Tabii hemen arkasından izleyen soru: "Neden asker bir şey yapmıyor!"
Ve de kişiselleştirme: "Askerin bu durumuna üzülmüyor musunuz?"
Yanıtlarım çok uzun değil aslında...
İlk soruya "Ne var ki askerin halinde, ordu eski gücünde kuvvetinde maşallah! Bütçeden hâlâ en çok payı alan o" şeklinde yanıt veriyorum.
İkinci soruya "Evet birileri bir şeyi dönüştürmeye çalışıyor ama bu dönüşümün tanımlaması nereden baktığına göre değişir. Askerin 'demokrasiye' dönüşümü demek daha doğru olur" diye yanıt veriyorum.
Üçüncü soruya ise yanıtım çok net: "Yasalar ve kanıtlar karşısında asker ne yapacak ki! En fazla avukat tutup savunma yapabilir. Darbe planı yapan yasalara aykırı bir şey yaptığını bilmiyor muydu? Türkiye 'muz cumhuriyeti' değil! Önüne gelen kanıtsız-kunutsuz kimseyi yargılayamaz. Bunun böyle olduğunu da en iyi asker bilir!"
Son ve can alıcı sorunun yanıtını ise sizin de merak ettiğinizi biliyorum:
Evet, üzülüyorum. Gerçekten. Darbe planlarıyla Türkiye'yi çağdaş medeniyetler seviyesine taşıdıklarını, taşıyacaklarını sanan, birbirinden değerli subayların kameralar, deklanşörler önünde düştükleri durumları görünce üzülüyorum.
Onları sağlık sorunları ile kıvranırken bir de mahkemelere hesap verirken görmek içimi acıtıyor.
"Onlar asla birer kader kurbanı değil" diyorum kendime.
Onlar, yıllarca darbe planlarını bilip karşı çıkmayan, hesap sormayan, sorgulamayan, aksine onları yüreklendiren siyasetçilerin ve medyanın kurbanları!
Yanıtları verdikçe üzüntüm daha da derinleşiyor. Çünkü yukarıdaki dört soru da hâlâ Türkiye'de neler olup bittiğini anlamayanların soracağı sorular.
Bilmem anlatabildim mi?
Çekirgelik
"Kuvvetine güvenerek zayıfları hor görenin kuvveti başına bela olur." (Hint Atasözü)
"Kavgaysa kavga, silahlı mücadeleyse silahlı mücadele, kana kan...
SURİYE ordusu ile muhalifler arasında Türkiye sınırına 10 kilometre...
Başakşehir Belediyesi’nin eğitim merkezli hizmet anlayışına güzel bir...