamak, israfa girmeden, küçük de olsa tasarruflar yaparak, kenarda, köşede üç beş tutarak ihtiyatlı hareket etmektir.
Yoksa durup dururken, şimdiden "işsizlik stresine" girmek, "panik yaşamak" anlamsız bir yaklaşımdır.
İnanan insan her şeyi tevekkülle karşılar, tedbirli davranır, "rızıksızlık" endişesine kapılmaz. Elinden gelen çabayı sarf eder, Allah ne verdiyse kanaatle hayatını devam ettirir.