27 Ağustos 2010 Cuma
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Gülay GÖKTÜRK
Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Avcı'nın kitabı

Önce usul hakkında birkaç söz:

Birinci olarak; bir fikirle, bir iddiayla, bir suçlamayla ortaya çıkan bir insanın söylediklerini irdeleyip eğer yanlışsa yanlışını söylemek yerine, "Niyeti ne", "Neden şimdi söylüyor", "Acaba hangi kişisel menfaat için söylüyor", "Nasıl bir hayal kırıklığı sonucu söylüyor", "Söyledikleri kimin işine yarıyor", "Kimlerle aynı safa düşüyor" gibi sorular ortaya atmak ya da bu sorulara imalı cevaplar vererek iddiayı sözde "çürütmeye" kalkışmak kadar ilkesiz, ayıp, üstelik de faydasız bir tutum olamaz; ki bugünlerde hiç ummadığım kalemlerin bunu yaptığına tanık olup şaşırıyorum.

Hanefi Avcı bir kitap yazmış. Hangi saikle ve neden şimdi yazdığı -ilginç de olsa- başka bir konudur, şu aşamada beni ilgilendirmez. Tıpkı, yıllardır ordu içindeki yasa dışı oluşumların bilgilerini, belgelerini sızdıranların amaçlarının ya da zamanlamalarının ilgilendirmediği gibi... Ben kitapta yazılanların doğru olup olmadığına bakarım, kitap hakkında fikir yürüten herkesten de buna bakmasını beklerim.

İkincisi...

Kitabın ağırlık noktalarından birini Gülen Cemaati'nin polis teşkilatını "ele geçirmesi" oluşturuyor ve bu durum da gerek kitabın yazarı, gerekse okuyanların çoğunluğu tarafından suç olarak algılanıyor.

Bu suçlamanın arka planında devlet algısındaki yaygın çarpıklık var.

Çarpıklık dediğim de şu: Neden Gülen Cemaati mensuplarının Emniyet Teşkilatı'nda ya da bir başka devlet kurumu içinde etkin olmaları suç olsun? Gayrimeşru yollardan mı gelmişler oralara? Bazı makamlar bazı vatandaşlara yasak mı? Bunu engelleyen bir kanun mu var?

Aslında Türkiye'nin asıl sorunu, devletin ele geçirilmesi değil, ele geçirilememesidir. Bir zamanlar devleti ele geçiren bir zümrenin, bunu ilelebet sürecek bir imtiyaz olarak görmesi, bu imtiyazı kimseyle paylaşmaya razı olmamasıdır. Oysa demokratik devletlerde, sivil toplum içinde var olan her türlü gücün, politik toplumda yansımasını bulması doğaldır. Dini örgütlenmeler, cemaatler ve tarikatlar da sivil toplumun bir parçasıdır ve onların da, kendi Türkiye projelerini hukuk düzeni içinde ve yasal sınırlar dahilinde, devlet katlarına taşıma hakları vardır.

Dolayısıyla Gülen Cemaati mensuplarının da Emniyet Teşkilatı'nda ya da bir başka devlet kurumu içinde etkin olması suç ya da ayıp değildir.

Mesele, bu etkinliği nasıl kullandıklarıdır...

İşte bu noktada ciddi suçlamaları var Hanefi Avcı'nın.

Avcı kitabında Gülen Cemaati mensuplarının Emniyet Teşkilatı içinde komplolara, kumpaslara başvurduğunu, cadı kazanları kaynattığını, kendinden gördüklerini kayırırken karşıt cephede gördüklerinin ayağını kaydırdığını, sahte belgeler ürettiğini, şantaj kasetleri hazırladığını, yasa dışı dinlemeler yaptığını yazıyor.

Eğer doğruysa vahim gerçekten... Ama çok da şaşırtıcı değil. İktidar mevkilerinin yozlaştırıcı etkileri bizi şaşırtmaz, nice iyi insanın o koltukların kurbanı olduğuna şahit olduk. Amaca ulaşmak için her yolu mubah gören anlayışlara da yabancı değiliz. Hele hele kendine bir misyon atfeden insanlar için bunun daha kolay olacağının da farkındayız.

Avcı bizi bütün bunlara inandırabilir.

Ama Ergenekon'un düzmece olduğuna inandıramaz.

Koca bir bavul dolusu orijinal belgeyle ispatlanmış bir Balyoz Davası'nın, dava safahati boyunca bütün belgeleriyle ve ayrıntılarıyla ortaya dökülmüş bir Hrant Dink Davası'nın, siyasi tarihimizin en büyük provokasyonlarından biri olan Danıştay Davası'nın, düzinelerce savcının yıllarca üzerinde çalışıp çuvallar dolusu belge inceleyerek hazırladıkları Ergenekon İddianameleri'nin, hepimizin birlikte dinlediği dehşet verici telefon kayıtlarının, tutulan günlüklerin, kaleme alınan andıçların bilirkişi raporlarıyla teyit edilen ıslak imzaların "cemaatin tezgâhı" olduğu gibi absürt bir iddiaya kimseyi inandıramaz.

Ergenekon denen olay, birkaç emniyetçinin düzenleyeceği birkaç sahte belgeyle ne doğrulanabilecek ne de çürütülebilecek kadar büyük ve kapsamlı bir fenomendir. Öyle ki, Ergenekon'a tezgâh demek, Türkiye siyasi tarihinin uzunca bir bölümüne "tezgâh" demekle aynı şeydir. Kimler tarafından, hangi saiklerle ortaya dökülmüş olursa olsun; bu ortaya dökülüş sırasında ne gibi usulsüzlükler yapılmış olursa olsun, sonuçta varlığı inkâr edilemez bir biçimde karşımızda duran bir suç örgütü var. Bu örgüt bir kez ortaya çıkmışsa, tekrar yeraltına inemez, yok olamaz, görünmez hale gelemez.

Dolayısıyla, Hanefi Avcı'nın bu kitabı Ergenekon Davası'nı zayıflatamaz.

Peki ne olur? İki süreç birlikte işlemeye başlar. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yaşanmakta olan "glasnost" (aydınlanma) benzeri bir süreç Emniyet içinde de yaşanmaya başlar. Toplum sesini yükseltir, hükümet alarme olur, tıpkı ordu içindeki namuslu subaylar gibi namuslu emniyetçiler de bilgi-belge sızdırmaya başlar, Pandora'nın kutusu açılır, kirli çamaşırlar ortalığa saçılır, temizlik başlar. Ve çok da hayırlı olur.

Kimileri hâlâ, bir kötülükle (ordunun başını çektiği baskıcı rejimle) mücadele edilirken, onun yerini almaya aday bir başka kötülüğün (iktidarın başını çektiği baskıcı rejimin) büyüdüğünü ve asıl tehdit haline aldığını iddia etse de, aslında tam tersi oluyor. Askeri vesayete karşı kazanılan demokrasi mücadelesi, bütün diğer alanlarda da şeffaflık ve demokrasi talebini -ve imkânını- yükseltiyor.

Kapalı toplum açık topluma doğru evrildikçe, gözler sıradaki kapalı yapılara çevriliyor.

 





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (14 yorum)
gülay göktürk ve ahmet altan ikinizinde yazılarınız sürekli okurum.bugüne kadar ne yazdıysanız katılıyorum. gelecekte ne yazacaksınız katılacağım.siz bugüne kadar çıkarınız için yazı yazmadınız, yazmassınızda.
fatih ünal - 01:09 / 2010.08.28
gülay hanım size teşekkür etmemek doğruların yazılmasını istememek demektir.sağlıklı ömürler dilerim.
aziz azizi - 00:31 / 2010.08.28
gülay hanım, iyi ki varsınız..
zeynepgül - 12:18 / 2010.08.27
büyüklerimiz ava giden avlanır demişler. görececiz bakalım........
eyüp göktürk - 11:48 / 2010.08.27
zavallı avcı..kimbilir ergenekonun elinde ne kasetleri varki baykal gibi rezil olmadan böyle bir yola itildi..bu kitabın zamanlamasına da bakarsak kesinlikle ergenekon baskısıyla yazdırıldığını anlamamak için aptal olmak lazım..referendum öncesi bu tür çıkışlar çok olabilir.
Cahit KAYA - 11:42 / 2010.08.27
demek ki kitap yazmakla iş bitmiyor. doğru, anlaşılır ve delillere dayanan kitap yazmak gerekiyor ki kabul görsün.
Refik - 10:29 / 2010.08.27
tamamen katılıyorum. malum şahıs mhp den adaydır demedim deme, onların atacakları adımları artık biliyoruz
VATANDAŞ - 09:59 / 2010.08.27
devletin artık bazı görevlileri bu fikri çöp sepetine atmışlardır. suçlu olan kimse cezalandırılacaktır. sayın avcının hazmedemediği budur. yıllardır kendilerini besleyen ve devletin önemli makamlarına gelmelerini sağlayan çıkar odaklı ilişkilerin son bulması. feryat bunadır.gerisi hikaye.
misafir - 09:22 / 2010.08.27
sayın göktürk; yazınız gerçekten güzel tespitlerden ibaret. sayın avcının ntv deki açıklamaları iyi tahlil edildiğinde, kitabı çıkarmadan önceki pazarlık sürecini kimin için yaptığı ve o pazarlıkta kimlerle neyin hesabının yapıldığı ortaya çıktığında gerçekler daha da berraklaşır. avcı çok sevdiği
misafir - 09:16 / 2010.08.27
ağzınıza sağlık gülay hanım yine kitabı tam ortasından okumuşsunuz. allah sizlere uzun ömürler versin inanınsiz bize ve bu ülkenin medyasına lazımsınız. seni çok sevdiğimizi ve bu svgiyi hakettiğini bilmelisin
halil köksal - 09:13 / 2010.08.27
bu konuyla ilgili yazılmış ve yazılacak en iyi analiz edilmiş bir yazı.gülay hanıma teşekkürler
BÜNYAN - 09:02 / 2010.08.27
cok guzel bır yazı kaleminize saglık,
veli - 08:58 / 2010.08.27
yazı çok güzel olmuş, tebrikler.
serefbilge - 08:16 / 2010.08.27
ne güzel anlatmışsınzı gerçekleri aslında avcı bu kitapla kendilerini ihbar etmiş oluyor kitabın özeti bence gülen cemaati olmasaydı biz daha uzun yıllar devleti istediğimiz gibi kimseye hesap vermeden yönetecektik çığırtkanlığı bundan aslında
cahil - 06:15 / 2010.08.27



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

İşte hainliğin sonu: Elinde patladı

18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...

Başbakan Erdoğan taburcu oldu

Cuma akşamı daha önce geçirdiği operasyonun tamamlama safhası için...

1'i MİT elemanı 5 kişi tutuklandı

Türkiye'ye sığınan Suriyeli komutanları Esed'e satanlar tutuklandı.

Terör örgütüne bir darbe daha

Ağrı merkezde terör örgütü KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda...

Tarsus'ta korkutan yangın

Mersin’in Tarsus İlçesindeki Organize Sanayi Bölgesindeki yangın...

Arama çalışması yeniden başladı

6 mürettebat için arama çalışması yeniden başladı

Fethullah Gülen'den Erdoğan'a mesaj

Fethullah Gülen, ikinci kez ameliyat geçiren Başbakan Recep Tayyip...

PKK'nın iki kampı dağıtıldı

Genelkurmay Başkanlığı, terör örgütü PKK kamplarına hava harekatı...

Taklit mafyası gözünü karartmış

Ünlü spor ayakkabıların taklitlerini üreten çete, hakim ve savcıları...

12 Eylül yargısının Çatlı engeli

7 TİP'liyi öldürdüğü gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı olan...

Emniyette 3 yeni atama

Görevden alınan emniyet müdürlerinin yeni yerleri belli oldu.

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.