Efendim, derler ki kedi yavrusunu yemek istediği vakit onu fareye benzetirmiş. Yine derler ki, bölgedeki sözüm ona İslami liderler ya "Biz bunu ilaç sanayi için yapıyoruz" veya "Gavurları zehirlemek caizdir" şeklinde gayri insani ve gayri İslami fetvalar vermekte imişler.
Yabancı güçler açısından Afganistan'daki korkunç uyuşturucu üretiminin iki temel amacı vardır:
a) Bölgesel güçlerin dengelenmesi.
b) Dahili operasyonların finansmanı.
Bir kaynakta yer aldığına göre, 2007 yılı haşhaş üretiminin Afganistan'a getirisi 4 milyar dolardır. Bu ise dünya haşhaş üretiminin ise yüzde 90'ına ve 7,5 milyar dolarlık Afganistan bütçesinin yarısından fazlasına tekabül etmektedir. Ne var ki, bu paranın yüzde doksanı uyuşturucu baronlarına ve bölge yöneticilerine gitmekte, üretiminde aktif görev alanlara ise sadece ekmek parası miktarı kalmaktadır.
Hamid Karzai, uzun yıllar yaşadığı ABD'den, "devlet başkanı" olarak ülkeye döndüğü zaman, halkına uyuşturucu ile mücadele sözü vermişti. Ne var ki iki yıl sonra, ofisinde dokuz ton afyon bulunan bir eyalet valisini görevden alıp cezalandırmak bir yana, terfi ettirerek senatör yapmıştı: Hiçbir şey olmamış gibi. Üstelik bir Avrupa ülkesi bu kişinin cezalandırılması için ısrarlı taleplerde bulunduğu halde. Demek ki işin içinde işler vardı.
Futbol sadece futbol olmadığı gibi, uyuşturucu işi de sadece "zehir tacirliği" ile sınırlı değildir.
Afganistan'da uyuşturucu üretimi hız kesmeden devam ettiği gibi, terör de bunca "mücadeleye rağmen" sürmektedir. Üstelik komşu ülke Pakistan'a da sirayet etmiştir.
Öyle ise ülkedeki yabancı güçler şimdiye kadar neyi başarmışlardır? Ülkede bulunma sebebi olarak deklare ettikleri sebepler varlığını güçlenerek sürdürmekte ise bu işin içinde başka işler yok mudur?
Afganistan toprakları yakın ve uzak geçmişinde iki büyük güce mezar olmuştur. 1830 yılında Büyük Britanya İmparatorluğu 12 bin askerle bölgeye girmiş ancak bir doktorun dışında herkes hayatını kaybetmiştir. 1842 yılında Şah Şuca ile İngiltere yeni bir hamle daha yapmış ancak onu da kaybetmiştir.
Yakın tarihte ise Sovyetler'in dağılmasında Afgan savaşının etkisi herkesin malumudur.
Pentagon, Afganistan'da "full-spectrum dominance" (topyekûn hâkimiyet) için, pardon yanlış söyledim (!), "terörle mücadele" için daha fazla askeri güç gerektiğine başkanı ikna etti ve bugün itibarıyla ülkede 150 bin kişilik bir yabancı güç bulunuyor.
Ne garip değil mi? 1830 yılında Büyük Britanya'nın 12 bin askerle yapamadığını, şimdi Pentagon ve çok uluslu güç, 150 bin askerle başarmaya çalışıyor.
Şimdi geçtiğimiz hafta yapılan "Afganistan'ın Kalkınması ve İstikrarı" toplantısının ne anlama geldiğini bir daha düşünün bakalım.
Not: 1) 11 Temmuz tarihli yazıda, Fergana vadisinin (Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan) arasında paylaşılmış olduğunu yazmıştım. Kazakistan'ın yerinde Tacikistan olmalı idi. Düzeltir özür dilerim.
Not: 2) Değerli okuyucularımdan iki hafta ayrı kalacağım. 15 Ağustos'ta, daha huzurlu bir günde buluşma ümidi ile.
Kimse Yok Mu, eğitimleri sekteye uğrayan Vanlı öğrenciler için “Tut...