Son mali krizden kurtulma politikalarında, partisi ile ayrı düşüp, ihraç edildi. Şimdi, yeni kurduğu "Demokratik İttifak Hareketi" ile yoluna devam ediyor. İttifakın kurucuları arasında, Batı Trakya Türkleri'nin önemli simalarından İlhan Ahmed de var.
Bakoyannis, siyasetin ocağında yetişmiş birisi. Merhum Özal döneminde, Türk-Yunan ilişkilerinde önemli kararlara imza atmış olan Konstantin Miçotakis'in kızı.
Bakoyannis, Türk-Yunan ilişkilerinde önemli gerginlik alanları olan; Kıbrıs ve Ege kıta sahanlığı konularında farklı ve yeni bir şey söylemiyor. (Hoş, Türkiye'de aynı konularda geleneksel politikaların dışında bir şey söyleyen varmış gibi!) Ancak Türkiye'nin AB üyeliği, ekonomik krizden çıkış ve Müslüman azınlıklar konusunda diğerlerine göre cesur yaklaşımlara sahip.
Türkiye'nin AB üyeliğinin hem Yunanistan hem de AB'nin diğer ülkeleri için önemli ve olumlu bir rol oynayacağına inanıyor.
Gerek sunuş konuşmasından gerekse sorulara verdiği cevaplardan edindiğim izlenim, kendisinin "komşu"nun kıymetini, özellikle son ekonomik kriz sonrası iyi anladığı şeklinde.
Nasıl olmasın ki? Yıllarca sırtlarını sıvazlayan AB'nin kodamanları, ekonomik kriz patlak verince, ellerini doğru dürüst cebe atmadıkları gibi; "Akropol'u kiralayın", "Adalardan bir kısmını satın" yollu onur kırıcı tavsiyelerde de bulundular.
Ülkedeki mali krizin boyutlarını, 8 Aralık 2010 tarihli Star Gazetesi'nin manşeti özetliyor: "Yorgo Türkiye'de iş kuyruğunda."
Yüzde 12'yi geçen işsizlik, Yunanlılar'ı ülke sınırları dışında imkân aramaya zorluyor. Demek ki, AB üyeliği de refah ve istikrar için garanti olmayabiliyor.
Komşudan alacağımız ders ise şairin sözlerinde saklı.
"Sana senden gelir dâd lazımsa;
Ümmidi kes, gayrdan imdâd lazımsa."
Bugün, ülkemiz, bölgesinde birçoklarının imrendiği bir ülke ise bu "gayrden gelen imdad" sayesinde değil, müteşebbisimizin hummalı gayretleri ve yedi kıtada iş imkânları için sefer eylemesi sayesindedir. Ve elbette ki, siyasi istikrar ve yöneticilerin basiretli politikaları rehberliğinde.
Bakoyanni'nin ülkesinde, yani komşumuzda muhtelif vesilelerle sekiz defa bulundum. Netice-i kanaatimi şöyle özetleyebilirim:
Ortak siyasi tarihindeki onca olumsuzluklara rağmen, suyun iki yakasını dostluk ve işbirliğiyle birleştirmek iki ülkenin de mutlak faydasınadır.
Bunu ise ancak güçlü ve cesur liderler başarabilir. İstiklal Savaşı şehitlerimizin kanı henüz kurumamışken, Yunanlılar'ın tabiriyle "Küçük Asya Felaketi"nin dumanları hâlâ tütmekte iken, Atatürk ve Venizelos barış anlaşması imzalayabilmişti.
Keşke, babasının dayısı Venizelos'un beş yıl kaldığı evde dünyaya geldiğini söyleyen Dora Bakoyannis ikinci Venizelos olabilse.
(*) Değerli Av. Osman Ataman'ın öncü inisiyatifiyle yoluna devam etmekte olan buluşmalar, Ege yöresi deyimiyle "Dalya" dedi. Bundan böyle de etkinliğinin artarak sürmesini diliyorum.
Necip Fazıl Kısakürek'in meşhur Sakarya şiiri Uğur Işılak tarafından...
14 yaşındaki çocuk, elini kaptırdığı kıyma makinesiyle hastaneye...