"Vay sen nasıl 'evet' dersin" diye üzerine çullanan sözde demokratlar... Kimler mi? Toplumda 'aydın' diye tanınan, kendini çağdaş sanan, düşünce ve ifade özgürlüğünü öğrenememiş insanlar...
Yeni Anayasa'ya Müjdat Gezen 'hayır' diyecekmiş. "Vay sen nasıl 'hayır' dersin" diye üzerine çullanan sözde demokratlar... Kimler mi? Yine aydınlar... Onlar askeri darbelere, faşistlere karşı daha muhafazakâr demokratlar...
Sezen Aksu ve Müjdat Gezen sadece öne çıkmış örnekler. Teoman'dan Orhan Gencebay'a onlarca popüler sanatçı tercihleri için yeriliyor veya alkışlanıyor. Sanki onlar Türkiye... İşin kötü yanı sanki ülke sorunları ile (yazının sonunda açıklayacağım) ilgileniyormuş gibi şov yapıyorlar. Son günlerde Erkan Yolaç'ın tarihi 'evet-hayır' oyunu gibi...
Derdim başka. Çok geniş ve derin. Üç beş sanatçı yeni anayasaya 'evet' demiş veya 'hayır' demiş, bu derdim olamaz. Ama önemli olduğunu da kabul ediyorum. Açıkçası başkalarının tercihini veya düşüncesini kendisiyle özdeştiren insanları uyarmak istiyorum.
Bakın 'yeni anayasa' taslağı ortada. Bir zahmet açıp okuyun. Eskisi ile karşılaştırın. Kimsenin hele hele şarkıcı-oyuncuların etkisinde kalmadan düşünün. Size ne Sezen Aksu veya Müjdat Gezen gibilerinden. Onların tuzu kuru. Sezen Hanım'ı 12 Eylül paşaları da alkışlıyordu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de... Şimdi de biraz AK Partili kadınların sevgilisi olsun yani... Müjdat Gezen, her fırsatta kendini Deniz Gezmiş sanıyor. Bir hafta gözaltında tutuldu ya... Dönemin askeri mahkemeleri 'solcu' bile kabul etmemişti. Ama haklılar... Gırgıriye-Pişmaniye rolleri için kim tutuklanır? Binlerce üniversiteli Metris, Mamak, Selimiye zindanlarında işkence yerken, Müjdat Gezen nerede idi acaba? Sanat merkezi kurmak için sponsor firma mı arıyordu?
Adı 'evet-hayır' olayına karışmış tüm sanatçılar Sezen ile Müjdat'tan farklı değil. Sakın onları suçlamayın. Bu işin raconu bu... Ne Tarık Akan'a ne de Fatih Kısaparmak'a asla inanmam. Şu satırların yazarı her türlü düşünceye sahip sanatçılarla yıllarca arkadaşlık yapmıştı. Sol tarafta Yılmaz Güney, Cem Karaca, Ahmet Kaya, hatta çok kişinin ülkücü sandığı aslında dünya vatandaşı olan Barış Manço'yla da... Kim ne kadar paraya tapar, kim ne kadar vatanına... Yaşayarak öğrenmiştir. Gazetelerde okuyarak değil. Şimdi ahkâm kesenler de bunları okuyarak çok şeyi öğrendi ve tabii onlar gibi düşünen tüm sanatçılar da. Onlar mı sizin karnınızı doyuruyor? Mahkemede, karakolda, hastanede kısaca devlet kapılarında çocuklarınız gelsin gözünüzün önüne... Patronlar tarafından kapının önüne çuval gibi hiç atılmadınız mı?
Lütfen üç beş sanatçının 'evet'i veya 'hayır'ı ile hiç uğraşmayın. Onlar alkışla beslenen, kimseyi sevmeyen, kendine aşık çok özel insanlardır. Nerede para ve çok alkış bulacaklarsa oraya kaçarlar. Ne derlerse bilin ki samimi değildir, yarınlara yatırımdır. Saniyede dönerler. Haklıdırlar. Hepsinin kâbusu Darülaceze'de tek başına ölmektir. Telefonu hiç çalmayan, kimsenin tanımadığı bir dünya korkusu ile yaşarlar. Onları tarafına çekmek isteyenler de karşı taraf olarak görenler de aldanıyor...
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...