Bak ne kadar güzel Ramazan'a özel eğlence programı hazırlamış" deyip mehter takımı ile semâ gösterisini büyük bir keyifle izlemeye başladım. Daha sonra Fatih Erkoç'u ve çok sesli Türk müziğini dinlerken duygulandım. ''Cavit Çağlar bunları izliyorsa ağlıyordur" diye düşündüm. Sevgili Cavit Çağlar Ağabeyimiz çok duygusal insandır. NTV'yi çocuğu gibi severdi. Her yıl 4 milyon dolar zarar etmeyi sineye çekerdi. Büyük Türk düşünürü Nuri Çolakoğlu'na kızıp paraya hiç ihtiyacı olmadığı zaman sattı NTV'yi. Öyle değil mi Erman Ağabey. Sen o zaman da NTV'nin en başında idin.
Neyse biz NTV'nin Ramazan özel programına dönelim.
Ekranda Müslüm Gürses'i görünce içime şüphe düştü. O kadar kötü idi ki... Ama kondurmak istemedim. Olmaz, olamaz, olmamalı dedim. "Dünya Basketbol Şampiyonası"nın açılışında Müslüm Gürses sahneye çıkmış, Teoman'ın Paramparça adındaki şarkısını söylüyor.
Sahnede beline kadar yırtmaçlı elbiseli kadını görünce "Aaa tamam. Günlerdir konuşulan açılış programı bu... Ama Muazzez Abacı'nın da kadroda olduğunu bilmiyordum" diyorum kendi kendime... Ne Abacı'sı o derin yırtmaçlı sarı saçlı kadın meğerse Sezen Aksu imiş... Fazlı Say meğerse kibar adammış...
Atina'da Akropol'de konser vermesi kabul edilmeyen Sezen Aksu, Yunanistan'ın en önemli şarkıcısı Harris Aleksiou'yu 'kız kardeşim' diye anons etmesi hoştu. Ama seçtiği şarkılar rezalet idi. Basketbol Şampiyonası değil cenazede söylenecek şarkılar... Zaten Yunanlı tek şarkıda kaçtı. "Şu Türkler çok enayi. Bak bir şarkıda binlerce dolarlarını nasıl kaptım" diye seviniyordu.
Sorarım size... İki yaşlı kadından başka şarkıcı mı yok Akdeniz'de... Sezen yerine Ajda Pekkan bile olsa salonun havası başka olurdu. Anadolu Ateşi'nin gösterisi salondakiler için güzel olabilir. Ama ekran başındakilere ızdırap oldu. Çünkü karanlık ekranda dansçı filan görülmedi. Hele dansların güzelliğini anlatan yakın plan sahneler... Öyle kostümler seçilmişti ki... Güler misin ağlar mısın? Sanki Vikingler gelmiş Karadeniz horonu tepiyorlar. Kızlar ile erkekler el ele tutuşup dans etmediler. Sahnede haremlik selamlık vardı. Olay ise Dünya Basketbol Şampiyonası'nın açılışı yapılan modern spor salonu. Hele hele bir final sahnesi vardı ki... Güney Afrikalılar'dan çok utandım. Futbolda Dünya Kupası'nı açarken neler yaptıklarını anımsadım da... Sahnede Troya atı duruyor. Elinde basketbol topu olan 110 ülkeden 200 çocuk da 'tahta at'ın etrafında dönüyor. Bu kadar basit fikir!.. Besteyi yapan Kıraç sahneye çıkıp marşa giriyor. Müzik o sırada değişiyor, Kıraç'ın sesi kız çocuğu olarak çıkmaya başlıyor. Bu kadar önemli teknik arıza olamaz. Anadolu Ateşi gösterilerinde ne kadar amatör olduklarını ispat etmişlerdi. Daha fazla hata yapmalarına gerek yok. Demek ki yönetmenleri daha önce konser, tiyatro, bale veya opera canlı yayını yapmamış.
Genel sanat yönetmeni Yekta Kara'yı bu büyük başarısından ötürü kutlarım. Yükselişini kimse durduramaz. Yakında Devlet Opera ve Balesi genel müdürü mutlaka olacaktır...
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...