Şimdi de Türkiye'nin en sevilen, en çok dinlenen sanatçısı 'beste fabrikatörü' Sezen Aksu'ya dil uzatıyor.
Ünlü piyanist diyor ki; "Sezen Hanım ile Metin Altıok'u anma gecesinde, Onno Tunç bestesi 'Kavaklar' şarkısını çaldık. Niye pişman olayım? Önemli bir duyarlılıktır. Duygulu söylüyordu. Kaydı sonradan dinlediğimde biraz şaşırdım. Piyano, do minörden başlıyor, Sezen, do diyez minörden girip, si minörde arıyor parçayı. Son derece kirli. On notanın yedisi kirli. Detone ve kirli olunca da beni bu müziğin, 'duygulu' olduğuna inandıramazsınız. Duygu dediğimiz şey tüm duyuların birleşimidir. Kulak da en önemli duyudur. Müzik yapıyoruz. Patlıcan yemeği değil..."
Bir başka röportajda yine aynı zat "Türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum" demişti.
Ne gerek var böyle abuk sabuk laflar etmeye?
Önüne kim gelirse onu eleştiriyorsun, gazetelerin manşetlerine taşınıyorsun, ana haberlere konu oluyorsun.
Bu sayede, utandığın popüler kültürün en başında gidiyorsun.
Ünün nemalanıyor, adın her yerde dillendiriliyor.
Ya sus konuşma ya da lafını tartarak söyle de dillere pelesenk olma!
Sezen Aksu'ya yaptığı eleştiriye gelince;
Ben şunu bilir şunu söylerim:
Sezen, Fazıl Bey gibi seçkincilerin sözcüsü değil; Türk halkının genelinin temsilcisidir.
Zengini fakiri, yaşlısı genci, 7'den 70'e herkes Sezen Aksu şarkılarını sever ve dinler.
Eminim o, Fazıl Say gibilerin yani marjinal elitlerin oyununa gelmez!
Halkın sanatçısı olduğunu unutmaz!
Fazıl Say'ın zırvalamalarına gülüp geçer.
Tuba Büyüküstün'ü uzaylı yerine koymayın!
Nişantaşı'nda alışverişe çıkan Tuba Büyüküstün, "Merhaba Tuba" diyen bir foto muhabirini fırçalamış: "Tanışıyor muyuz, nasıl ismimle hitap edersiniz" demiş.
Tuba'nın bu tavrı şaşkınlıkla karşılanmış.
Nasıl yani?
Anlamadım gitti neden sanatçılara uzaylı muamelesi yapılıyor?
Hâlbuki onlar da bizim gibi dokuz aylık!
Acıkırlar, gülerler, ağlarlar, zaman zaman sinirlenirler.
Demek ki o foto muhabiri, o gün Tuba'nın ters gününe denk gelmiş.
Kızın belki bir şeye canı sıkkındı; olamaz mı?
İnsan öyle zamanlarda kimseyle konuşmak istemeyebilir!
Üstelik, tanımadığın birine adıyla hitap etmek de hiç doğru değil.
40 yıllık ahbabıymış gibi, 'Tuba' deyip yanına gitmek yerine, bir zahmet isminin ardından 'Hanım'ı ekleseydi daha centilmence davranmış olurdu.
Netice itibariyle haklı olan taraf Tuba Büyüküstün.
İyi etmiş, o foto muhabirine tepki göstermiş.
Tuba sayesinde, bundan böyle tanıştırılmadığı insanlarla nasıl iletişim kuracağını öğrenmiştir.
Ferdi Tayfur'un kadınları!
Ferdi Tayfur kimseden çekmedi hayatına giren kadınlardan çektiği kadar...
Başta Necla Nazır olmak üzere diğerleri adamı ha bire çekiştirip durdular.
Ortaya dökülmedik kirli çamaşırı kalmadı.
Şimdi de birlikte yaşadığı Habibe Ümyani Demir onun hakkında konuşmuş.
Anlattıklarından, ünlü sanatçıyı ne kadar sahiplendiği ortaya çıkıyor.
Ortaya da oğlu 2 yaşındaki Ferdi Taha Tayfur'u atmış.
Tayfur'un öteki kadınlarına sesleniyor: "Ben ona erkek çocuk verdim. Neslini devam ettirecek tek kişi benim oğlumdur. Kimse, Ferdi kendine dönecek diye beklemesin!"
Onca yıl susarak puan topladıktan sonra, böyle basit sözlerle birlikte olduğu erkeği sahiplenmek, ne kadar ayıp ve çiğ bir davranış.
Demek ki Habibe Hanım'ın, ne kendisine ne de aynı hayatı paylaştığı adama güveni yok!
Baksanıza nasıl da 'hodri meydan' deyip ona buna sallıyor.
Bence, Ferdi Baba'nın resmi nikâhlı eşi Zeliha Hanım hepsinden daha haysiyetli ve onurlu çıktı.
Ben, o kadının Ferdi Tayfur hakkında bir kez ağzını açıp konuştuğunu görmedim.
Eminim anlatacak çok şeyi vardır.
Ferdi Tayfur onun resmen kocası, o diğerleri gibi kuma değil ki?
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...