11 Kasım 2010 Perşembe
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt
Toktamış ATEŞ
Toktamış ATEŞ
tokta@bugun.com.tr
Facebook ile paylaş Twitter ile paylaş Arkadaşına gönder Yazdır

Mustafa Kemal

Bizim "süper zekalı" kimi sosyal bilimcilerimiz ve kimi tarihçilerimiz; "abuk sabuk" analizler yapıyor, iddialar ileri sürüyorlar.

Bunlara göre; Atatürk ayrı bir kişilikmiş Mustafa Kemal ayrı bir kişilik. Mustafa Kemal "antiemperyalist" bir lidermiş ve takdire değer bir kişilikmiş. Buna karşılık; soyadı yasası sonrasında Atatürk adını almasıyla birlikte bu antiemperyalist özelliği ortadan kalkmış ve eleştiriye açık bir kişilik haline gelmiş...

Bu konuda öylesine saçmaladılar ki; örneğin benim "Türk Devrim Tarihi" sınavlarında soyadı yasası öncesindeki gelişmeleri anlatırken; Atatürk yazarların notlarını kırdığımı ileri sürenler bile olmuş.

Tabii güldüm ama buna inananları da gördüm...

Bugün 11 Kasım. Atatürk'ümüzün aramızdan ayrılışının üzerinden tam 72 yıl geçmiş. Dünkü anma törenlerinin nasıl yaşandığını bu satırları karalarken bilmiyordum. Ama kimi "kalemlerin" anma törenlerini küçümseyeceklerini ve "nerede eski anma törenleri..." diye hatır koyacaklarını tahmin ediyorum.

Gençliğimizde; 10 Kasım'lar garip birer "matem günü" olarak yaşanırdı. Sinemalar kapatılır sadece Sovyetler'in çekmiş oldukları "Türkiye'nin Kalbi Ankara" filmi bazı sinemalarda gösterilirdi. (Doğrusu defalarca ve defalarca izlediğim o filme doyamadım. Her izleyişimde; dozajı düşmeyen farklı bir heyecan yaşayarak izledim ve izlemeyi sürdürüyorum.)

O eski 10 Kasım'larda; gene "matem günü" anlayışı çerçevesinde radyo (zaten tek radyo vardı) müzik yayınını keser; sadece klasik batı müziği yayını yapardı. Sanki klasik batı müziği sadece matemi çağrıştırırmış gibi...

Belki de o dönemin "aklı evvel" yöneticileri; "klasik batı müziği yayını yaparsak kimse radyolarını açmaz..." diye düşünmüşlerdir.

Kim bilir?..

Xxxxx

Şimdi tartışmalarına girecek değilim ama politikalarını genellikle eleştirdiğim rahmetli Turgut Özal'ın yaptığı ender olumlu işlerden biri; 10 Kasım'ları bir matem ve ağlaşma günü olmaktan çıkartıp Atatürk'ü anma günü haline getirmesi oldu. Atatürk'ü anmak "üzüntü" değil "umut ve güç" vermeli...

Atatürk çağının ötesinde; "aydınlanmacı" bir liderdi. Otoriterizm ve hatta totalitarizmin kol gezdiği bir dünyada; kimileri inatla aksini dile getirmeyi sürdürseler bile (bunlara kadrolu Atatürk düşmanları diyorum); Mustafa Kemal'in fukara fakat gururlu Türkiye'si dünyanın en "özgürlükçü" ve "insan haklarına saygılı" 3-5 ülkesinden biriydi.

Öğrencilerime (kendimi bildim bileli) ısrarla anlatmaya çalıştığım bir konu vardır. O da tarihsel olayların; yaşandıkları dönemin koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğidir. Siz 2010'un kavramlarıyla; 1920'lerin, 1930'ların dünyasını değerlendiremezsiniz. 1920'leri, 1930'ları değerlendireceksiniz; 1920'lerin, 1930'ların dünyasının koşullarını dikkate alacaksınız.

Özgürlükler ve insan hakları açılarından baktığımız zaman; 1920'lerin, 1930'ların Türkiye'si; dünyanın en önde gelen 3-5 ülkesinden birisiydi. O günlerin dünyasında Avrupa ülkelerine baktığımızda; Türkiye'den daha özgürlükçü ülkeler; İngiltere İskandinav ülkeleri (İsveç, Norveç ve Danimarka) idi. Sovyetler Birliği, Nazi Almanya'sı, Faşist İtalya, İspanya, Portekiz, Polonya, Macaristan, Bulgaristan, Yugoslavya (Sırp-Hırvat Krallığı) farklı biçimlerde otoriter rejimler altında idiler. Fransa ve Belçika; nüfuslarının yarısına yani kadınlarına siyasal haklarını vermiyordu. Aynı şey İsviçre için söz konusuydu.

Türk kadını 1930 ve 1934'te siyasal haklarını kazanmışken; bu ülkelerin kadınları siyasal haklarını 2. Dünya Savaşı sonrasında kazanmışlardı. Bu süreç; İsviçre'de 1960'lara kadar uzanmıştı.

Dünya üzerinde İngiltere; Hindistan, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Arap dünyasının önemli bir bölümünü denetliyordu. Kara Afrika'da (kısmen Kuzey Afrika dâhil) tek bir bağımsız devlet yoktu. ABD'de ise sırf renklerinden ötürü (özellikle güney eyaletlerinde) bir kısım insanlar insan sayılmazdı. O dönem ABD'sinin nasıl bir baskı rejimi olduğunu ABD'li yazarlardan okuyoruz.

Orta ve Latin Amerika'daki tüm ülkeler Japonya ve Çin de otoriter rejimler altında idi. Ve işte öyle bir dünyada; bugünle mukayese ederek o dönemi bilmeyen kimi süper zekâlılar, Türkiye'nin nasıl bir ülke olduğunu değerlendiremiyorlar. Düşünün ki; Hitler'in zulmünden kaçan bilim insanlarından 200'den fazlası Mustafa Kemal'in Türkiye'sine gelmiş ve o günlerin üniversitelerini çağdaş düzeye çıkartarak; bugünlerin temellerini atmışlardı. O insanlar burada mıydı ki; otoriter bir rejimden kaçarak bir başka otoriter rejimin hüküm sürdüğü bir ülkeye sığınsınlar?..

Xxxxx

Bu konudaki en önemli değerlendirmeyi; İngiltere'nin 1920'lerdeki "Doğu Politikası"nın mimarı olan L. Georg yapmıştır. Zavallı Yunanlılar'ı özendirip; ellerine son model silahları verip Sevr konusunda baskı yapmaları ve Batı Anadolu'da tampon bir devlet kurmaları konusunda ikna eden bu devlet adamı; bu "macera" bittikten sonra istifa etmek zorunda kalır. Bir gazeteci "Ekselans Doğu politikanız neden iflas etti" diye sorunca şu yanıtı verir: "Tarihin gidişini değiştiren insanlar; her yüzyılda bir kere ortaya çıkar. Benim şansızlığım; bu yüzyılda bu insanın Anadolu'da ve karşımda ortaya çıkmasıdır..."





Yazarın son yazıları






Yazının Yorumları (2 yorum)
kadro varsa türkiye de 47 yaşına gelmeden prof olursun.yurt dışında ise onu üni ye sokmazlar. kpss soruları nasıl çalındı ve suçlular açıkca belli iken nasıl da bulunmadı sayın yazar bilir olsa gerek...türkiye nin geldiği nokta budur...daha gideceği yer vardır. iran gibi....
alt kimlik - 13:09 / 2010.11.12
vallahi bizim böyle profesörler'imiz olduğu sürece sırtımız yere gelmez! ne demişler, bu kadar cahillik ancak ilimle tahsil edilir. doğru, olayları yaşandığı dünyanın koşullarını göz önüne alarak düşünelim. peki ya, ülkenin kendi tarihsel geleneği ve şartları ne olacak?
Misafir - 12:24 / 2010.11.11



  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

Türkiye'ye yazık ediliyor

BUGÜN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt hukuk tanımaz...

Manşetlerde 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye...

Kamer Genç'ten zehir gibi açıklama

"Kavgaysa kavga, silahlı mücadeleyse silahlı mücadele, kana kan...

Pınarbaşı saldırısında şok detay

Pınarbaşı Emniyet Müdürlüğü'ne yönelik intihar saldırısında...

Türkiye-Suriye sınırında çatışma

SURİYE ordusu ile muhalifler arasında Türkiye sınırına 10 kilometre...

"Her kürtaj bir Uludere"

Başbakan Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Kongresi'nde konuştu...

Başakşehir'den anlamlı sergi

Başakşehir Belediyesi’nin eğitim merkezli hizmet anlayışına güzel bir...

Hain saldırının asıl hedefi

Kayseri'de düzenlenen hain saldırının asıl hedefi neresiydi?

Ümit Kocasakal suç işledi

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma...

Silvan yolunda 70 kg bomba

Silvan'da yapımı devam eden Silvan Barajı'nda güvenlik önlemi alan...

Bakın nerde ortaya çıktı?

Fransa'ya sığınan Cem Uzan'ın, tek umudu Galatasaray'ın bir Fransız...

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.