Taarruz sözcüğü yerine "saldırı" sözcüğünü kullanmayı genellikle yeğlememe karşın; 26 Ağustos 1922'de Batı Cephesi'nde Yunan Ordusu'na karşı başlayan askeri harekata "taarruz" adını vermeyi alışkanlık haline getirmişiz. Bende her zaman güzel duygular canlandıran bu askeri harekata; "taarruz" demenin ne zararı olabilir?
İngilizler'in özendirmesiyle Anadolu'ya çıkan ve nerdeyse Ankara kapılarına gelen Yunan Ordusu; Sakarya'da gerçekten çok kanlı bir savaş sonrasında durdurulunca artık bir saldırı gücü kalmamıştı.
Ellerine geçen toprakları yitirmemek için gene İngilizler'in yardımıyla sıkıca tahkim etmişler ve kaçınılmaz olarak gerçekleşecek olan TBMM Orduları'nın saldırılarını beklemeye başlamışlardı. Gene bu arada diplomatik oyunların yanı sıra; Yunanistan İstanbul'u işgal ederek Ankara'ya baskı yapmayı planladı.
Gerçekten 22 Temmuz 1922'de Atina'daki İngiltere Büyükelçisi'ni çağıran Yunan Dışişleri Bakanı bu planı açıkladı. Ve bu çerçevede Yunanistan bazı birliklerini Anadolu'dan Trakya'ya aktardığı gibi; Yunan donanması Marmara'ya açıldı ancak; gerek İngiltere gerek Fransa ve gerekse İtalya'nın karşı çıkmaları sonucunda bu plan da suya düştü.
x x x
Sakarya Savaşı sırasında; TBMM "Başkumandanlık Yasası" adı verilen bir yasayla Mustafa Kemal'i başkumandanlığa getirmiş ve 3 aylık bir süre için; TBMM'nin orduyla ilgili yetkilerini Mustafa Kemal'e devretmişti. Yetkilerin böyle bir biçimde devredilmesi kaçınılmazdı.
Zira TBMM en ufak bir harekâta dahi müdahale etmek eğiliminde bir meclisti. Oysaki cephede bir kumandan hızlı kararlar almak zorunda kalabilirdi.
Sakarya Savaşı sonrasında; TBMM ordularının saldırıya geçmesinin gecikmesi Meclis içinde huzursuzluk yaratıyordu. "Ordu ne bekliyor" gibisinden sesler yoğunlukla duyulmaya başlanmıştı. İşte bu anlayış doğrultusunda "Başkumandanlık Yasası" da tartışma konusu olmuştu.
Yasa üçer aylık periyotlar şeklinde uzatılabilecekti. Ve 5 Ağustos 1921'de çıkan bu yasanın süresi ilk kez 31 Ekim 1921'de; ikinci kez 4 Şubat 1922'de uzatılmış; ancak 3. kez uzatılması söz konusu olduğunda 5 Mayıs 1922'de reddedilmişti. Bunun üzerine Bakanlar Kurulu istifa kararı almış ve Mustafa Kemal'e bildirmişlerdi.
Mustafa Kemal; bu istifayı bir gün bekletmelerini rica ederek 6 Mayıs 1922'de TBMM'ye gelir ve sert bir konuşma yaparak; bu süreyi son bir kez uzatmalarını rica eder. Ve sonunda yasa 15 çekimser 11 muhalif oya karşı 177 oyla kabul edilir.
Başkumandanlık Yasası'yla ilgili olarak böyle ayrıntılı açıklamalara girişmemin nedeni; Mustafa Kemal'in TBMM'nin iradesine karşı çıktığı iki örnekten biri olmasıdır. Diğer örnek hilafet ve saltanatın birbirinden ayrılması yasa tasarısı komisyonda görüşülürken yaşanan örnektir. Bu iki örnek dışında; Mustafa Kemal TBMM'nin "iradesi" karşısında hep saygılı ve itaatkâr olmuştur. Mustafa Kemal; Sakarya Savaşı sırasında top sesleri Ankara'dan duyulurken TBMM'yi kapatmayı düşünmemiş; Kayseri'ye nakledilmesi için hazırlıklara başlamıştır.
Gerçekten Mustafa Kemal TBMM'nin iradesine sonsuz saygı duyardı. Zira o iradenin "ulusun iradesi" olduğunu bilirdi.
x x x
Bütün tartışmalara karşın "Batı Cephesi"; Yunan Ordusu'na kesin darbeyi vurmak için tüm hazırlıklarını tamamlamıştı. 26 Ağustos 1922'de; 1 ve 2. Ordular, 5. Süvari Kolordusu ve kolordu güç ve etkisindeki Kocaeli Grubu'ndan oluşan 18 piyade ve 5 süvari tümeninden oluşuyordu. Ayrıca bir ağır topçu alayı, 3 inşaat taburu, bir uçak bölüğü gibi yan hizmetleri görecek kuruluşlar tamamlanmıştı. Bu ordunun çok kısa bir zaman içinde; "yoktan var edildiğini" anımsamakta yarar vardır.
Batı Cephesi'nin genel mevcudu; 8658 subay, 199283 er, 69974 hayvan, 100352 tüfek, 2025 hafif makineli tüfek, 839 ağır makineli tüfek, 323 top ve 10 uçaktan oluşuyordu.
Yunanistan'ın Küçük Asya ordusunun sayısı 6565 subay, 218432 er, 90000 tüfek, 3139 hafif makineli tüfek, 1280 ağır makineli tüfek, 418 top ve 50 uçak idi.
Görüleceği üzere; halkımızın çok büyük özverisiyle ortaya çıkmış olsa bile bu ordumuz; mukayeseli olarak Yunan Ordusu'ndan daha büyük bir ordu değildi. Fakat çok üstün bir morali vardı ve çok iyi bir planla saldırıya geçmişti.
x x x
Mustafa Kemal bu saldırıyla ilgili olarak; çok cüretkâr fakat riskli bir plan yapmıştı. Gerçekten o zamana dek; Batı Cephesi'ndeki çatışmalar hep cephenin kuzeyinde gerçekleşmiş; Eskişehir- Ankara aksında yaşanmıştı. Yunan kurmayları TBMM Orduları'nın saldırısını da aynı yerden bekliyorlardı.
Buna karşılık; Mustafa Kemal ordunun ağırlığını gece yürüyüşleriyle Afyonkarahisar'ın güneyine kaydırmış ve "doğudan-batıya" değil "güneyden-kuzeye" bir saldırı planlamıştı. Gece yürüyüşlerinin nedeni Yunan kurmaylarının bu planı anlamamasını sağlamaktı.
Batı Cephesi'nin kimi komutanları bu planı tehlikeli buldular. Zira Yunan ordusu durumu anlarsa Ankara'ya doğru kuzeyden saldırıya geçebilir ve cepheyi çökertebilirdi.
Konuya cumartesi günü devam edeceğim.
18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...
Türkiye'ye sığınan Suriyeli komutanları Esed'e satanlar tutuklandı.
Ağrı merkezde terör örgütü KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda...
Fethullah Gülen, ikinci kez ameliyat geçiren Başbakan Recep Tayyip...
Ünlü spor ayakkabıların taklitlerini üreten çete, hakim ve savcıları...
7 TİP'liyi öldürdüğü gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı olan...