31 Ağustos 2010 Salı
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Hüseyin YILMAZ
Hüseyin YILMAZ
hyilmaz@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Cemaatler Simonlaşır mı?

Son fitili bir polis memuru ateşledi: Hanefi Avcı...

Ortalık toz duman, göz gözü görmüyor. Bütün bakışlar aynı toz bulutuna kilitlenmiş, bütün dikkâtler orada toplanmış. Emniyet mensubunun kitabı yok satıyor. Eser, Avcı'ya mânen ne kazandırır veya ne kaybettirir, henüz meçhul. Mâlûm ve mutlak olan, kitabın yazarına da yayıncısına da büyük paralar kazandıracağı...

Okuma fırsatı bulamadığım bir kitaba dâir yorumlarda bulunmayacağım. Başkalarının yorumu üzerine yorum inşâ edilmez. Bu hâdiseyi uzun zamandan beri yazmayı düşündüğüm cemaatler meselesine küçük bir vesile yapmak istiyorum.

Cumhuriyet devrindeki cemaat mebzuliyetinin sebebi, devletin kaskatı ideolojik yapısı... Bütün düşünceleri zararlı, bütün inançları köhne ve bütün farklılıkları tehlikeli addeden ideolojik ve müstebid devletin şerrinden kurtulmak isteyenlerin arayışa geçmeleri, zarûretin tâ kendisi. İnançları horlanan, varlıkları tehlikeli addedilenlerin bu kahhar güç karşısında kenetlenmeleri kaçınılmazdır. Öyle de olur...

Anadolu'nun ücrâ köşelerinde çoğu Osmanlı ulemâ ve meşayihinden zâtların ferdî arayışları sonbaharda toprağa serpilen tohumlar gibi yeşerir, bir müddet sonra. Kimi, kardelenler misâli kışın zor şartlarında boy atar, Bediüzzaman gibi; kimi, filizlenmek için baharın yumuşak iklim ve sıcak ışıltısını bekler. Ama neticede Türkiye bir cemaatler fidanlığına inkılâb eder.

Çoğunun ilk zamanlarda devletle münâsebeti yoktur, münzevi, ürkek ve saklıdırlar. Başlarına gelebilecek en tehlikeli şey, devletin sert bakışlarına tesadüf etmektir. Uzak dururlar... Ama değişen şartlar ve birlikte yaşama mecburiyeti ikiliyi daha sık karşı karşıya getirir. Her karşılaşma iki taraf için de yıpratıcıdır, ama asıl zararı cemaatler görür. Zirâ devlet bin türlü entrika ve tuzaklarla cemaatlerin safvetini kirletmeye, âhenklerini bozmaya çalışır. Bâzen de mukaddeslerini kullanır cemaatlerin. Cemaatleri, gerçekte hiç ehemmiyet vermediği, bayrak, vatan, namus, inanç, şehitlik ve benzeri mefhumlar ile iğfâl eder...

Öyle bir ân gelir ki, devlet zulmü altında Ankara zihniyetine hasım olarak boy atan cemaatler, bir müddet sonra birçok meselede kendilerini hiç değişmemiş, hiç taviz vermemiş bu kaskatı ve kendilerinden olmayan düşman zihniyetin yanı başında ve ona paralel bir vaziyette görürler. Havuza su ile birlikte irin de akmaya başlamış ve su kirlenmiştir. Cemaatlerin büyük günahı, İlâhî olanın yerine Ankara'nın sâkim düşüncelerini koymakta beis görmemeleridir; Allah'ın ne dediğinden çok, zaman zaman Ankara'nın ne dediğine kulak kabartmalarıdır.

Cemaatleşme bir ihtiyaçtan doğar, ferdin kendisi gibi olanlarla dayanışma ihtiyacından. Sizin gibi düşünen, sizin gibi inanan ve sizin gibi yaşayanlarla birlikte olmak, öncelikle emniyet hissi verir, sonra huzur duyarsınız. Sizin gibi olmayanların cemaate dâhil olmaları veya sızmaları tesânüdü bozar ve cemaat dağılmazsa bile hız keser. Devlet, cemaatleri dağıtmak için bütün taktik ve silâhlarını kullanıyor. Doğrudan cemaat düşmanlığı olan irtica öcüsünün iş görmediği yerde bir alay ajan salıverilir cemaatlerin içine: İşi tahrib ve bozmak olan, fitne ve bozgunculukla yol alan, cemaatleri dağıtmak için uğraşan, kafataslarının içi boşaltılmış bir yığın mankurt sürüsü dolaşır cemaatlerin içinde.

Ve maalesef, "Kol kırılır yen içinde..." şümulüne devletin ajanları da dâhildir, onlar da bu şemsiyenin altında korunurlar... Hâlbuki cemaatlerin sadâkati hak ve hakikate olmalı, kendinden sandığı muzır veya zayıf unsurlarına değil. Kendisinden sanıp devlet ajanının hukukunu korumak isteyenlerin birbirileriyle tutuştuğu kavgaların nice bölünmelere sebep olduğuna kaç sefer şahid oldum.

Avcı, Simon benzetmesinde belki haklı değildir ama cemaatler bunu erken bir ikaz olarak görmeli ve Simonlaşmak'tan korkmalıdırlar. Uhrevî necât, dünyevî muvaffakiyette değil Allah'ın rızasını kazanmaktadır. Cemaatler, doğrudan devletin ıslahı ile uğraşmamalı, zirâ bu Süfyanist yapının ıslaha kabiliyeti yok. Cemaatlerin mükellefiyeti, faziletli insanlar yetiştirmektir. Gerisi kendiliğinden düzelir.





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (2 yorum)
sayın hüseyin yılmaz bey,yazınızın sonunda cematlerin asli görevleri konusunda sonderece isabetli bir ikazda bulunmuşsunuz.bediüzzaman hazretlerinin iman hayat şeriat sıralamasındaki hayatımızı imanla hayatlandırdığımızda islami şartlar kendiliğinden gelecektir.
şakir - 11:57 / 2010.09.02
yazarın fikirlerine katılıyorum, cemaatlerde buradaki uyarılara kulak vermelidir.
aktan - 14:13 / 2010.08.31



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Adnan Başer vefat etti

Devlet Tiyatrosu sanatçısı Adnan Başer (91), Ankara'da vefat etti.

Fetih 1453'ten bir ilk...

Aksoy Film kabul ederse, ilk kez bir Türk filmi Hollywood'a gidecek...

Bahçeli'nin şaşırtan görüntüsü

Yılın basın fotoğrafları ödül sahipleri belli oldu.

Türkiye'nin en eski fotoğrafları

Türkiye'nin en eski fotoğrafları görenleri şaşkına uğratıyor.

Dikkat! Kaza riskini artırıyor

Yapılan araştırmalar trafik kazası yapma olasılığını iki kat...

Uyuşturucuya ağır darbe

9 ayrı operasyonda 155 kilo esrar yakalandı...

Uğur Acar'ın yeni hali

Yüz nakli olan Uğur Acar'ın yeni hali en yakınlarını bile şaşırttı.

Tık rekoru kıran kareler

İnternetin fenomen karelerini sizin için derledik. İşte birbirinden...

Bir aile faciada yok oldu!

Karbonmonoksit gazından zehirlenen 9 aylık hamile kadın ile kızı ve...

Muğla Gökova'da deprem

Saat 21.17'de merkez üssü Gökova Körfezi olan 4.2 büyüklüğünde bir...

Kurtlar Sofrasından müthiş anlar

Doğada çekilen kurt saldırıları dehşet veriyor.

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.