Bugünü bize hibe/hediye eden ise Sevgili Peygamberimiz'dir.
Bu konuda Enes bin Malik diyor ki:
"(İslam öncesi) Cahiliye döneminde yılda iki gün vardı, halk o günlerde eğlenirdi. Resulullah (a.s.m.) Medine'ye gelince şöyle buyurdu:
"Sizin de eğleneceğiniz iki gününüz var. Allah, Cahiliye dönemindeki o günlerin yerine size daha hayırlısını verdi. Onlar, Ramazan ve Kurban Bayramı günleridir."
Ramazan ve Kurban Bayramlarının önemi, İslam'ın iki temel ibadeti olan oruç ve hac ibadetiyle ilgili olmalarından kaynaklanır. Ramazan Bayramı oruç ibadetine duyulan bir şükrün sevincidir, Kurban Bayramı da kurban ve hac ibadetinden dolayı duyulan bir şükrün sevincidir.
Ramazan Bayramı, oruç gibi bir ay süren zorlu bir ibadete gösterilen sabır imtihanının başarılması demektir.
Nefislerini bir ay süreyle Allah rızası için yeme, içme ve cinsel arzularından alıkoyanlar böylesine bir bayramı hak ederler. Ramazan Bayramı bu anlamda bir aylık Ramazan orucunun toptan iftar vaktidir. Bundan dolayı bu bayrama "Fıtır Bayramı" adı verilmiştir.
Her gün oruçlarını kusursuz tamamlayanların iftarla sevindikleri gibi, bir ayı tamamlayanların da bayramla sevinmeleri, Ramazan Bayramı'nın en manalı ve duygulu bir yönünü teşkil eder.
Her sene bu iki bayramı kutlamanın sevincini yaşarız. Allah'a olan şükrümüzü bir kat daha artırmaya çalışırız.
Enes bin Mâlik'in anlattığına göre Resulullah (a.s.m.) Ramazan Bayramı günü birkaç tane hurma yemeden bayram namazına çıkmazdı.
***
Cabir bin Abdullah ise Peygamberimiz'in bayram namazını şöyle anlatıyor:
"Bayram günü Resulullah'la (a.s.m.) birlikte namazda hazır bulundum. Hutbeden önce ezan okumadan ve kamet getirilmeden namaza başladı. Sonra Bilal'a dayanarak ayakta iken Allah'a karşı takva üzere bulunulmasını tavsiye etti. Allah'a itaate teşvik ederek halka vaaz ve nasihatte bulundu. Sonra yürüdü, kadınların bulunduğu tarafa gelince onlara vaaz ve nasihat etti."
Peygamberimiz'in zamanında bugünkü folklora benzer şekilde millî geleneğe dayanan mızrak oyunları ve rakslar vardı. Bunu genellikle Habeşliler oynardı.
Bir bayram günü Sudanlılar kalkan ve mızrak oyunu oynayıp raks ederken Resulullah (a.s.m.) onları gördü, Hz. Aişe'nin bu oyunu seyretmesine izin verdi.
Hz. Aişe bu durumu şöyle anlatıyor:
"Habeşliler gelerek raks etmeye başlayınca Resulullah (a.s.m.) beni çağırdı. Ben de gelerek başımı onun omzuna dayadım. Habeşliler'in oyununa bakmaya başladım. Nihayet onlara bakmaktan ilk vazgeçen ben oldum."
Hatta böyle bir oyunda Resulullah (a.s.m.) Habeşliler'e, "Haydi bakalım Efrideoğulları göreyim sizi!" buyurarak bir teşvikte de bulunmuştu.
Öyle ki, böyle bir ekibi görünce onlara engel olmak isteyen Hz. Ömer'e (r.a.) Resulullah (a.s.m.)
"Bırak onları, yâ Ömer!" diyerek teskin etmişti."
Ramazan bayramınızın huzur, mutluluk, barış ve kardeşlik duyguları içinde geçmesi duasında bulunurken, bugünden sevdiklerinizle sevinç içinde bir bayram geçirmenizi diliyorum.