İnşallah her gününüz bayram gibi geçsin. Bayram günü kimseyi üzmemek gerekiyor. Ancak... Her tarafımızın politikaya bulaştığı böyle bir ortamda... Madem bu ülkede yaşıyoruz... Hele ortalarda karikatür gibi insanlar dolaşırken, fıkra gibi olaylar yaşanırken... Dün söylediğini bugün inkar edenler, ne yaptığını fark edemeyenler, halkı kandıracağını sananlar, geçmişte olup biteni hatırlamayan veya herkesin unuttuğunu sananlar...
Ne dersiniz bugün onlara teğet geçip, biraz olsun eğlenelim mi?
Önceki gün Halkevciler kapısında aylardır grev gözcüleri olan Sabah Gazetesi ve ATV binasının önüne geldiler. Önlerinde kocaman 'yalan yazıyorsunuz' yazan bir afiş vardı. 'Sizin savunduğunuz yeni anayasada, işçiler iki sendikaya bile üye olacakmış. Maden öyle siz niye sendikalı fikir işçilerini işten attınız, niye hâlâ bu iş yerinde grev var' diye soruyorlardı. Bunu da hiçbir çalışanı sendikalı olmayan TV'ler, gazeteler haber yaptılar. Büyük keyifle. Onlarla röportaj yapan entelektüel ve de solcu muhabir kendine sordu mu acaba 'Ben niye sendikalı değilim' diye?..
Aynı devrimci kişiler Hürriyet, Milliyet, Habertürk, Sözcü, Akşam, Cumhuriyet gazetelerinin önüne gidip 'bu iş yerinde neden sendika yok' diye sormadılar? O gazete ve TV'ler ki, günlerdir AK Partili bakanları karşısına almış, 87 yıllık Cumhuriyet tarihinin hesabını soruyorlar. Sanki 'Terörle Mücadele Şubesi'ndeki çapraz sorgulamalar gibi. Başbakan, bakanlar Filistin askısına alınmış işkencede sorgulanıyor gibi... Soruyu soranın geçmişi belli, maksadı belli.. Sonra 'Başbakan da çok sinirli' oluyor. Aslan kardeşler bu soruları 10 yıl önce neden Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz'a soramadınız? Soramazdınız. Çünkü kulağınızın çekileceğini iyi biliyordunuz. Şimdi mi delikanlı gazeteci oldunuz? Madem yeri geldi şimdi şövalye gibi ortalarda dolaşan gazeteci ve TV'cilere çok önemli bir hatırlatma yapayım.
Medyanın amiral gemisi Hürriyet en son 70'li yıllarda toplu sözleşme yaptı. Bir gün 'Gerekçeli Anayasa' kitabının yazarı üniversite gençliğinin efsane hocası Prof. Çetin Özek, Hürriyet'in hukuk danışmanı yapıldı. O günden sonra da Gazeteciler Sendikası üyeleri de birer birer kapıya kondu. (Bak Nail Güreli Ağabeyimiz.)
CHP otobüsü yanımda duruyor. Hoparlörde bir erkek sesi... 'Yeni anayasa ile askeri darbeler olmaz mı' diye vatandaşa soruyor. Yanıt koro halinde 'hayııır...' Size yemin ederim darbeler hep olsun, işçiler hep ölsün ister gibi, 'hayır' oyu verirseniz sizi darbelerden mahrum etmeyiz' der gibi... 'Pes doğrusu' diyorum. Bu kadar mantıksız sloganlar CHP'ye nasıl layık görülüyor?
Önceki gün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 'Padişahlığa son vereceğiz' diyor NTV ekranlarında. 'Cumhurbaşkanını bile seçen Recep Tayyip Erdoğan değil mi, bu padişahlık değil mi' diye bağırıyor. Kemal Bey'i izlerken üzüntüden kahroluyorum. Bu insan nasıl olur da CHP lideri olur, nasıl başbakanlığa talip olur? Çocuklar bile böyle komik ve mantıksız kelime oyunları ile muhalefet yapmaz. Kemal Bey ancak Çocuklar Duymasın adlı TV dizisindeki Taş Fırın Erkeği Haluk'un kayınpederi Müsteşar Kemal olabilir. Daha düne kadar karşısında hazır ol durduğun Deniz Baykal'ı unutup, Başbakan Erdoğan'ı imparator ilan eden Müsteşar Kemal... Silahlı Kuvvetler'in Orgeneral Faruk Gürler'i zorla cumhurbaşkanı seçtirmek için TBMM'ye baskı yaptığı günlerde nerede idi? Hani her gün omuzu yıldızlar ile kaplanmış kişilerin yani paşaların TBMM'ye topluca gidip, balkondan genel kurula manevi işkence yaptığı günler...
Fatih Terim'in güzel kızı kendisine yöneltilen kilolu eleştirilerine...
Ankaralı Turgut lakaplı sanatçı Turgut Karataş, katıldığı program...