Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi de çok iyi görüyorlar ki, ihracat rakamları her ay artsa da bizi kurtaramıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK'in Temmuz verilerine göre ihracatın ithalatı karşılama oranı Ağustos 2008'den sonra ilk kez kritik bir eşik olarak nitelenen yüzde 60'ın altına geriledi. Bu, sık tartışılan, "Türkiye'nin ihracatı ithalata bağımlı. Yeterince üretmeden Çin başta olmak üzere ucuz Uzakdoğu ülkelerinden ham madde ithal edip, işleyip satıyoruz" konusunu yeniden gündeme getirdi.
Doğrusu, rakamlar da bu tezi destekler mahiyetteydi. Bu yılın ilk 7 ayında geçen yılın aynı dönemine göre ham madde ithalatı 53.4 milyar dolardan 71.9 milyar dolara, yatırım malı ithalatı da 11.5 milyar dolardan 14.2 milyar dolara çıkmıştı. Tüketim malı ithalatı ise 10 milyar dolardan 12.9 milyar dolara yükselmişti.
Çağlayan ile Büyükekşi, dün Ağustos ayı ihracat rakamlarını açıkladıktan sonra ihracatçı birlik başkanlarıyla birlikte oturup üç ekonomist hoca ile kendi aralarında beyin fırtınası yaptılar.
Teşvikler yeniden düzenleniyor
Toplantıdan önce Çağlayan'la konuştuk. Ona göre kur dahil her şeyi yeniden ele almalıydık. 2023'te Cumhuriyet'in 100'üncü yılında hedeflenen 500 milyar dolarlık ihracat için kullandığımız model eskiydi.
Yeni bir model lazımdı. Belki, Çin'in kullandığı modeli deneyebilirdik.
Ham madde kaynaklarına erişim, yüksek teknolojiye dayalı üretim, bizim istediğimiz değil, dünyanın istediği malı satmalıydık.
Çağlayan'a bunu nasıl yapabileceğimizi sordum. Başbakan Tayyip Erdoğan direktif vermiş. İhracat Odaklı Üretim Stratejisi genelgesi yayınlanmış.
Genelge, bir kurul kurulmasını öngörüyor. Bu kurula, ekonomiyle ilgili bakanlıklar yanında Tarım ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) da katılacağı, TOBB, TİM, Hazine Müsteşarlığı, DPT ve Merkez Bankası'nın üst yönetim ve üyelerini de kapsıyor. Başkanlık ise Çağlayan da olacak.
Ülkenin ihracat politikaları, yol haritası artık bu kurulla belirlenecek. Çağlayan ve ihracatçılar da epeydir bu model üzerine çalışıyorlarmış.
Sonuçlar, sık sık Bakanlar Kurulu'nda da tartışılacak.
Anlayacağınız, başta teşvik sistemi olmak üzere her şey yeniden yapılanacak.
Dünyadaki ham maddeye erişmenin ileride sorun olacağına dikkat çeken Bakan, bugünden gidip hammadde tedarikini güvence altına alma gereğine inanıyor.
Demir çelik sektöründe dünyanın ikinci ithalatçısı olmamıza rağmen, sektörde birlik ve beraberlik olmadığı için Çin'e mahkûm oluyoruz.
Çin, dünyadaki kaynakları, bizzat gidip yerinde ele geçirirken, biz seyrediyoruz.
Çağlayan, bugün cari açığın finansmanında bir sıkıntı olmadığını ancak gelecekte de bu açıdan rahat etmek için şimdiden tedbir almak gerektiğini hatırlatıyor.
Zor ama başarmak imkânsız da değil. Yeter ki inanalım.
Yılın ilk ayında köprü ve otoyollardan 60 milyon 113 bin lira gelir...
THY, sosyal paylaşım sitelerinde duyurusunu yaptığı ve yolcularının...
Bursalı tekstilci Saydam'ın ürettiği ipek kumaşlar dünya starlarına...