İşadamının siyasetten neden korktuğunu ele alan Özince, "Ekonomide serbestliği sonuna kadar savunan işadamları, siyasetteki serbestiden mi korkacak? Böyle bir saçmalık olmaz. Yönetimde ister koalisyon, ister azınlık hükümeti olur" diyor.
Ona göre demokratik tercihlerde oluşacak yönetim risk taşımıyor. Bugünkü iktidarın yaptığı iyi işleri de takdir eden Özince, meselenin bam telini de şöyle açıklıyor: "İktisadi açıdan Türkiye'nin göreceli iyi yönetim yaşadığını düşünüyorum. Ama bu demek değildir ki, bu performansı başkası da gösteremez..."
Kendisi de bir TÜSİAD üyesi olan Özince, verdiği demeçle "ince ince" hem Patronlar Kulübü'ndeki arkadaşlarına hem de iktidara mesajlar iletiyor.
Belli ki, son bazı gelişmelerden dersler çıkarmış. TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in, öteki bazı iş derneklerinin başkanları ve oda başkanları gibi referandumda vereceği oyu açıklamamasına kızan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, "Bitaraf olan, bertaraf olur" sözlerinden o da alınmış.
Erdoğan'ın o sözlerinden sonra benim de dikkatimden kaçmayan bazı durumlar oluştu. Boyner'in yaptığı resmi açıklamadan sonra 600'ü aşkın TÜSİAD üyesinin neredeyse yüzde 90'ı, "konuşmama" çizgisine geçti.
Birçok üye, "Aman adımı yazmayın" diyerek görüşmeyi kabul etmeye başladı.
Hatta, Anayasa değişiklik paketinde çalışma hayatını düzenleyen yeni maddelerle ilgili bile gerçek görüşlerini gizlemeye başladılar.
Bir hatta daha diyelim. Mali Kural'ın ertelenmesinde dahi konuşan çok az. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'a perde arkasından destek verilse, onun hükümet tarafından yalnız bırakıldığını düşünseler de Erdoğan'la karşı karşıya gelmemek için ağızlarını açmıyorlar.
Anlayacağınız, bir korku oluştu, risk almak istemediler. Referandum sonucu belli oluncaya kadar, bazı istisnalar dışında görüş beyan edilmeyeceğini düşünüyorum.
Bülent Arınç'ın biraz gönül almayı da serdeden, "TÜSİAD çok önemli bir kuruluştur. Kimsenin onu yok etmeyi düşüneceğini sanmıyorum. Başbakan, bitaraf- bertaraf sözünü kötü niyetle söylememiştir" anlamına gelen sözleri de TÜSİAD üyelerini rahatlatmadı.
Kaygının perde arkasında "Başkanlık Sistemi" var
Sizi rakamlara boğmayalım ama bu ülkenin ihracatının büyük tutarını, istihdamın yarıdan fazlasını, ithalatın büyük kısmını, ülke ekonomik katma değerinin yine büyük oluşumunu sağlayan TÜSİAD camiasını, hiçbir politikacının gözardı etmesi mümkün görünmüyor. Beğenelim, beğenmeyelim büyük sermaye, Türkiye'nin kalkınmasında önemli işlev görüyor. Küresel ekonomiyle ülke ekonomisi arasındaki bağlantıyı da sağlıyor.
Sadece büyük sermaye patronlarının değil, KOBİ patronlarının da özgürce görüş beyan etme hakları var. Referandumda "evet" diyenler de, "hayır" diyenler de bu vatanın evladı değil mi?
TÜSİAD üyelerinden aldığım bir notu da iletmek istiyorum. Diyorlar ki, "İtiraz ettiğimiz Anayasa paketindeki bazı maddeler, ülkeyi ileride 'Başkanlık Sistemi'ne yaklaştıracak adımlar atılmasına önayak oluyor. Kuvvetler ayrılığı ilkesini kısmen ortadan kaldırarak o sistemin önünü açıyor. Türkiye, bu koşullarda, etnik ayrılıkların gündemde olduğu bir ortamda Başkanlık Sistemi'ni kaldıramaz..."
Bunu söyleyen üyeler de adlarını vermemi istemedi iyi mi?
Elçiye zeval olmaz! Bir perde arkası kulisi olarak iletiyorum...
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...