Gel-git olduğu sırada denize atlamış.
Dalgalar alıp götürmüş bizimkini...
Başı kayalıklara çarpmış.
Sonrasında baygınlık hali...
Tam dokuz saat denizde kalmış, hiçbir şey hatırlamıyor.
Bir tek aklında mavi gözlü, bebek yüzlü bir delikanlının, "Daha senin zamanın gelmedi" demesi kalmış.
Sonrası meçhul.
Ciddi ciddi "Ölümden döndüm" diyor.
Ölüm tehlikesi geçirmiş bu insan, yaşadığını söylediği kâbusun ertesinde program program dolaşıp başından geçenleri anlatıyor.
Hemen akıllara "Ölüm tehlikesi üzerinden reklam yapılır mı?" sorusu geliyor.
Şahsen kimsenin günahına girmek istemem.
Ama Doğuş anlaşılması zor bir adam, bunu kabul etmek gerek.
Ona bakarsanız, kendisinin 'Firavun' soyundan geldiğine inanır.
Sebebini gözlerindeki sürmelere dayandırır!
Küçüklüğünden beri aynaya bakıp bakıp, sürmeli gözlerine hayret edermiş.
Çünkü gözlerinde güneşin 7 rengi varmış.
Ne zaman Nefertiti'nin resmini görüyor, "Heh işte bu benim atam!" diyor.
Boynuna, Nefertiti'nin bir resminden kopya edilen gümüş bir kolye takıyor ve onu hiç çıkarmıyor.
Bazı geceler uykusunda duyduğu seslerle uyanıyor.
Bu uyanışlarının sebebini de Doğuş şöyle anlatıyor: "Kimi zaman kendimi eski Mısır'da görüyorum. Çöl ve piramitler var. Koruyucu ruhum olduğuna inandığım Nefertiti yanımda. Birden bir ses duyuluyor: 'Sun of the son' Kalabalık bana, 'Güneşin Oğlu' diye bağırıyor. Uyanıyorum. Bu rüyayı çok sık görüyorum. Beni Mısır'a piramitlere çeken bir güç var sanki. Bir gün mutlaka oraya gideceğim. Ya düşüşe geçeceğim ya da yükseleceğim."
XXXXXXX
Bilmem bunlar aklı başında bir insanın söyleyebileceği şeyler mi?
Doğuş'a inanalım mı yoksa "Hadi be sen de!" deyip gülüp geçelim mi?
Kararı bu defa ben değil siz vereceksiniz!
George Clooney'ye asıl kim benziyor!
Kosova Başbakanı Haşim Taci, ağzı kulaklarında kendisini George Clooney'e benzettiklerini söyleyip şu olayı anlatmış:
"Kadınlar beni George Clooney zannediyorlar. Bir gün New York'ta Birleşmiş Milletler'deki görüşmeler sonrası bir restorana gittim. Birdenbire karşıma bir kız grubu çıktı ve 'İşte George. George Clooney geldi.' diyerek çığlıklar atmaya başladılar. Ben Clooney olmadığımı anlatmaya çalıştım ancak çabalarım yetmedi ve kızlar bağırmaya devam ettiler: "George!"
XXXXXXX
He he he işte gülerim buna!
Sanırım Taci Bey'in yanındaki basın danışmanları o kızları başbakanları havaya girsin diye parayla tuttu.
Haşim Taci Bey'le danışıklı dövüş, bu olayı uluslararası basında anlatıp fiyaka yapmasını istediler.
Yoksa mümkün değil Taci Bey'le Clooney arasında en ufak bir benzerlik bile yok.
Haşim Taci Bey olsa olsa George Clooney'nin ikinci sınıf çakması olabilir. Ama bizim, George'a su damlası kadar çok benzeyen bir Cumhurbaşkanımız var, o başka.
Sayın Abdullah Gül...
Abdullah Bey'in eşinin söylediği gibi Cumhurbaşkanımız -George biraz bozulacak ama- Clooney'den daha bir karizmatik ve yakışıklı...
Kendine has bir duruşu var.
Hem bunu sadece ben iddia etmiyorum ki.
Daha önce İtalyan 'Panaroma' dergisi yazarı Alvaro Ronzori, Abdullah Gül'e, Dışişleri Bakanı'yken İtalya'ya yaptığı bir ziyarette, kendisini George Clooney'ye çok benzettiğini ifade etmişti.
İrlanda Başbakanı da bu inanılmaz benzerliği Abdullah Gül'ün yüzüne söylemişti.
Yani sadece söyleyen biz değiliz, dünya da bizimle aynı fikirde...
Üstelik Clooney bile, kendisine Abdullah Bey'in fotoğrafını gösteren muhabirlere, "Kendisini Dışişleri Bakanı'yken de tanıyordum. Şimdi bıyıksızım, bıyık bırakırsam benzerliğimiz daha ortaya çıkar" demişti.
Clooney, Abdullah Gül'e benzediğini kabul etmiş.
Varsın Taci Bey de sevinsin!
Eş Ruhumun Eş zamanı filmindeki rolüne iyi hazırlanabilmek için...