Peygamberimiz, bu özelliğini şu şekilde ifade ediyordu:
"Ben Kur'ân'ı okumakla emrolundum."
Peygamberimiz Kur'ân'ı sadece okumakla emrolunmamış, okutmak ve insanlara öğretmekle de görevliydi. Bu görevini Rabbimiz şu şekilde bildiriyordu:
"Kur'ân'ı Biz sûre sûre, âyet âyet ayırdık ki, insanlara peyderpey okuyasın ve anlayıp öğrenmeleri kolaylaşsın."
Rabbinden aldığı bu talimatlar üzerine Peygamberimiz Kur'ân'ı okuyor, Sahabiler de büyük bir haz alarak dinliyorlardı. Bu manzara çok ulviydi ve çok muhteşemdi.
***
Peygamberimizin amcası oğlu ve aynı zamanda özel bir talebesi olan Abdullah bin Abbas bu anı şöyle anlatıyor:
"Bir gece teyzem Meymûne'nin evinde kaldım. Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem hanımı ile bir süre sohbet etti, sonra istirahata çekildi.
"Gecenin son üçte biri olunca uyandı, oturdu, gökyüzüne baktı (şu âyetten başlayarak) 'Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında ve gece ile gündüzün değişmesinde akıl sahipleri için Allah'ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden pek çok delil vardır' Al-i İmrân Sûresi'nin sonuna kadar okudu.
"Sonra kalktı, abdest aldı, misvak kullandı ve on bir rekât namaz kıldı. Sonra Bilal ezan okudu, akabinde Resulullah (a.s.m.) evden çıktı ve sabah namazını kıldı."
***
Peygamberimiz (a.s.m.) hiç ara vermeden, belli bir düzen içinde, belli bir miktarda her gün Kur'ân okurdu. Hangi halde olursa olsun, hangi şartlarda bulunursa bulunsun, Kur'ân okumak onun hiçbir zaman ihmal etmediği bir âdetiydi.
Hadiste geçtiği şekliyle bu bir "hizb"di. Bu hizb, bizim bildiğimiz şekliyle beş sayfa mıydı, yoksa daha mı fazlaydı, onu bilemiyoruz.
Efendimizin bu sünnetini de Evs bin Huzeyfe es-Sekafî anlatıyor:
Resulullah (a.s.m.) her gece yatsı namazından sonra gelir, bizimle sohbet ederdi.
Bir akşam geç kaldı ve her zamanki vakitte gelemedi. Daha sonra teşrif etti.
"Yâ Resulallah, bugün geç kaldınız" dedim.
Buyurdular ki:
"Bugün Kur'ân-ı Kerîm'den her zaman okumakta olduğum hizbimi okumamıştım. Hatırıma geldi, okumadan çıkmak istemedim."
Sabah olunca Resulullah (a.s.m.) Sahabilere,
"Siz Kur'ân'ı kaç hizbe ayırıyorsunuz?" diye bir soru yöneltti:
"Üç, beş, yedi, dokuz, on, on bir, on üç ve kısa sûrelerin hizbi" dediler.
***
Peygamberimizin (a.s.m.) her gün Kur'ân'dan sayfalarca okuduğu olurdu. Yatsı ve sabah namazları gibi namazların her rekâtında uzun sûrelerden birisini okurdu. Sahabiler de en küçük bir bıkkınlık göstermeden takip ederdi. Ama bazen öyle anlar olurdu ki, bir âyetten fazla okuyamazdı.
Hazret-i Ebû Zer anlatıyor:
Resulullah (a.s.m.) bir gece sabaha kadar namazda bir âyeti tekrarladı. Ayet şuydu:
"Eğer Sen onları azaba çarptırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen Aziz ve Hakimsin."
Efendimizin (a.s.m.) bu âyeti tekrar etmesi Allah korkusundan ne kadar yüksek bir derecede olduğunu gösterdiği gibi, aynı zamanda günahkâr ümmeti için de fiili bir şefaat talebiydi.