Şöhretlerinin her gün biraz daha tükendiğini algıladıkları için mi? Genç kuşağın onları tanımadığını çok net gördükleri için mi? Artık sanat üretemedikleri için mi? 'Ben hâlâ popüler ve güzel kadınım' demek için mi? Sizce neden TV'lere çıkıp 40-50 yıl öncesini anlatıyorlar? Kendi anıları olsa tamam da... Ölmüş insanlar hakkında yalan-yanlış şeyler anlatıyorlar? O günlerde orada burada duyduklarını sanki gözünün önünde olmuş gibi anlatıyorlar. Allah'ın rahmetine kavuşmuş kişiler mezardan çıkacak "Hayır işin doğrusu bu" diyecek değil tabii ki. Mahkemeye verecek de değiller. Anlatılanların topluma en küçük katkısı da yok. Yıllar sonra marifet gibi anlatılması ise herkesi sadece çok üzüyor.
"Gazinocular Kralı olarak tanınan rahmetli Fahrettin Aslan, Zeki Müren'i dövmüş, sahne elbiselerini Kazancı Yokuşu'na attırmış, repertuarını beğenmediği Sezen Aksu'yu tokatlamış" falan filan... Bunları TV'de anlatmak Gönül Yazar gibi 'abla sanatçı'ya hiç yakışıyor mu? Tam tersi "Zeki Bey benim solistim, arkadaşım idi. O gelmiş geçmiş en büyük sahne sanatçısı. Biz onun devamıyız. Onun hakkında konuşturmam" diyeceği yerde...
Madem öyle devamını da getirsin, Gönül Yazar ve geçmişi anlatarak unutulmaktan kurtulan tüm kişiler... Zeki Müren daha sonra ne yaptı, Fahrettin Aslan'dan nasıl intikam aldı? Bunu neden anlatmıyorlar? O tokadın intikamını... Bunu da bilsin magazine meraklı genç kuşak.
'Müren' bu tatsız olaydan sonra bütün hayranlarını İstanbul'da Galata Köprüsü'nün öteki yakasına götürdü. Aksaray'da iki yeni 'Gazinocular kralı' yarattı. Vatan Caddesi Luna Park'ın patronu rahmetli Osman Kavran ve Yenikapı Çakıl Gazinosu'nun sahibi Behzat Şenyıldız yeni krallar oldular. Çünkü haftanın 7 gecesi 1500 yemekli müşteriye kapılarını açtılar. Zeki Müren, Aksaray Luna Park ve Çakıl Gazinosu'nda çalışırken tek bir sandalye boş olmazdı. Ülkemizin en popüler işadamları, politikacıları, sosyete hanımları sahneye yakın masada oturmak için şef Nuri ile şef Mehmet'e torpil yaptırırlardı.
Şunu sakın unutmayın müzikhol demek solist demektir. Dünyanın en modern müzikholünde (gazino, gece kulübü, bar veya disko) işini bilmeyen açıkçası karizması tartışılan solist koyarsanız hedef kitlenizin kalitesi hemen düşer. Hele hele dansözden dönme assolist koyarsanız, salonda en ön masada kimlerin oturduğunu görürsünüz. Masadaki peynir çok kaliteli olabilir, dekoru Erol Kataş yapabilir, kapıda sizi Türkiye'de bu işi en iyi yapan Metrotel Abdullah Bey karşılayabilir... Ama soliste bakar müşteri...
İşte o günlerde assolist olmak çok ucuzladı. Yüksel Uzel, Sibel Can, Seda Sayan, Pınar Eliçe, Seren Serengil, Safiye Soyman ve Muazzez Ersoy gibi isimler piyasaya Türk Sanat Müziği yorumcusu diye çıktı. Kolunu sallasan 'assoliste' çarpmaya başladı. Emel Sayın, Seçil Heper, Gönül Akkor, Muazzez Abacı, Hülya Sözer ve Samime Sanay gibi Ankara Radyosu'nda yetişmiş gerçek Türk Sanat Müziği solistleri de geri plana çekilmek zorunda kaldı.
Gönül Yazar'ın şimdi TV'lerde Zeki Müren anıları anlatarak gündeme gelmek istemesi veya kendini kontrol edemeyişini açıkçası çok yadırgıyorum. Ya birisi TV'ye çıkıp Gönül Yazar'ın hiç bilinmeyen sırlarını anlatırsa... Kendini TV'de birilerinden dinlerken ne hisseder? Allah geçinden versin öldükten sonra "Gönül Yazar'ı da şu sevgilisi dövdü" diye anlatılırsa... Kızı Yasemin ve torunu bunları izlerse...
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...