Meşrepleri farklı olabilir... Siyaset tarzları ve yönetme biçimleri de aynı olmayabilir... Biri hitap ettiği kitleye "müritlerim", öbürü "yoldaşlarım" diye bakabilir...
Tüm bunlar, Necmettin Erbakan ile Deniz Baykal'ı karşılaştırmaya ve birlikte yorumlamaya engel değil...
Erbakan da Baykal da aktif siyasetten çekildi...
Erbakan'ın başını Kayıp Trilyon Davası yaktı... Ömür boyu cezalı...
Baykal'ın ise genel başkanlık yapmaya yasal engeli yok ama "kaset engeli" orta yerde duruyor...
İki lider de birbirine yakın tarihlerde kongre kaybettiler. Daha doğrusu, partileri kontrollerinden çıktı...
Numan Kurtulmuş, Erbakan'ı... Kemal Kılıçdaroğlu, Baykal'ı dinlemedi...
Peki, Erbakan ne yaptı?
Numan Kurtulmuş'u itaatsizlikle suçlayıp, olağanüstü kongreyi toplantıya çağırdı...
Saadet Partisi yükselişe geçmişken... Ülke kritik bir referanduma giderken... Ve Numan Kurtulmuş 12 Eylül'de "evet" diyeceklerini açıklamışken... Üstüne üstlük, referandumun hemen ardından 2011 seçim kampanyası başlayacakken... Hoca, tekere çomak soktu...
Arada... Hoca'nın oğlu ve kızı sahneye çıktı... Parti politikaları eleştirildi... Numan Kurtulmuş'un dengesi bozulmaya çalışıldı... En son, iftar yemeği basıldı, filan...
Emin olun... Hoca, referandumda "evet" oyu vereceklerini de "kerhen" açıkladı... Numan Kurtulmuş erken davranmasa, oraya da çomak sokardı... "Hayır" oyu istemese de parti tabanını serbest bırakır, yapacağını yapardı...
Erbakan, "Partim elimden gittikten sonra gerisi tufan, bana ne" mantığıyla yürürken, Deniz Baykal ne yapıyor?
Bir kere... Polemiğe girmiyor... Partisinin "Hayır" kampanyasında çalışmak istiyor... "Bana görev vermiyorlar" diye sitem ediyor... Önder Sav'ı, Kemal Kılıçdaroğlu'nu soran olursa, "Referandum konusunda çalışmamız lazım. Ben bu çalışmaları götüren arkadaşlarımın ilgisini, dikkatini hiçbir şekilde parti içi tartışmaya çekmek istemiyorum. Hepimiz CHP'liyiz. Bizim aramızda bir ayrıştırma yaratmak isteyenlerin tuzağına hiçbir şekilde hiçbirimiz düşmemesi lazım" deyip, geçiştiriyor...
Yani... Referandumu ve "Hayır" davasını en önde tutuyor, hesaplaşmayı sonraya bırakıyor, partide bir iç karışıklık varmış gibi algılamalara yol açmak istemiyor. Bir davası olan ve buna yüksek şuurla yaklaşanlar da böyle yapar.
İki kaybeden lidere karşıdan bakınca ister istemez bu manzarayla karşılaşıyor ve şaşırıyorsunuz...
Hoca'dan mülhem jargonla bitirelim:
Dava şuuruymuş, hadi oradan... Hadi, hadi, hadi...
Başsavcı vekili Seçen yaptığı açıklamada, 'Bazı devlet görevlilerinin...
Azerbaycan televizyonuna konuşan Başnakan Erdoğan, 'Minsk üçlüsü...
18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...