Mekke-i Mükerreme
Bin bir heyecan ve duygu seli ile Kâbe'yi tavaf etmekte iken, "Şavt"ın sona ermekte olduğunu üst sağ tarafınızda bulunan yeşil ışıktan anlıyor ve hemen sol tarafa dönerek, Hacer'ül-Esved'i, "Bismillahi Allahü Ekber" diye selamlayıp, diğer şavta devam ediyorsunuz.
Bu arada, bir hayli yüksekte, yeşil zemininde "Allah" lafzı bulunan ihtişamlı bir saat ister istemez gözünüze çarpıyor. Burası, Zemzem Towers diye bilinen, 111 katlı "Abrâc'ül Beyt"in (Kabe Kuleleri) en yükseği. On üç yıl önce buraya geldiğimizde ise burada "Osmanlı Kalesi" olarak bilinen Ecyad kalesi vardı. Tarihi kale yıkıldı ve önündeki boş araziyle birleştirilerek, üzerine "görkemli" 7 kule inşa edildi.
Yetkililerin bize verdiği bilgiye göre, 111. katın hemen altındaki iki kat krala ve onun altındaki katlar ise emirlere tahsis edilecek imiş. Bu arada kral, bu devasa kompleksi, "Kral Abdülaziz Haremeyn-i Şerifeyn Vakfı"na dönüştürmüş. Yap-işlet-devret modeliyle bir şirkete devredilen binaların tüm gelirleri, elbette ön görülen süre sona erdiğinde Kâbe hizmetlerine aktarılacakmış.
Yine yetkililerin verdiği bilgiye göre, bu kompleksin arka taraflarında bulunan araziye 22 yeni gökdelen yapılacak ve buraya da "Türk Mahallesi" ismi verilecekmiş.
Hatırlanacağı üzere, "Osmanlı Kalesi"nin yerle bir edilmesi milletimiz üzerinde büyük bir kırgınlığa ve hatta kızgınlığa sebep olmuştu. Besbelli ki, Suud yönetimi Türk halkının gönlünü, kimlik ve estetik yoksunu gökdelenlerin bulunduğu mekâna "Türk Mahallesi" adını vererek almak istiyor.
Başkasını bilemem ama Suud yönetimi benim gönlümü böyle değil de, bir başka şekilde alabilir.
Arz edeyim efendim:
Hiç şüphesiz ki, hac kulluk şuurunun zirveye taşınmasına vesile olan çok yönlü bir ibadettir. Üstelik layıkıyla yapabilenler için, içinde "bil'asale" velayete yol bulunabilecek önemli bir ibadettir. Ama insani yönü itibariyle de bir tanışma, kaynaşma, bilgi ve tecrübe paylaşma vesilesidir.
Her sene, yeryüzünün tüm renklerini temsil eden üç milyon civarında Müslüman, dünyanın muhtelif ülkelerinden buraya akın etmekte; ibadetlerini yapmakta ancak öteki kardeşini tanıma ve kaynaşma gayet sınırlı ölçüde gerçekleşebilmektedir.
Kral ve emirlerinin üst katları paylaşmalarına sözümüz yok. Ancak zemin katlara, simültane tercüme sistemleriyle donatılmış on tane konferans salonu yapılsa ve her bir salonda İslam dünyasının bir zirve şahsiyeti bilgi ve tecrübelerini kardeşleriyle paylaşamaz mı?
Salonlardan birinde Prof. Wehbe Zuhayli güncel sorunlara İslami çerçevede cevaplar verirken diğer bir salonda Prof. Hayreddin Karaman, modernitenin dayattığı şartlara rağmen İslami şuurumuzu nasıl koruyabileceğimizi anlatsa olmaz mı?
Bir salonda, Prof. Seyyid Hüseyin Nasr o hakimane düşüncelerini Müslüman kardeşlerine aktarırken, diğer bir salonda Hasan'ül-Benna'nın torunu Dr. Tarık Ramazan, ateşin üslubuyla, gayri Müslim bir ülkede Müslüman kalmanın ne demek olduğunu gençlere anlatamaz mı?
Salonlardan bir diğerinde, mühtedi Müslümanlar'ın sembol isimlerinden Yusuf İslam veya Dr. T. J. Winter (Abdülhakim Murad) beyaz Müslümanlar olarak çikolata kardeşlerini, siyahi Müslümanlar'ı, sözleriyle ve bakışlarıyla kucaklayamaz mı?
Mezhebi kaygı ve katılığını bir hayli geride bırakmış olduğunu gördüğüm Suud yönetiminden, on sene önce olsa "âfâkî bir teklif" olarak değerlendirilebilecek bu hayalimi gerçekleştirebileceklerine dair kuvvetli umudum var.
Aksi takdirde, Osmanlı Kalesi'nin tarumar edilmesinden doğan gönül kırıklığım devam edecek ama fakirin teklifi gerçekleşirse, kendi payıma bunu gerçekleştirenlere minnettar ve duakâr olacağım.
Necip Fazıl Kısakürek'in meşhur Sakarya şiiri Uğur Işılak tarafından...
14 yaşındaki çocuk, elini kaptırdığı kıyma makinesiyle hastaneye...