Bir kadın yüzünden eşim bize karşı sorumsuz davranıyor. Çok sinirli. Konuştuğum zaman umursamıyor. "Katlanırsan katlan, yoksa git" diyor. 5 aydır annemlerdeydim. Bir ara gelip beni götürdüler fakat yaptıklarını ailesi kapatıyor. Ben de kendi aileme söyleyemiyorum. Bir daha geri dönemem. Erkek yapınca niye kapatılıyor? Acaba bir gün pişman olur mu yaptıklarından? (Rumuz: Vasfiye)
İnşallah pişman olur da döner, size sahip çıkar. Fakat pişman olmasını beklemek soruna kalıcı bir çözüm getirmez.
Siyasette "ortak akıl" denen bir deyim var. Yani problemli bir konuda tek akıl çözüm getiremediği zaman üç beş akıl bir araya gelir, kafa kafaya verirler, hal çareleri üretirler.
Sizin yapacağınız daha çok şey var. Bir defa annenizde kaldığınız halde konuyu onlara bile açmamışsınız. Onlar olayın farkındadırlar ama sizi üzmemek için konuşmuyorlardır. Bu sefer meseleyi siz açın, ailenizle oturun, konuşun, hareket tarzınızı belirleyin.
Gerekirse eşinizin ailesiyle görüşürler yahut başka "akıllardan" yardım alabilirler. 5 aydır evden, eşinizden kopmuşsunuz, tek taraflı olarak küsmüş, evi terk etmişsiniz.
Birlikteliğinizi sürdürmek istiyor, çocuğunuzu babasının himayesinde büyütmeyi düşünüyorsanız, bunun için "mücadele" vermeyi göze alın. "Minder"den çekilmekle, terk etmekle müsabaka yapılmaz.
Eşinizin ailesinin oğullarına sahip çıkmaları hatalarını görmezden gelmeleri, suçu size atmalarını normal görmeniz lazım. Bu arada siz de evi terk ederek, bir yerde onlara haklılık payı vermeyin.
"Kadın erkeğin yarısıdır"
Dün fark ettiğim şöyle kısa bir hadis vardır. Diyor ki Peygamberimiz: "Kadın erkeğin yarısıdır."
Ne demek? Yani erkek ancak kadınla bir bütün olur. Dilimizdeki "bir elmanın yarısı" deyiminde olduğu gibi, "yarım elma" çabuk çürür ve bozulur.
"Adem'le Havva" örneğini hatırlayın. İkisi bir araya gelince dünyada hayat başlamış.
Siz de ne yapıp yapın "Adem'inizi/adamınızı" bırakmayın. Böylece ona da "Havva'sını/havasını" yaşamasını öğretmiş olursunuz.
"Çok mu sinirli" dediniz. Sinirlerini alın, teskin edin, sinirlendirmeden konuşmaya alışın, alıştırın. Sinir gelince akıl kenara çekilir. Suçlamadan, suçlu duruma düşürmeden, mahcup etmeden konuşmayı deneyin.
Ama her şeyden önce "eve dönün." Evinizi, yuvanızı, yatağınızı boş bırakmayın. Artık bundan sonra ne o sizi kovsun ne de siz onun kovmasıyla kendinizi kapıdan dışarı atın. Evin çimentosu gibi ayrılmaz bir parçası olarak görün kendinizi...
Tıpkısını yapmam gerekir mi?
Anneye, babaya itaatte problem yaşıyorum. Memnun edemiyorum. Onların her dediğine, tıpkısının aynısına uymam gerekli midir? Her şeye evet demek mi lazım? Ölçü nedir? (Rumuz: Uğur)
Tabii ki her dediklerini yapmayacaksınız, yapamazsınız zaten.
Tıpkısının aynısını niye yapıyorsunuz? Buna da güç yetiremezsiniz. Her zaman mümkün olmaz. Sadece siz değil kimse yapamaz anne babasının dediklerinin bire bir aynısını...
"Her şeye" de "evet" diyemezsiniz. Böyle şey olmaz. Öte yandan onların böyle bir şey istemeleri, kayıtsız şartsız bir beklenti içinde olmaları da akıl mantık dışı olur.
Bakın, sizi de onları da bağlayan bir âyet var. Madem inanıyoruz, Kur'ân'ın bu hükmü bizim için bir hakem olsun.
"Eğer onlar, ilâhlığına dair hiçbir bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seni zorlayacak olurlarsa, o zaman onlara itaat etme. Yine de dünyada onlarla iyi geçin. Sen, Bana yönelenlerin yolunu izle. Sonra dönüşünüz Banadır. Yapmış olduklarınızı Ben size bildiririm." (Lokman, 31:14,15)
Ayet çok açık değil mi? Dine aykırı bir şey istemedikleri süre içinde memnun etmeye çalışırsınız. Vicdanınıza sorarak hareket edin.