Bu değişiklik paketi, geniş bir tabanda, konularında uzman kişilerin çalışmasının ürünü değil maalesef. Ak Parti’nin tabii ki kendi ifadelerinde haklı olduğu noktalar var ancak toplumda farklı görüşlere sahip, dolayısıyla diğer partilere oy vermeyi tercih eden kitlelerin kuşkuyla yaklaştıkları maddeler oluşmuş durumda. Keşke böyle olmasaydı. Diğer yanda mevcut anayasal düzen ve hukuki uygulamalar da kabul edilirlikten oldukça uzak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, dünyada en çok başvurunun yapıldığı ikinci ülke durumunda olmamız bunun en iyi kanıtı.
Paket onaylanırsa hukuk ne şekil alacak, toplumda adalet ne kadar sağlanacak, kocaman bir soru işareti. Tek gerçek şu anda halkı memnun eden ne hukuk sistemi ne de sosyal düzen olmadığı. Hele Ergenekon yapılanması adı altında karşılaştığımız inanılmaz çabalar, planlar ve ilişkiler göz önüne alınırsa… Cevabı şimdiden bilmek çok zor. Yaşayacak ve göreceğiz. Her seçim öncesi olduğu gibi…
Düzenlemede artılar da var eksiler de... Toplumun her kesimini memnun etmek zaten imkansız. Burada da partinize duyduğunuz güven öne çıkıyor dolayısıyla. Zaten paketin ne eski halinin ne yeni sunumunun içeriğini halkça en ince ayrıntısına kadar anlamamız mümkün değil. Dönüp dolaşıp genel seçim mantığına geliyoruz.
Düşündürücü olan, oyunu Ak Parti’ye verdiği bilinen -en azından öyle görünen- isim ya da kurumlardan “hayır” duymamakla birlikte seçimlerde diğer partilere oy vermiş, başka bir hükümet hayal etmiş isimlerin, oluşumların içinden “evet” beyanları çıkması. Ak Parti’nin yeni taraftarlar kazanıp kazanmadığını anlamak zor ancak bu çıkışlar bile mevcut uygulamaların toplumda kabul görmediğinin, yargı sistemimizin ciddi şekilde eleştirilir hale gelmiş olduğunun kanıtı.
Unutmamak gerekir ki bu ülkede her iki kişiden biri tanımadığı, daha önce seçimlere girmemiş bir partiye oy verdi ve başa getirdi. Önceki hükümetler toplumu memnun edebilmiş olsalardı, maceraperestlikten uzak, belli bir iki ideolojik yaklaşım etrafında gruplaşmış halkımız sürpriz şekilde yepyeni bir partiye oy vermezdi. Bu noktada Ak Parti’nin ülkede neleri değiştirmesinin, hangi eksikleri kapatmasının beklendiği gözden kaçırılmamalı.
Kim ne derse desin, Adalet Bakanı’nın denetiminde kalacak bir yargı sisteminin sunulduğu yeni anayasa düzenlemesi sadece bu maddesi ile bile bir güvenoyu niteliğinde. Ama hepimiz biliyoruz ki Ak Parti’li olmamak tarafsız olmak anlamına gelmiyor. Kim mevcut hakim ve savcıların tarafsız çalıştıklarını söyleyebilir ki? Tek söylemleri “şeriatın gelmesini engelliyoruz, cumhuriyeti biz koruyoruz”. Halk soruyor; “Bunu hangi adaletli uygulamalar, hangi vicdani kararlar, hangi görüşler ve inançlarla destekliyorsunuz? Derin devlet yapılanmalarından uzak olduğunuza ikna edebiliyor musunuz? Peki ya toplum artık şeriatla korkutulamıyorsa, elinizde geriye ne kalıyor?”
Sandıktan bir kere daha “evet” çıkarsa diğer partiler ve mevcut hukuk sistemindeki isimler çok önemli bir noktanın farkına varmalılar; bu ülke halkı ders kitaplarıyla öğretilmeye, dizilerle verilmeye çalışılanlardan çok farklı bir duygu, düşünce ve inanç yapısına sahip. Bugüne kadarki, akılcı denilen yaklaşım, uygulama ve yönetim biçimlerinde belli ki halkın istekleri o kadar da ön planda tutulmamış.
Laiklik, tarafsızlık, hukuk devleti, yargı üstünlüğü gibi söylemler, Ergenekon, derin devlet ve dikta arzulu rejimleri beraberinde getiriyorsa halk tepkili. Dinin, dilin özgür bırakıldığı, soya dayalı ayrıştırıcı yapıların kaldırıldığı, hukuk kurallarının vicdan esaslı olduğu, emeğe saygı ve sosyal güvencenin arttığı, zenginin fakir üstünde hak iddia etmediği, tersine desteklediği, sömürünün yok edildiği, ahlaki değerlerin ön planda tutulduğu, daha katılımcı bir yönetim hayali meydanlardaki mal kavgalarının ve ‘cumhuriyet elden gidiyor’ çığlıklarının önünde artık. İçinde bulunduğumuz durumu iyi değerlendirmek lazım.
Kimse Yok Mu, eğitimleri sekteye uğrayan Vanlı öğrenciler için “Tut...