Mali geçen hafta, sırf oğluyla vakit geçirmek için onca işin arasında bir fırsat yaratıp Bodrum'a gitmiş.
Hafta sonunu Ali Sadi ve eski eşi Tuğba Erbil'le geçirmiş. Gündüzleri, gözünden sakındığı tekne kazıntısı oğluyla havuzda bol bol yüzmüş.
Akşamları da karısının hemen yanındaki kendi evinde kalmış.
Tuğba Hanım'la ilgili övgü dolu sözler söylüyor:
"Karıma boşanmak yaramış, vallahi çok güzelmiş. Eve plates aletleri almış sürekli spor yapıyor" diyor.
İyi güzel de Mehmet Ali Bey biraz da kendisine baksa!
Dünyada sadece 100 kişide görülen, literatürlere geçen 'Systemic Capillary Leak Syndrome' adında bir hastalığı var.
Türkçesi de şu; 'Tüm vücutta tutulan suyun kaçak sızdırması şeklinde dışarıya atılması...'
Belli aralarla kriz geçiriyor.
Kriz, 36 saat öncesinde gribal enfeksiyon ve tansiyon düşüklüğüyle kendini gösteriyor.
Kısacası Erbil'in vücudunun bağışıklık sistemini koruyabilmesi için kendisine çok iyi bakması gerekiyor.
İçki içmeyecek, sigaradan uzak duracak, yediklerine içtiklerine dikkat edecek, mümkünse boşandığı karısı gibi spor yapacak. Hiç olmazsa yürüyecek.
Duyduğuma göre Mehmet Ali bunların hiçbirini yapmıyor, yapamıyor. Özellikle Tuğba Hanım'dan ayrıldıktan sonra paket paket sigara içmeye başlamış.
Oysa ki Tuğba Hanım, Mehmet Ali Erbil'e sigara ve içki içmesini yasaklamıştı.
O da eşini kırmamak için sigarayı günde bir-iki taneye düşürmüştü.
Ona, Tuğba Erbil'i örnek almasını öneririm.
Sigarayı ne yapıp ne edip bırakmalı...
Sağlığına, çok sevdiği Ali Sadi için dikkat etmeli.
Gülben Ergen'e cevap!
Gülben Ergen twitter'a "Ülkemle ilgili darmadağın endişelerimi, tüm korkularımı annem daha da coşturdu" diye yazmış. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün oğlu Mehmet Emre Gül'den yanıt gelmiş.
Delikanlı, Ergen'e doğal olarak sormuş, "Nedir o endişe ve korkular?.."
Gülben Hanım'da tık yok!
Ben de soruyorum:
Sayın Gülben Ergen, Türk halkının sizin gibiler için duyduğu endişeleri biz yazsak saymakla bitmez. O halde siz hangi endişe ve korkulardan bahsediyorsunuz?
Söylediğiniz sözün açılımını bir zahmet bilmeniz gerekir ki bu soruya doğru bir cevap verebilesiniz.
Naçizane tavsiyem, kendi işinizi bakın; bir eliniz yağda bir eliniz balda sırça köşkünüzde yaşarken ithamlarda bulunmak kolay tabii...
Ha bu arada Mustafa Erdoğan'ı da az çok tanırım.
Az konuşur ama öz konuşur. Gülben Ergen'in bu anlamsız çıkışına kızdığına eminim.
"Bırak Gülbenciğim bu ulusal söylemleri" diye çıkışmıştır karısına.
Ebru da Demet de cambaz!
İbrahim Kutluay'ın karısı Demet Kutluay, Ebru Şallı için, "İki hamileliğimde de en az 20 kilo aldım. Ebru'nun bu kadar zayıf olmasını hiç doğru bulmuyorum. Ebru benim en yakın arkadaşım değil, senede bir ya da iki kez görüşüyoruz. Düşüncelerimiz birbirimize uymuyor" diye konuşmuş.
Halbuki ben onların yediklerinin içtiklerinin ayrı gitmediğini zannediyordum.
Bir zamanlar her yere birlikte gidiyorlardı.
Çocuklarını gezdirmek için de sık sık buluşuyorlardı.
Demek ki araları açılmış.
Gerçi ben bu durumu hiç garipsemedim.
Çünkü sanat dünyasından iki ünlünün dost olamayacağını çok iyi biliyorum.
Şarkıcı, manken, oyuncu camiası egosu yüksek insanlardan oluşur, bunu kendileri de kabul ederler.
Her cümleye, 'Ben' diyerek başlarlar.
Bu durumda benliklerin çarpışması da çok doğal!
Ne demişler, 'İki cambaz bir ipte oynamaz!'
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...