25 Ekim 2010 Pazartesi
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Gülay GÖKTÜRK
Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Çocukları devletleştirmek

Hükümeti zora sokmayı, sıkıştırıldığı köşede üzerine üzerine gitmeyi hiç istemiyorum. Ama bir yazar da bu kadar provoke edilmez ki...

Zafer Üskül'ün ardından, aileden sorumlu bakanımız da çocukları evlerinden devşirip devletin çocuk çiftliklerine koymaktan ve orada "zımba gibi vatandaşlar" olarak yetiştirmekten bahsederse biz nasıl olacak da susacağız?

Siyasetçilerin, özellikle de iktidardaki siyasetçilerin biz köşe yazarları gibi, doğru bildikleri her şeyi hemen gündeme getirmek diye bir lüksleri olmadığını biliyoruz. Bir şeyin doğru olması başkadır, uygulanabilir olması başka... Doğruluğuna inanırsınız ama hayata geçirmek bir güçler dengesi meselesidir. Bir siyasetçi için, doğru bir fikri -ya da projeyi- yeterli gücü yokken, yani yanlış zamanda gündeme getirmek vahim bir siyasi hatadır; zira o fikri ezdirmekten başka sonuç doğurmaz.

Ne var ki böyle fikirler siyasetçi istemese de gündeme gelebilir. İlkeli bir siyasetçinin böyle durumlarda yapacağı şey, meseleyi o zeminde tartışmayı reddetmek, başkalarının yarattığı gündemin peşine takılmak yerine gündemin inisiyatifini ele geçirmektir; panik içinde tüm ilkelerini tarumar ederek o anki "sıkışmışlık" durumundan kurtulmaya çabalamak değil!

Zafer Üskül Hoca benim tanıdığım, değer verdiğim, son derece ilkeli bir bilim insanıdır. Ve inanın şu sözleri nasıl söylediğine hâlâ inanamıyorum:

"Aileler mevzuata karşı koymakta direnirse suç işliyorlar demektir. Valilerin görevlerini yapmaları gerekir. Bu iş daha ileriye giderse, aile çocuğu baskı altına alırsa o zaman çocuk aileden alınır. Tüm bu yetkiler devletin elindedir. (...) İdare önce veliyi ikna etmeye çalışır. İkna olmazlarsa cevaz var. Öğrenim özgürlüğü engelleniyorsa çocuk alınarak öğrenim görmesi sağlanır."

Bu laf söylendiği anda, benim için konu, başörtüsü olmaktan çıkmış, başörtüsü yasağı tartışmasını aşıp çok ama çok daha vahim bir noktaya gelmiştir.

Düşünün; dünyada en basit bir hizmetin ya da bir işletmenin bile devletin elinden alınıp özelleştirilmesinin konu edildiği bir çağda, AK Parti ileri gelenleri çocuğu devletleştirmeye kalkıyorlar. Hem de hangi gerekçeyle? Ailenin "mevzuata uymadığı" gerekçesiyle...

Peki ya o mevzuat temel insan haklarına aykırıysa? Koskoca bir temel hakkın, her ailenin çocuğunu benimsediği değerler doğrultusunda ve sahip olduğu inanca uygun bir biçimde yetiştirme hakkının söz konusu olduğu yerde kim takar sizin kıyafet mevzuatınızı?

İnanın bana, bu durum bizim askeriyenin, koskoca Anayasa, evrensel hukuk orta yerde dururken kıytırık bir İç Hizmet Kanunu'na dayanarak darbeyi meşrulaştırmaya kalkışmasından daha vahim bir durum.

X x x

Ben şimdi burada kalkıp da çeşitli uluslararası hukuk metinlerinin "Çocuk kimindir; ailenin mi, devletin mi?" sorusuna ilişkin olarak verdiği net cevapları tekrarlayacak değilim. Sadece, o uluslararası metinlerin bu konuda bu kadar hassas olmasının tarihi arka planını hatırlatmak istiyorum.

Çocuğun ailenin değil devletin "malı" olarak görüldüğü; "toplum" adına devlet tarafından el konulmasının meşru telakki edildiği rejimlere bir bakalım: Bu hikâyenin başlangıcı Fransız ihtilaline kadar gider ama karikatürünü Stalin'in Sovyetler Birliği'nde görürüz. Sovyet Rusya'sında çocuk sosyalist rejimi geleceğe taşıyacak bir araçtan başka bir şey değildir. Esasında bu rejimde kadın da sosyalist anavatana sadık çocuk yetiştiren bir araçtan başka bir şey değildir. Rejim ne kadar totaliterse, devletin çocuk üzerindeki hak iddiası da o kadar artar. Dolayısıyla, bir rejimin ne kadar liberal olduğuna anlamak için çocuğa bakışı temel bir kriterdir.

Bizim cari rejimimizin durumu nedir derseniz, Stalin Rusya'sı kadar olmasa bile, epey totaliter bir çizgide durduğumuzu söyleyebilirim.

"Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilim ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetiştirme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirler alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır."

Böyle der Anayasa'nın 58'inci maddesi...

Böyle der de bu madde, AK Parti'nin son yıllarda savunduğunu söylediği "bir hizmet örgütü olarak devlet" kavramıyla ne kadar bağdaşır? Nerede görülmüştür, hizmetkârın ev sahiplerinin çocuklarının eğitimine, içkisine, kumarına karıştığı, sağlıklarını koruma misyonu yüklendiği? Hem ideolojik devlete karşıyım diyeceksiniz, hem de ideolojik devletin alamet-i farikası diyebileceğimiz "devletin çocukları ve gençleri ideolojik olarak biçimlendirme hakkı"nı savunacaksınız!

Biz devletin kendi görev sınırlarına çekilmesini isterken, sadece ekonomiden değil asıl insanların hayatından çekilmesini kastediyoruz. Tek tek insanların hayatları üzerinde söz ve karar sahibi olmamasını; genç kuşakları endoktrine etmeye kalkışmamasını; kimin nasıl yaşadığına, nasıl bir eğitimi tercih ettiğine, çocuğunu nasıl yetiştirdiğine, nasıl bir aile kurduğuna karışmamasını talep ediyoruz.

Ve ne yazık ki bugün bu hakkı, bu endoktrinasyondan en çok sıkıntı çeken insanların temsilcisi olan bir hükümete karşı savunmak zorunda kalıyoruz.

Garip değil mi... 





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (12 yorum)
yine damardan yazmışsınız ustacım. tebrik ediyorum.
Ahmet Çelen - 12:10 / 2010.10.30
bir ülkeye ve halkına ne verirseniz onu alırsınız.çekirdek ailelerde bu böyledir.iş bulmaz sağlık sunmaz hayatını koruyamaz vs iseniz zaten iyi bir verim almayı beklemek haksızlık adaletsizlik olur.devletin kendi bünyesinde ki çocuk esirgeme kurumları ortadadır.bu yükü kaldıramazken başka yük niye?
Filiz.. - 21:15 / 2010.10.26
devletin özel durumlar(anne-babanın deli olması,vb.) harici çocuklara el koyması; kürtlerin çocuklarını okula göndermeyerek onu eğitimden yoksun etmesi; devletin vatandaşına özel yaşamda ana dilini konuşmasında baskı yapması; yine kürtlerin resmi dil türkçe ye karşı olmaları; yanlış davranışlardır.
serdar başaran - 11:34 / 2010.10.26
her devletin kendine göre yasaları vardır.fakat bazı yasaları baz alarak vatandaşına baskı kurup zulmedemez. her bireyin de özgürlükleri vardır. fakat bireyler de anarşi kargaşa çıkaracak; toplumun genel düzenini bozacak; davranışlardan kaçınmalıdır.çünkü diğer bireyin özgürlüğünü engeller.örneğin;
serdar başaran - 11:12 / 2010.10.26
yahu madem devlet bizim çocuklarımızı bizim elimizden alacak ozaman biz niye çok çocuk yapıpda devlete vermiyoruz bu kanunlarda birbiri ile çok çelişiyor öyle benim çocuğumu devlet elimden alacak yok daha neler ozaman devlet mi tarırım
sakaryalı - 12:24 / 2010.10.25
ılkokulda cocugun basi kapansin kapanmasin ayri konu ben taraf degilim ama zafer uskulun aliriz cocuklari ailenin elinden sozu evrensel ınsan haklarına bıle aykırı bu adam nasil bir kurumda calisiyor aile cocugunu kendi inanclari dogrultusunda yetistirme hakkina sahiptir sıddet kullanmaksizin
M.GUVEN - 11:19 / 2010.10.25
buradaki tutumlarının gerçek düşünceleri olduğunu sanmıyorum onlar korktukları için bunu söylüyorlar ne kadar kötü bir milleti yönetme yetkisi alanların maşla çalışanlardan korkması birde şimdi kızının elinden tutupta ilkokula başı kapalı götüren velilerin ergenekoncuların adamları olduğunu düşünüyo
muhammet fidan - 11:04 / 2010.10.25
ben gülay hanımı her okudukça ümidim artıyor.siyasilerin hepsinin oy vs kaygılarını geçelim.her bireyinin özgür olacağı bir ülkeyi ben göremem ama çocuklarım adına ümitliyim. lütfen yazmaya devam edin.bizimki kolaycılık biliyoruz ama lütfen elinizden geldiğince özgürlükleri yazın. sevgiler...
sernursen - 10:35 / 2010.10.25
tebrik ederim hanımefendi.yazınızın başlığı cuk oturmuş.mesele sosyokültürel genlerimizle alakalı sanırım.devşirmeci bir gelenekten geliyoruz ya...sovyetlerden evveldi bizim çocukları devletleştirmemiz... maksat ve muhattap farklı olsa da tarihi tekerrürdür dersem abartmış olmam herhalde...
Özcan - 10:06 / 2010.10.25
muhterem efendim, elli senedenberi avrupa'dayim (ıtalya).sunu ogrendim ki,"devlet,milletin gereksindigi isleri hukuka uygun olarak yurutmek için icad edilmis bir kurulustur".zaman içinde her an sekli ve semaili degistirilebilir.hurmetlerimle.
Burhan Gorgulu-Italya - 09:30 / 2010.10.25
gülay hanım efendiye yazılarından dolayı saygılar sunuyorum, cesaretle devamını diliyorum
ARE - 08:15 / 2010.10.25
ne demislerdi ozel harp icin: her partide her yerde adamlarimiz var.kimliklerini biz de bilmeyiz.gunu gelince gorev verilir.zafer uskul gorev adamimidir bilemem.ama cortuk denen adamlari hatirlayinca hic bir sey ihtimal disinda degil.uskul bey zahmet edip basortusunu cozmeye de calismasin.
ne demisler - 07:50 / 2010.10.25



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Türkiye'ye yazık ediliyor

BUGÜN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt hukuk tanımaz...

Manşetlerde 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye...

Kamer Genç'ten zehir gibi açıklama

"Kavgaysa kavga, silahlı mücadeleyse silahlı mücadele, kana kan...

Pınarbaşı saldırısında şok detay

Pınarbaşı Emniyet Müdürlüğü'ne yönelik intihar saldırısında...

Türkiye-Suriye sınırında çatışma

SURİYE ordusu ile muhalifler arasında Türkiye sınırına 10 kilometre...

"Her kürtaj bir Uludere"

Başbakan Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Kongresi'nde konuştu...

Başakşehir'den anlamlı sergi

Başakşehir Belediyesi’nin eğitim merkezli hizmet anlayışına güzel bir...

Hain saldırının asıl hedefi

Kayseri'de düzenlenen hain saldırının asıl hedefi neresiydi?

Ümit Kocasakal suç işledi

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma...

Silvan yolunda 70 kg bomba

Silvan'da yapımı devam eden Silvan Barajı'nda güvenlik önlemi alan...

Bakın nerde ortaya çıktı?

Fransa'ya sığınan Cem Uzan'ın, tek umudu Galatasaray'ın bir Fransız...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.