10 Ağustos 2010 Salı
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Ömer Faruk GÜNEL
Ömer Faruk GÜNEL
ofgunel@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Kur yükselirse enflasyon da yükselir

İhracatçının yüksek kur talebi beklentisi sürüyor.

Konu her kafadan bir ses çıkmasına ve "kakofonik" bir koro oluşmasına yol açtı.

Beklenti ağırlıklı olarak Merkez Bankası'nın günlük döviz alım-satın rakamını yükseltmesidir. Bunu da 42 milyar dolara çıkmış döviz rezervlerinden kullanması oluyor. Bu rakama göz dikilmiş sanki. Erisin isteniliyor.

Ama döviz kurunun düşük olmasına karşın ihracatımız giderek iyi-kötü artmayı da beceriyor. Bu durumda "düz mantıkla" madem böyle o zaman "Neden kurların yükseltilmesi gerekir" diye sormamız gerekmez mi?

Öncelikle MB'nin kur politikası doğrudur. Eleştirmek yanlıştır. MB bu politikasını sürdürürken piyasadaki faiz politikasının da balans ayarını yapmak zorundadır. Zira kur ve faiz birbirine yapışık tek yumurta ikizleridir. Birisinin karnı acıkınca ağlarsa öbürü de psikolojik olarak yaygara koparır. Kur ve faiz politikasını dengeli yürütmek zorunluluğu vardır. Zira bu ikizlerdeki denge bozukluğu MB'nin asıl görevi olan piyasadaki "fiyat istikrarını" da etkiler. Yani kur ve faizlerdeki balans bozulursa "fiyat artışı" yani enflasyon tırmanmaya başlar.

Bu durumda kurları yükseltirseniz ithalatı da pahalılaştırırsınız. Dış ticaret sadece ihracat değildir. İthalat pahalılaşırsa ithalata dayalı her şeyin fiyatı yükselir. Bundan ithalata dayalı ihracatçı da etkilenir. En önemlisi de düşük kur politikasıyla petrol ithalatına yılda 12 milyar dolar öderken kurlardaki bir liralık artış bu rakamı 15 milyar dolara çıkarır. Artış, bütçe dengesini bozar. Dengeyi sağlamak için "zam"lar devreye girer. Bu da enflasyon demektir. En iyisi, kur yükselişini veya inişini piyasa dengesine bırakıp ihracatçıya rekabet unsuru yaratma yolları değiştirilmelidir. İhracatı artırmanın tek yolu kur yükseltilmesi değildir. Böyle bir keyfi eylem faizleri ve en önemlisi enflasyonu artırmaktan başka işe yaramaz...

Sıcakların ekonomisi ve çevresel baskı

Eskiler bu günlerde yaşanılan bunaltıcı sıcaklara "gavur sıcağı" derlermiş. Ama artık bilim bu tarifi rafa kaldırdı. AA'nın bir haberinden anlıyoruz ki özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerdeki bu nefes aldırmayan sıcakları yine bizler, insanoğlu ortaya çıkarmış. Aşırı ısınmanın suçlusu "ısı adacıkları"ymış. Haberde bu adacıkların ne olduğu açıklanmış. Büyük kentlerdeki beton binalar depoladıkları güneş enerjisini geri vermediği için oluşan "ısı adacıkları" nedeniyle büyük şehirlerde yaşayanlar daha fazla sıcağa maruz kalıyormuş. Yani çarpık, plansız, yeni teknolojilerden uzak yapılaşma ve kentleşme sıkıntısı bu kez karşımıza bunaltan sıcak olarak çıkmış.

Meteoroloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adem Taşcı da bu konuda şunları söylemiş: "Büyük yerleşim birimlerinde yaşayan insanların hissedilen hava sıcaklıklarına ilave olarak şehirler üzerinde oluşan ısı adacıklarından da etkilenmesi kaçınılmazdır. Isı adacıklarının temel nedeni ise şehirleri oluşturan tüm yapıların imal edildiği malzemelerdir. Bu yapı malzemeleri, gün boyunca güneş enerjisi depolarlar, belli bir depolama sürecinden sonra enerjiyi tekrar geri verirler. Bu yüzden şehirlerde yaşayanlar caddelerde, sokaklarda hatta parklarda bile gezerken bu yapı malzemelerinden yansıyan sıcaklıkları hissederler. Bu durum sıcaklıkların insanlar üzerindeki etkisini daha fazla artıran temel faktörlerden birisidir."

Bu olay meteorolojik hatta iklimsel değişiklerin "değişmesidir" de deniliyor. Karasal iklimlerde gündüz sıcak olsa bile gece serindir. Ama yaşanılanlar iklim tariflerini de yalanlıyor. Artık "7/24" sıcak yaşıyoruz. Böyle olunca da bu çarpık planlı kentlerde insanlar serinlemek için klima, vantilatör gibi teknolojinin nimetlerine hücum ediyor. Kısa bir araştırma yapın. Bu aletler "peynir-ekmek" gibi satılıyor. Ama en önemlisi de son elli yılın bunaltan sıcakları söz konusu aletlerin kullanımının artışı ile enerji kullanımını da "patlattı." Şüphesiz, mekanik serinlemenin maliyeti de olacaktır. Önümüzdeki ay elektrik faturaları da "cüzdan" yakacaktır. Yapılan hesaplara göre bu yansıma aylık yüzde 13-21 arasında olacakmış.

Günün sözü: "İbadet gibi ekonomi de hile kabul etmez." Hz. Ali

 





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (1 yorum)
sayın yazar,bu mali kuralın biz düşük gelirli,ezilenlere faydası nedir.gelir dağılımının adil olması gerekir.lobiler hep vardı artık olmasın
gariban - 10:42 / 2010.08.16



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

İşte çeyrek altının fiyatı

Piyasalardan günün son rakamları...

Türkiye'nin en fakir ili

İşte Türkiye'nin en fakir ili....

Köprü ve otoyollardan para aktı!

Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...

Her şey dahil 44 TL’ye uçabilecek

THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...

Dolardan günün ilk rakamları

Piyasalardan günün ilk rakamları...

Rihanna bu Türk için çıldırıyor

Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...

TL'ye Anadolu kokan simge

Dolar ve euro gibi dünya ölçeğinde simgeleriyle tanınan para...

3. havaalanının yeri belli oldu

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım...

Otomatik icra dönemi başladı

SGK, işverenlerin yasal süreç içerisinde ödemeleri gereken prim...

SGK 11 ay sonra pardon dedi

Sosyal Güvenlik Kurumu 11 ay ödediği emekli maaşını, geri istedi.

Gökkafes İstanbul'u güzelleştirdi!

Duayen işadamı Süzer, BUGÜN'e özel açıklamalar yaptı.

Para Piyasaları
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.