Eşimin bütün yaptıkları, konuştukları ve yaşadıkları benliğimi, ruhumu, kalbimi, fikrimi sarmış durumda. Bundan nasıl kurtulabilirim? Çünkü sürekli mutsuzluk ve her gün hüzün dolu günlerim geçiyor. O yanımda yokken çok normalim. Bu durum nasıl bir şey? Allah'ımı da bilen bir insanım. (Rumuz: Serpil)
"Bir dert bilinirse devası âsan (kolay) olur" şeklinde bir söz vardır. Dert belli, teşhisi belli, nereden kaynaklandığı ve sebebi de bellidir. Bundan sonra dermanını ve devasını bulmak kalıyor, o da artık kolaydır.
"Kolaydır" derken derdinizi küçümseme anlamında söylemiyorum. Çünkü her şey olmuş bitmiş, yapacak bir şey kalmamış değil. Aranızdaki irtibat kopmamış, boşanıp ayrılmamışsınız. Bir aradasınız, birliktesiniz, aynı çatının altında yaşıyorsunuz.
Her ailenin sıkıntısı, derdi, sorunu vardır. Önemli olan sorunların içinde boğulmamak, bunalmamak ve daralmamaktır.
İşte siz bu raddeye gelmişsiniz. Kendinizi böyle tanımlıyorsunuz. Bitkin ve çaresiz görüyorsunuz. Burada bekleyip durmayın. Biraz kıpırdayın, hareket edin, kapıyı üstünüze kilitlemeyin.
Çok şükür ki, "Allah'ını bilen" bir insansınız. Bunun için inançlı, sabırlı ve azimli olmanız lazım. Çünkü iman insana ümit, emniyet ve itmi'nan (huzur) verir.
Bir olayı "çözerim, çözeceğim" diye yola çıkarsanız, çözmeye yönelirsiniz. Elinizden geleni yaparsınız, takıldığınız, daraldığınız yerde elinizi, gönlünüzü Allah'a açar, O Yüce Kudretten bir ferah, bir inşirah (açılım) istersiniz.
Eşinizin artılarını çoğaltın!
Tek başınıza üstesinden gelemediğiniz noktalar bir yakınınızdan yardım/akıl alır, iki/üç akılla çözmeye çalışırsınız.
Aile mutluluğunu anlatan kitaplar vardır, onlara ulaşırsınız, bilgilenir, aydınlanır ve güçlenirsiniz. "Bilgi güçtür." Kendinizi yeterli ve güçlü hissettikten sonra öncelikle ayaklarınızın üzerinde durmaya çalışın. Ondan sonra eşinizle paylaşımınızı artırın, birer birer engelleri aşmaya başlayın.
Öyle hemen her şey bir anda, bir günde bitmez. En olumsuzundan, en ağırından yola çıkarak, sırasıyla engelleri aşmaya, sorunları gidermeye gayret edin.
Bu arada eşinizin mutlaka iyi, güzel ve hoşunuza giden yönleri vardır. Onları yok saymayın, kaldırıp atmayın, unutup bırakmayın. "Bardağın dolu tarafını görme" örneğinden yola çıkarak, eşinizin "artılarını" çoğaltmaya bakın.
Bunları yaparken biraz zor gelse de eşinize olan sevginizi dile getirin, iltifatlar edin, hoşuna giden, memnun olacağı güzel davranışlar sergileyin. O sizde yenilikler, değişiklikler gördükçe sizi üzen tutum ve davranışlarından vazgeçecektir.
Bir fırsatını/imkânını bulunca da bir psikiyatrdan yardım almayı deneyin.
At yarışından başını kaldırmıyor
Eşim, çocukların yanında at yarışı oynuyor, izliyor. İkaz ediyorum ama hiç aldırmıyor. Çocuklar, babalarıyla birlikte namaz kılmak için ağlıyorlar ama o PC önünden kalkmıyor. (Rumuz: Pelin)
Ne yapın, biliyor musunuz? Şu anda aklıma geldi hemen. Oturun yarışı birlikte izleyin, yorumlar yapın, onu yalnız başına bırakmayın. Eşiniz sizinle ilgilenmiyor mu, bu sefer siz onunla yoğun biçimde ilgilenmeye başlayın.
Bilgisayarın başına mı geçti, yine yanında, yöresinde, çevresinde yer alın. Bakalım ne diyecek, nasıl karşılayacak? Yine aynı hızla, aynı tempoyla devam edecek mi?
Ediyorsa, bu sefer vicdanını tahrik edin. "Bizi mi seviyorsun, at yarışını, bilgisayarı ve oyunu mu? Biz mi önemliyiz, yoksa şu anda yaptıkların mı? Biz senin için bir değer ifade ediyor muyuz? Bize hiç zaman ayırmayacak mısın, biz kime gidelim, derdimizi kime açalım?"
"Biz eşimizi, babamızı istiyoruz" deyin. "Biz babamızı atların peşinden değil bizim peşimizde koşmasını istiyoruz" diye çağrıda bulunun.
Çağrınız cevapsız kalmayacaktır.