Bunun nedeni, Türk Milli Basket Takımı'nın, yani 12 Dev Adam'ın tattırdığı ruh birliği, bütünlük ve yılmadan başarıya koşan azimleri.
Finale kaldığımız Slovenya maçını izlerken, nabızlarımız takımımızla aynı tempoda atıyordu. 95 attık, 68 yedik. Dev bir skor...
Gazetede işim biter bitmez, eve koşturan bir nedenim oldu. Bizimkiler, bakalım bu maçta ne yapacak?
Oturuyorum televizyon başına, her maç bitene kadar kalkamıyorum.
Bu yeni tutkum, Sinan Erdem Spor Salonu'ndaki Slovenya maçı için gelen bir davetle daha da pekişti. Bir grup gazeteci arkadaşımla, o heyecanlı karşılaşmayı birlikte seyrettik. Heyecanımız müthişti. BEKO'nun özel locasında çıt yoktu.
Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grup Başkanı ve Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, bizden de heyecanlıydı. Ev sahibi olarak konuklarını ağırlarken, onun da kalbi en hızlı haliyle atıyordu.
Maçtan erken çıkmak zorunda kaldım. Ankara'dan gelen oğlumu karşılamak için. Arabada radyodan maçı dinlemeye devam ettim.
Kazanmıştık. Yine kazanmıştık. Oğlum Alper'le sevinçle başarının getirdiği özgüveni paylaştık. "Anne, eskiden her maçta, 'yenildik ama ezilmedik' derdik hatırlıyor musun? Sence dünya şampiyonu da olabilir miyiz?" diye sorunca, içimden geçeni söylüyorum: "Neden olmayalım? Bence rahat olabiliriz."
Bunu söyledim ama içim kıpır kıpır. Keşke şampiyon olsak, adımızı basket tarihine yazdırsak. Az kaldı, 12 Eylül'de tamam.
Ortak akıl ve takım oyunu
Milli Futbol Takımımız'ın Belçika ile olan o zor galip geldiğimiz maçı da seyrettim.
Gördüm ki, futbolda daha tam takım oyunu oynayamıyoruz. Arada oyuncular, kopup ayrışıyor. Bütünleşmekte güçlük çekiyorlar.
Basketçilerimiz ise darılmasınlar ama futbolcularımızdan daha akıllı oynuyorlar. Zeka, ortak akıl ve ruh bütünlüğü hiçbir engel tanımıyor. Ne de olsa, basket daha sofistike bir oyun. Futbolda henüz orta halliyiz. Kulüplerin altyapısında eksikler var.
Ben, futboldaki durumumuzu ülkenin durumuna benzetiyorum. Bazen çok iyi, bazen çok kötü. Kabul, standartları zorluyoruz ancak üzerine çıkıp uçamıyoruz.
Karamsarlık yok. Bunu da başaracağız. Gördüğünüz gibi maçlara daldım, 12 Eylül'deki referandumu bile unuttum. Demokrasi, nelere kadirdir. Bugünleri de aşacağız.
Siyasi partilerimiz, görüş farklılıklarına rağmen ülke adına 'takım ruhu'nu yakalayacaklar. İşaretlerini de yakalamaya başladık. "Ben" yerine "Biz" diyecekler. Aka ak, karaya kara diyecekler.
Sonra da oturup, bu ülke için en iyi anayasayı da yapmayı başaracaklar. O zaman, evet- hayırlarla uğraşmayacağız.
Sevgili okuyucular, hepinizin Ramazan Bayramı'nı en içten dileklerimle kutluyor, hepinize ruh birliği, sevgi ve huzur diliyorum.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yüksek zam isteyen memurlara Yunanistan...
Asgari ücretliye 2012'nin ilk altı ayı için yüzde 5.91, ikinci altı...
Yürürlüğe girdiğinden bu yana tartışılan Türk Ticaret Kanunu’nda...