Dilim döndüğünce iki tarafa da yardımcı olayım;
- Sadece yargıda değil, eğitimden sağlığa birçok kurumda akıl dışı uygulamalara geçilmesinden,
- Çok eşlilik adı altında kadına zulmedilmesinden,
- Örtünmenin abartılmasından ve dayatılmasından,
- Cumhuriyet kavramından uzaklaşılmasından,
- Bireysel hak ve özgürlüklerin yasaklanmasından,
- Uydurma ‘günah’ bildirilerinden,
- Can dostlarımızın evlerden atılmasından, sokaktakilerin uyutulmasından, barınakların kapatılmasından,
- Allah adına yalan söylenmesinden,
- Her çeşit kadrolaşmadan
- Eğlencenin, sanatın, kültürün engellenmesinden,
- Töre cinayetlerinin artmasından,
- Şeriat’ı henüz dünyada gerçekten anlayan ve uygulayanın bulunmamasından,
mevcut bazı uygulamalar ve örnekler karşısında birçok insan gibi endişe duyuyorum! Amma ve lakin;
- Din kelimesinin yanına ‘sorun’ lafının eklenmesinden,
- Kanlı darbe hayallerinden,
- Yüzlerce belgeye burun kıvırıp “yoktur canım öyle bir şey” diyenlerden,
- Kendisi gibi düşünmeyenlere tahammül edemeyenlerden,
- Bu tahammülsüzlüğün ve dikta arzusunun halkı aşıp, orduya ve yargıya sıçramış olmasından,
- Ülkem halkının yüzyıllardır birlik içinde yaşarken Ortadoğu’nun birleşmesinden korkan İsrail’in oyununa gelip, sürekli şehit verilmesinden,
- Topraklarımızda asıl kimlerin gözü olduğunun üstünün örtülmeye çalışılmasından,
- Her gece 12’ye kadar dayatılan dizilerle ahlak eksenimizin kaydırılmasından,
- Sigara ve uyuşturucunun leblebi gibi tüketilmesinden,
- On beş yaşındakilerin çocuk aldırmasından,
- Medyanın çıplak kadın görselleriyle “süslemesinden”,
- Güzin Abla, Haydar Dümen, Nihat Hatipoğlu gibi konularında “uzman” köşelere yöneltilen sorulardan,
- Daha da vahimi verilen cevaplardan,
- Kendine inancı kalmamış Avrupa Birliği’ne yaranacağız diye tüm değerlerimizi kaybetmekten,
- Akıl, ilim, irfan sahibi insanların bir gün balıkların yürüyesi geldiğini, genlerin hisli olduklarını anlatmalarından,
- Forma eteklerinin kalça hizasına çıkmasından,
- “Artık devir değişti” cümlesinden,
- Beş yaşındaki kız çocuklarının kamera görünce şuh pozlar vermesinden,
- Yoga, meditasyon, reiki anlamlı gelirken namaz kelimesinden ürkülmesinden,
- Aile kavramının anneler ve babalar gününe sıkıştırılmasından,
- Herkesin yalnız yaşamasından,
- Yüksek faiz ve kredi kartı bataklığından,
- Hırsızlığın, cinayetin ve fuhuşun geldiği inanılmaz noktadan,
- Gerçek suçluların ceza almadan gezerken, suçu olmayanların tutuklanıp aylarca mahkeme günü beklemesinden,
- Çocuk hapishanelerinin varlığından,
- Ergenekon’un buzdağının görünen yüzü olduğunun fark edilememesinden,
çok çok daha fazla endişe duyuyorum. Şimdi cumhuriyetimizin başkanının devreye girip gerçek bir duyarlılıkla, halkın korkularını yok etmesi, demokrasi yolunda rahat yürünmesi için kararsızları rahatlatması lazım. Mesela Anayasa Mahkemesi üyeliğine atadığı söylenen ürpertici isimlerle ilgili hepimizin içine su serpecek açıklamalar yaparak başlayabilir.
Kimse Yok Mu, eğitimleri sekteye uğrayan Vanlı öğrenciler için “Tut...