Kronik rahatsızlığım var. 23 yaşındayım. Bazı yakınlarım, "Ne yaşlılar var, tutuyor" diyorlar. Ben bu durumdan vicdanen rahatsızım. (Rumuz: Naciye)
Hastalandığından dolayı oruç tutamayanlara Allah'ın verdiği bir ruhsat/izin ve bir kolaylık vardır. Bu izni ve kolaylığı kullanmak herkesin hakkıdır. Bu hakkı kimse elinizden alamadığı gibi, kullandığınızda da hiç kimse yadırgayamaz ve sizi suçlayamaz.
Bu konudaki ayet gayet açık: "Hasta ve yolcu olanlarınız ise o günlerin sayısınca, başka günlerde oruç tutar." Ayetin devamı çok dikkat çekicidir: "Allah sizin için kolaylık diler, güçlük dilemez." (Bakara, 2:185)
Siz zaten oruç tutamamanın verdiği üzüntüyü yaşıyorsunuz. Sağlığınız yerinde olsa, rahat olsanız seve seve tutacaksınız. Tutamadığınıza, doktorunuzun da tutmamanız gerektiğini söylediğine göre, bu durumda oruç tutmamakla da bir ibadet yapıyorsunuz.
İbadet sadece bir şeyi yapmakla olmaz, bir şeyi yapmamak da pekâlâ ibadettir. Buna göre sağlıklı olduğunuzda oruç tuttuğunuzda sevap aldığınız gibi, hasta olduğunuz şu günlerde oruç tutmadığınız zaman da sevabınızı alıyorsunuz.
İleride sağlığınıza kavuştuğunuzda tutamadığınız oruçlarınızı fırsat buldukça kaza edeceksiniz. Böylece siz bir ibadeti terk ediyor değilsiniz, bir başka şekilde ibadet yaparken, hastalığınıza karşı sabır ve şükürle de daha farklı bir ibadet içindesiniz.
Bundan dolayı yakınlarınızın sizin hakkınızda söyledikleri o sözlere pek fazla aldırmayın, "Ben iznimi Allah'tan aldım, bu izni bana Allah verdi" deyin, vicdanen de rahatsızlık duymayın.
Bakkal dükkanının zekatını nasıl vereceğim?
Benim bakkal dükkanım var, zekâtını nasıl hesap edip vereceğim, yardımcı olur musunuz? (Rumuz: Esnaf)
Bakkal dükkanının zekatını hesaplamak gayet kolaydır. Önce dükkanda kaç kalem varsa hepsinin dökümünü yaparsınız. Tamamını maliyet fiyatı üzerinden hesaplarsınız.
Diyelim ki, 40 bin lira mı tuttu? Bundan borçlarınızı, ödemelerinizi düşersiniz. Geriye 30 bin lira kalmış olsun. Bu miktarın kırkta bir, yüzde 2,5 olan 750 TL'lik miktarı zekât olarak çıkarır, verirsiniz.
Ayrıca elinizde çekiniz, senediniz, nakit ve döviz gibi gelirleriniz varsa, onları ilave edersiniz. Toplam ne kadar tutuyorsa o miktarın kırkta birinin zekatını verirsiniz.
Bu hesabı siz yapamıyorsanız, en güzeli muhasebecinize yaptırın. Üzerinizde zekat borcu ve fakirin hakkı olan miktar kalmasın.
Zekâtınızı tam olarak verirseniz işiniz, hayatınız ve geleceğiniz bereket görür, gönül rahatlığı içinde işinizi yapmaya devam edersiniz.
Bir de zekâtınızı Ramazan ayında vermekle sevabınız binlerce kat daha fazla olur. Böylece hem fakirin duasını alarak dünyada kazanırsınız hem de Allah rızasını elde ederek âhiret yatırımı yaparsınız.
İtalya'da 2008 yılında 103 çift tarafından kırılan rekor, farkla...