Çünkü paketin halka gitmesi halinde, darbe anayasasını savunan, daha fazla demokrasi ve özgürlük istemeyen partiler zorda kalacaklardı.
Ama öyle olmadı.
MHP "hayır" oyu kullanmakta ısrar etti.
Girilen tünelden ikinci çıkış, Anayasa Mahkemesi "kısmi ret" kararı verdiğindeydi.
MHP, çıkıp "evet" kampanyası yürütmeyebilirdi ama "hayır" kampanyası da yapmazdı.
O zaman da taban ve tavan birbiri ile ters düşmüş olmazdı.
Ne var ki MHP yönetimi daha ilk andan itibaren kendisini zora soktu.
Şimdi çıkıp "vehme" dayalı "hayır" kampanyası yürütüyor.
"Evet çıkması halinde, Türkiye'yi bölmek isteyenler cesaret bulur..."
"Başbakan kendisini Yüce Divan'dan kurtaracak yargı düzenlemeleri yapıyor..."
Ele avuca gelir tek unsur yok.
26 maddelik paketin, tek maddesini alıp da "Şu şu nedenlerle evrensel düzenlemeler, demokratik haklar ve özgürlüklerle ters düşüyor" diyemiyorlar.
MHP, kendisini AK Parti düşmanlığından soyutlasa, aslında çok daha ileri düzenlemelere kendisi imza atar.
Devlet Bahçeli'nin, devletin bekası söz konusu olduğunda ne kadar uzlaşmacı olabileceğini, 1999-2002 arası görev yapan DSP-ANAVATAN-MHP koalisyonunda görmüştük.
O dönem, devletin ve milletin faydasına olduğu için, Öcalan'a idamda ısrarcı olmadılar.
Örgütü eylemsizliğe zorlayan, "pazarlık" eden bir çizgide durdular.
Hatta Öcalan'a idamın kaldırılması talebinin komisyondan geçmesi için destek oldular.
MHP'li vekillerin "ikna odasında" destek vermeye zorlandığı bile söyleniyor.
Bahçeli'nin, söz konusu dönemde devletin çıkarları için başka adımlara da destek verdiği ortaya çıktı.
Sabah Gazetesi dün koalisyon hükümeti döneminde Kuzey Iraklı Kürt lider Mesut Barzani'ye yüklü miktarda para ve silah yardımı gönderildiğine dair belgeleri yayınladı.
Bütün bunlar, MHP'nin o dönemde "Taç giyen baş akıllanır" misali, devlet politikaları adına parti politikalarından vazgeçme olgunluğunu gösterdiğini gün yüzüne çıkarıyor.
MHP yönetimi maalesef bugün aynı siyasi olgunluğu "milletin faydası" ve "çıkarı" için göstermiyor ya da gösteremiyor.
Anayasa reform paketi içerisinde açıktan karşı çıkacağı bir madde olmadığı için, "milliyetçi" söylemlere dayalı polemikler yürütüyor.
1999-2002 arasında altına imza koyduğu kararları yok sayıyor.
Hükümeti "Öcalan ile pazarlık" yapmakla suçluyor.
Barzani'ye "Mehmetçik katili" deyip, hükümetin temas kurmasını eleştiriyor.
Bütün bunları yaparken de, CHP ve BDP ile YARSAV ve PKK ile "hayır" ortak paydasında yer aldığını göz ardı ediyor.
MHP'yi kapatan, ülkücüleri idam eden ya da işkencelerden geçiren 12 Eylül darbecilerinin anayasasını, özgürlükçü sivil anayasaya tercih ediyor.
Türkeş'in, Dokuz Işık'ında yer alan "Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısı değiştirilmeli" prensibini bile göz ardı edip, paketin içerisinde yer alan evrensel standartlarda bir yargı reformuna karşı çıkıyor.
Siyasi rekabete dayalı, alışılmışın dışında bu tercihler de, parti tabanında dirence sebep oluyor.
Milletin faydasını görmezden gelen MHP kendine yazık ediyor.
18 yaşındaki gencin polise atmak için hazırladığı bomba elinde...
Türkiye'ye sığınan Suriyeli komutanları Esed'e satanlar tutuklandı.
Ağrı merkezde terör örgütü KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda...
Fethullah Gülen, ikinci kez ameliyat geçiren Başbakan Recep Tayyip...