İşin doğrusu, hâlâ büyük çoğunluk Anayasa referandumunda neden "evet" veya neden "hayır" diyeceğini tam olarak açıklayamıyor. Değişecek 26 maddeyi merak edip, okuyanların sayısı oldukça az.
Okuyanlar da anlamadıklarını söylüyor. Görüşlerini açıklayanlar, durdukları noktaya, aldıkları pozisyona göre, çıkarlarının nasıl etkileneceğini hesaplayarak kendilerine vazife çıkarıyorlar.
Ciddi bir iş olsa da referandumun magazini çıkmış durumda.
Sayısız mesajlar geliyor. "Hayır"cılar, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın devlet dairelerinde sözde "Hayır"lı işler ve "Hayır"lı günleri yasaklayan genelgesini birbirlerine mail'leyip duruyorlar.
Bedelli askerlik isteyenler, sayılarının 1.5 milyona ulaştığını hatırlatıp, "Bize bu hak verilmezse oyumuz hayır'dır" diyorlar.
CHP'nin acemi lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu dinleyip, dediklerinden anlam çıkarmaya çalışıyorlar. MHP tabanı oldukça karışık. Liderleri Devlet Bahçeli'nin sert açıklamaları kafalarını karıştırıyor.
"Evet"ciler, Erdoğan'ın gözünün içine bakıp onun liderlik büyüsüyle hareket ediyorlar. Başbakan, dünyanın 5'inci en iyi lideri de seçilince oldukça keyiflendiler.
Kenan Evren döneminde 1982 Anayasası'nı hazırlayan Danışma Meclisi'nde üyelik yapan bir eski bakana "Evet mi, hayır mı?" diye soruyorum. "Paketin içinde beğendiğim maddeler var ama evet dersem, kendimin de yargılanmasını kabul etmiş olacağım. Bu yüzden hayır demek durumundayım" diyor.
İş dünyasında işin kolayını bulanlar, çaktılar "evet"i, rahatladılar. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ise "Biz rengimizi belli edemeyiz, üyeler istediklerini yapsın" demeye devam ederken, Erdoğan'ın salvolarından da korunmaya çalışıyorlar.
Devlet memurları, yeni hakları bir kenara bırakıp, alacakları zammın peşine düştü. Özel sektör işçisi, kararsız. Tarım kesiminde ise tercih desteklere göre yapılacak.
İYİMSERİZ YETMEZ Mİ?
Öyleyse, sizlere bir araştırmadan bahsedelim. Bahçeşehir Üniversitesi'ne bağlı Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi BETAM'dan bir not aldım. Yardımcı Doçent Dr. Ebru Ş. Canan Sokullu ile Araştırma Görevlisi Burcu Ertunç, "Demokrasi Algısı ve Referanduma Yönelik Tutumlar" adlı araştırmaya imza atmışlar.
Ülkemizde, 1961, 1982, 1987, 1988 ve 2007'de olmak üzere 5 kez referandum yapıldı. Bu referandumların etki analizinde ilginç veriler var.
Öncelikle, kamuoyu ülke yönetiminin demokratikliğiyle ilgili tutumunda iyimserlik sergiliyor. Liberal demokrasimizin işleyişinden endişeli olan bir azınlığa karşılık, çoğunluk, "ortalama bir demokrasi"ye sahip olduğumuza inanıyor.
Halk, demokrasinin siyasal sistemler içinde en iyisi olduğu konusunda hemfikir. Yüzde 95'lik çoğunluk bu görüşte. Başka bir veride ise yüzde 72'lik çoğunluk, askeri yönetim olarak tanımlanan 'cunta'lara karşı.
Demokrasinin vazgeçilmezleri konusunda da iyimser bir tablo var. Yurttaşların liderlerini özgürce seçmeleri gereğine inananlar yüzde 77, referandum yoluyla yasaların değiştirilebileceğine inanlar yüzde 75, bireylerin haklarının temel özgürlüklerle korunmasına inananlar ise yüzde 72'ye ulaşıyor.
Bulgularda, sol, merkez ve sağ ideolojik gruplar arasında referandum-demokrasi ilişkisinin genel değerlendirilmesinde farklılık gözlenmiyor. Referanduma verilen destek siyasi partilerin söylemlerini yansıtıyor.
İşin özeti, 12 Eylül'deki sonucu liderlerin karizması ve ekonomik çıkarlar belirleyecek.
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...