Görüşmenin her iki siyasi kanadın tarafları nezdinde meydana getirdiği olumlu hava, geleceğe dair umutlarımızı ne kadar besler bilemiyorum ama bu havanın, "Anayasa Değişikliğine Hayır Koalisyonu"nda bir değişiklik meydana getirmediği ortada.
"Hayır"ın gerekçesini bulmakta zorlanan cephe stratejisini "İktidara hayır!" eksenine kaydırdı. Bu stratejinin tutmayacağına dair emareler ise şimdiden göründü bile. Ama yapabilecekleri başka bir şey de yok.
Benim âlemimde ise Filistin var.
Mavi Marmara olayıyla birlikte zirve yapan, kamuoyunun Filistin ilgisi iyiden iyiye tavsamış durumda. Dokuz vatandaşımızın hayatına mal olan üzücü olayı neredeyse unutacağız. İsrail ise, Gazze ablukasını kendisine kilitlediği, 4 yıl önce kaçırılan Onbaşı Şalit'in peşinde. Başbakan Netanyahu, son Washington ziyaretinde, Şalit'in kurtarılması için BM arabulucusu Bill Clinton'dan destek talep etmiş.
Bir tarafta tüm Gazze halkına mukabil tutulan Şalit; diğer tarafta ise başta Arap ülkeleri olmak üzere, İslam ülkelerinde ancak iç politikaların duygusal sosu seviyesinde ilgi gören Filistin meselesi.
Aşağıdaki satırları üç yıl önce yazmıştım:
"İki gün sonra anlayacaktım, hapis, gözaltı, ölüm ve hayatın nasıl iç içe geçtiğini ve hatta ölümün artık kanıksandığını: Beytullahim'de, El'Halil'de ve Ramallah'da. Şu günlerde, ZAMAN'da, Turkish Daily News'de ve Today's Zaman'da, Filistin izlenimlerini ibretle ve içimiz burkularak okuduğumuz Selma Şevkli'nin sözleri kulaklarımda çınlayacaktı, El'Halil'in, bölünmüş sokaklarında, gözyaşlarımı içime akıtıp dolaşırken:
'Filistin'i görmeden ve hele hele mülteci kamplarında yaşamadan Filistin'i anlayamazsınız!'
Ben de seslenecektim ona: 'Haklısın be Selma!'
Doğru ya! Beş yıldızlı Radisson SAS Oteli'nin görkemli roofundan veya güvenli odalarımızdan, hayat konforumuzu bozmaksızın, heyecanlı bir aksiyon filmi seyreder gibi haberlere bakarak Filistin anlaşılabilir mi?" (Ölümün kanıksandığı yer: Filistin, 31/03/2007-Bugün)
Elbette anlaşılamazdı.
Selma Şevkli, bölgeye yaptığı üç seyahatin notlarını kitaplaştırdı şimdi. (*)
Sevgili Selma, seyahatlerinden ilkini "merak"; ikincisini "özlem", üçüncüsünü ise "eylem" olarak tanımlıyor. Nasıl olduğunu merak edenlere ilk fırsatta kitabın satırları arasında dolaşmayı tavsiye ederim.
Selma Şevkli, kâh bir avuç yürek, kâh bir damla gözyaşı ve zaman zaman da sıkılmış bir yumruk gibi karşınıza çıkıyor. Filistin dramını tüm insani boyutlarıyla hissedebilmemiz için bize bir fırsat sunuyor.
Bu yaz sıcaklarında size bir serinlik vermez belki ama eminim ki size insanlığınızı hatırlatır.
Not: Biraz önce, ŞALOM Gazetesinin son nüshası elime ulaştı. Manşeti çok anlamlı: Ticaret gerginlik dinlemiyor. Özetinde ise şöyle deniyor: "Mavi Marmara krizinden sonra Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler siyasi arenada durma noktasına gelirken, iki ülke arasındaki ticaret bu durumdan etkilenmedi."
Boşuna dememişler: "Business is business."
(*) Filistin'e Gitmek, Selma Şevkli, Kırmızı Kedi Yayınevi, Haziran 2010, İstanbul.
İtalya'da 2008 yılında 103 çift tarafından kırılan rekor, farkla...
Eskiden kar İstanbul'a geldi mi, gitmek bilmez Boğaz ve Haliç bile...
İzmir’de yanan bir otomobilin arka koltuğunda 'parka gidiyorum' deyip...