Bakalım değerli gazeteci arkadaşlarım, dünyaca ünlü besteci piyanistimiz Fazıl Say'ı anlamış mı veya ne kadar anlamış diye... Aynen düşündüğüm gibi çıktı. Fazıl Say, gece vakti boşuna CNN Türk'e gidip, 'Beş N Bir K'ya katılmış. Ertesi günü gazetelerde onca çok iddialı sözün, düşüncenin yanına sıkışmış üç cümle yayınlandı. Bunlar da birilerine yalakalık olsun diye cımbızla seçilmiş. 'Fazıl Say, Başbakan'dan korkmuyormuş.' Niye korksun ki...
Ama ben şimdi çok net iddia ediyorum. Başbakan Erdoğan ile Fazıl Say, 15 dakika karşı karşıya gelip sohbet etseler aralarında müthiş bir sevgi ve saygı doğar. Say, bir numaralı Erdoğan ve AK Parti sempatizanı olur. AK Parti konserlerine koşa koşa gönüllü gider. Şimdi 'Bale sırasında sahneye bakmıyor' dediği Başbakanını Moskova'da Bolşoy Balesi'nin galasına götürür. Başbakan da onu sevip, dünyanın öbür ucundaki konserine gider. Çünkü ikisi de düşüncesini o saniye söyleyen, haksızlığa isyan eden kişiler. İkiyüzlü ve yalancı insanlara katlanamıyorlar. Biri solcu aileden gelme olabilir, biri doğuştan muhafazakâr olabilir. Ama ikisi de küçük burjuva özentilerine, halkı sömüren sözde vatansever iş adamlarına karşı. Hem bu zamanda sağcı veya solcu kaldı mı ki?.. Ezilen ve cahil bırakılan halk ile dünya pastasından en büyük payı kapmak için yarışan vatansız, bayraksız ve vicdansız insanlar var. Fazıl Say bu kadar başarılı olmasına rağmen, halkı ve vatanı için birileri ile kavga ediyorsa... Durup bir düşünün... Say, Başbakan Erdoğan'ın liderlik karizmasını anlatırken hayranlığını saklamıyordu. Gözleri parlıyordu. Hiçbir AK Partili'de görmedim o ışığı. Fazıl Say'a 'Biz şunları yapmak istiyoruz' diye anlatan çıksa... Çok duygusal, çok akıllı, altıncı hissi çok kuvvetli gerçek sanatçı. Hakk'ın yolunu mutlaka bulur. Ama gereken önem ve değerin verilmesi şart. Ve 15 dakika karşı karşıya göz göze konuşabilsinler. Fazıl Say, adına aydın denilen bu çıkarcı yanar döner insanların ne olduğunu bilmiyor mu sanki?.. Tüm endişeleri ve korkuları uçar gider.
O akşam Cüneyt Özdemir'in karşındaki haline bakıp resmen acıdım. Say, kime ne anlatıyordu ki?.. Karşısında oturan kişi yani entelektüel TV'ci ne dediğini anlamıyordu. Koskoca Fazıl Say kendini, beyninden geçenleri anlatamıyordu da, halk nereden anlayacak arabesk felsefeyi, duruşu, yaşam biçimini?.. Bunun zorluğunu ancak benim gibiler, ortada kalanlar anlar. Özdemir sözü evirip çevirip 'Ama Sezen Aksu'ya haksızlık etmiyor musunuz'a getirirse, ne anlatacaksın o adama? Hay kafana Sezen Aksu düşsün. Fazıl Say ''Okullarda müzik dersi daha çok olsun" dediği zaman, Sezen Hanım Güneydoğu'da Turkcell'in Kardelen konserlerini veriyordu. Hadi Orhan Gencebay'ın bundan haberi olmamış olabilir. Çünkü bu haberi çok satılan magazin gazeteleri koymamıştı. Sonuç... Cüneyt Özdemir'in tüm karizması sıfır oldu. Aynen Ercan Saatçi, Sezen Aksu ve Hülya Avşar'ın olduğu gibi... Bakın iş nerelere dek uzanıyor, ne kadar da karışık ama yerim doldu. Yarın devam edeyim.
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...