Erbakan'ın ölümünün, onun siyasi hayatındaki en büyük darbenin yıldönümüne denk gelmesi, bu yılki 28 Şubat değerlendirmelerini daha çok "28 Şubat ve Erbakan" perspektifinden yapmayı bir bakıma zorunlu hale getirdi.
Tabii, konu 28 Şubat ve Erbakan olunca ilk akla gelen soru da malum: Erbakan 28 Şubat'a direnebilir miydi? Direnmeli miydi?
Bu konuda fikirler muhtelif...
"Erbakan direnmemekle hem kendi siyasi hayatını bitirdi hem de Türkiye'nin askeri vesayetle hesaplaşmasını daha öteye erteledi" diyenler var. Ama sanırım ağırlıklı görüş, Erbakan'ın direnmemeyi seçmesinin, kendisi açısından bir fedakârlık; Türkiye açısından da gayet isabetli bir tercih olduğu yönünde. Bu görüş sahipleri Erbakan'ın geleneksel tutumuna uygun olarak, Türkiye'yi sert bir hesaplaşma içine sokmayıp "yumuşak" yolu seçmesinin açık darbeyi önlediğini ve muhafazakâr kitlelerin daha fazla zarar görmesini engellediğini düşünüyor. Hatta hani neredeyse, bu müdahalenin daha sonra yaşanan siyasi gelişmeler açısından hayırlı olduğunu düşünenler bile var. Onlara bakılırsa, eğer 28 Şubat yaşanmasaydı, Milli Görüş içinden AK Parti hareketi gibi bir hareketin çıkması da mümkün olmazdı. 28 Şubat, Milli Görüş çizgisinin çağa uygun bir şekilde revize edilmesine, kendi içinden daha liberal, daha demokrat bir akım çıkarmasına vesile oldu.
Öncelikle, 28 Şubat'ta "hayır" arayan bu görüş üzerinde duralım. Bu tıpkı, vücuda öldürücü bir mikrop girmesine "iyi oldu" demeye benziyor. Zira malum, vücuda böyle bir mikrop girdiğinde iki ihtimal vardır: Beden büyük ihtimalle ölür, küçük bir ihtimalle de direnir. Direnebilirse bu mücadeleden bağışıklık sistemi daha da güçlenerek çıkar. Ama ölümden dönüp güçlenme ihtimali var diye, hiçbir doktor mikrobun girişine "hayırlı oldu" demez.
"Erbakan direnmeli miydi" sorusunu ise aslında "Direnebilir miydi" şeklinde sormak gerekir.
Direnemezdi.
Çünkü birincisi, direnmeye formasyonu müsait değildi.
Erbakan -tıpkı Demirel gibi- ordunun siyaset üzerindeki kontrolünün "tartışılmaz bir ülke gerçeği" olduğunun kabulü temelinde siyaset yapan bir aktördü. Bu pozisyon bir kez kabul edildikten sonra yapılabilecek tek şey, iktidarın asli sahibi olan bu güçle iyi geçinme temelinde pazarlık yapmak ve siyasi alanın seçilmişler tarafından kullanılabilecek kısmını mümkün olduğu kadar genişletmeye çalışmak olabilirdi. Onlar da zaten siyasi hayatları boyunca bunu yaptılar. Orduyu asla asli görevine, kışlasına yollamayı hayal etmeden, onunla iyi geçinmeye, ona yaranmaya, ona güven vermeye ve bir yandan da iktidardan parçalar koparmaya çalıştılar. Böyle bir siyasi kültür içinde yetişmiş birinin, 28 Şubat'ta birden bire orduya "Kışlana dön" diye ültimatom vermesi elbette mümkün değildi. Nitekim Erbakan, artık devrilmesine ramak kaldığında bile hâlâ orduyu iyi niyetli olduğuna ve rejim için tehlike oluşturmadığına ikna etmeye çalışıyordu.
İkincisi, direnmek için gereken ne iç ne de dış ittifakları vardı.
Hiçbir ülkede askeri rejimlere karşı mücadele sadece tek bir partinin kendi başına yürütebileceği bir iş değildir. Başarı için mutlaka demokrasiye inanan güçlerin bir araya gelmesi, ittifak kurması gerekir.
Oysa Türkiye'de 28 Şubat Muhtırası ile birlikte Refah Partisi yapayalnız, kendi kaderi ile baş başa bırakıldı. Koalisyon ortağı hariç, bütün siyasi partiler ve figürler, ondan boşalacak yeri doldurma umuduyla ellerini ovuşturuyorlardı. Adı sivil toplum kuruluşu olan koca koca kitle örgütleri (Mahşerin 5 Atlısı) hazır kıtalar halinde darbecilerden komut bekliyordu. Yüksek Yargı daha ilk günden ceketini ilikleyip hizaya girmişti. Üniversiteler sadakatlerini iletip görev beklediklerini bildirmişti. Büyük sermaye her zamanki oportünizmiyle susmuş, yükselişinden rahatsız olduğu Anadolu sermayesinin tırpanlanışını izlemeye hazırlanıyordu. Basın deseniz, kraldan fazla kralcı bir tutumla darbecilerin propaganda aygıtına dönüşmüştü. "İlerici-solcu kamuoyu" geleneksel irtica korkusuyla kendisini "Ya şeriat ya darbe" ikilemine kilitlemiş ve utangaç bir biçimde darbeyi tercih etmişti. Kısacası Türkiye'nin elitleri, kimilerinin "Beyaz Türkler" diye tanımlamayı pek sevdikleri o kesim, halka ihanet etmişti. Bu ihanet tablosu, darbenin hedefi olan geniş dindar-muhafazakâr kitleleri derin bir umutsuzluğa sürüklemiş; milyonlar yoğun bir dezenformasyon kampanyasının etkisiyle şaşkın, endişeli, umutsuz, öndersiz bir halde pısmış kalmıştı.
Bu şartlar Erbakan'a önüne konulan 28 Şubat kararlarını imzalamaktan başka yol bırakmıyordu.
Peki daha sonra neler değişti de AK Parti askeri vesayete kafa tutabildi derseniz, bu da bir başka yazının konusu...
X x x
Bitirirken, bir de "28 Şubat darbe sayılır mı sayılmaz mı" tartışmalarına şöyle bir değinelim.
Şekil yönünden klasik darbeye benzememesi, birilerinin vicdan azabını hafifletebilir belki ama özünde hiçbir şey değiştirmez. Bana kalırsa 28 Şubat bal gibi darbeydi hem de sadece siyasi kadroları değil halkın büyük çoğunluğunu hedef alan bir darbe...
Hatırlayın, 27 Mayıs Demokrat Parti kadrolarını hapse yolladı ama Demokrat Parti'ye oy vermiş geniş kitlelere pek dokunmadı. 12 Mart ve 12 Eylül esas itibarıyla "sağda ve solda vuruşan" küçük toplum kesimlerini hedef aldı; onları hapislerde çürüttü; işkenceyle, idamlarla kıyımdan geçirdi; ama onlar dışındaki halk kesimlerine ilişmedi.
28 Şubat, ilk defa, sadece siyasi kadroları değil, doğrudan geniş halk kitlelerini hedef aldı. Halkın belki de yüzde 60'ını "iç düşman" ilan ederek hedefe oturttu. Sadece siyaseti değil, toplumu da yeniden dizayn etmeye kalkıştı. Dini, sadece siyaset alanından uzaklaştırmakla yetinmedi; kamusal alandan tümüyle kazımak; toplum içindeki görünürlülüğünü yok etmek gibi "radikal" bir işe girişti. Başörtülü öğrencilerden, demokrat basına, "yeşil sermaye" diye adlandırdığı Anadolu sermayesinden (ki, kebapçılar bile bu gruba dahil edildi) üniversitelerdeki muhafazakâr öğretim üyelerine, İmam Hatipliler'den, Kur'an kursu öğrencilerine ve ordu içindeki dindar subaylara kadar geniş kesimleri izledi, fişledi, tırpanladı, hayatını kabusa çevirdi.
O bakımdan da, "Darbe miydi" ne kelime; belki de en çılgınca, en gözü dönmüş darbeydi.
guzelde olmus 28 subat iyikide olmus ozamanlar hirsimdan sac bas yoluyodum ama simdi farkli dusunuyom eger olmasaymis tayyip erbakanin dizinin dibinden ayrilmazdi asker 28 subatla kendi sonunu getirdi fakat yeni farkina vardilar ama artik is isden gecti beklesinlerki ulusal kanalin destegini
hakan - 00:04 / 2011.03.07
korku ile yaşatılmamalıydı bu millet.bu ayıp öncelikle korkuyu halkına yaşatanlarındır.onların kimler olduğunu hepimiz biliyoruz.ikinci ayıp bu milletindir.korkusu ile yüzleşmeyi seçemeyen demokrasisine sahip çıkamayan bu milletin ayıbıdır.ak partinin cesareti ile bu ayıba son verdiği bir gerçek.
Filiz - 18:07 / 2011.03.03
neden selam durduk.meydanlarda bir gün mahşeri kalabalıklarla demireli alkışlarken bir kaç gün sonra bizim milli irademizi silahla yere seren kenan evreni meydanlarda alkışladık?bütün bunları hiç kendimize sordukmu?kendimizide eleştirdikmi?böyle bir areneda siyaset yapan adam ne yaptığını bilirmi?
Derin tefekkür - 14:53 / 2011.03.03
sonra biz türk milleti olarak herkesi eleştiriyoruzda kendimizi neden eleştirmiyoruz.rahmetli menderes yassıada arkadaşları ile ağır psikololojik travmadan geçirildikten sonra iki bakan arkadaşı ile birlikte katledildiği zaman neden tırsdık?millet iradesi dar ağacına çekildiği zaman cemal gürsel'e
Derin tefekkür - 14:48 / 2011.03.03
haleti ruhuyesi bozulur.genelkurmay başkanı dahil bütün subaylar devlet memuru sıtatüsündedir.kanunlarımız böyle diyor yalansa birisi çıksın yalan desin.genelkurmay başbakana bağlıdır.şimdi ikide bir kafasına silah dayanan bir başbakan acaba ne kadar sağlıklı kararlar verebilir bir düşünelim.
Derin tefekkür - 14:43 / 2011.03.03
kaldığı sürece uygulayacağı bir proğramı vardır.senelerin kurt politikacısı demirel askeri vesayeti bilmiyormuydu?o neden acaba yedi sekiz defa aynı hataya düştü.ha demekki bizdede hata var.hükümetlerin icraatlarına fırsat vermeden ikide bir elinizdeki silahı adama doğrultur iseniz adamın haleti
Derin tefekkür - 14:37 / 2011.03.03
istinasız boğazlarından yağlı urgan teyet geçdi.rahmetli menderese daha sonra iadeyi itibar yapıldı devlet tarafından özür dilendi.demokrasi nedir?demokrasiden biz ne anlıyoruz?islamda demokrasi varmıdır?bizim bu sorulara cevap aramamız lazım önce.seçimle iş başına gelen hükümetin elinde iş başında
Derin tefekkür - 14:32 / 2011.03.03
erbakan çok hata yaptı nedeni de çok zeki olduğundan istişare yapmadı halbuki peygamberler bile istişare yaptı tayyibe bile çoluk çocuk dedi değer vermedi sadece kendi aklını beğendi
memduh - 14:28 / 2011.03.03
başbakan ve onun iki bakanı f.rüşdü zorlu ve hasan polatkan idam edildi.cumhurbaşkanı celal bayar da müebbet hapis cezası aldı.süleyman demirel askeri vesayet yüzünden kendisi yedi defa gittim sekiz defa geldim dedi.ki kendisi hayatta çıkıp bu konuda konuşabilir.12 eylülde bütün siyaset adamlarının
Derin tefekkür - 14:25 / 2011.03.03
varacağınız kanaat yanlış olur.1960 ihtilalini menderesin ve hükümet üyelerinin cumhurbaşkanı ile birlikte yassıada muhakeme edildiklerini çok iyi biliyorum ve hatırlıyorum.hatta onları muhakeme eden mahkeme heyetine yüce divan denmişti.bu yüce divanın başkanıda salim başol'du.bu milletin seçtiği
Derin tefekkür - 14:19 / 2011.03.03
bir yorumcumuz yanlış anlamadı isem erbakanı ihanet etmekle suçluyor.bir yükselti bir yere bırakdı diyor.ben bu kadar kesin hüküm veremem şahsen.türkiye cumhuriyeti tarihini kuruluş dönemi hatta osmanlıya kadar giderek derinlemesine tahlil ve analiz yapıp ortaya belge koymanız lazım aksi halde
Derin tefekkür - 14:14 / 2011.03.03
yani bu yukseltip yere birakma hikayesi devridaim haline geldi.hangi samimi lider yaptigi bir yanlisligi bir daha tekrar eder.bu sahis turkiyenin ustu ortuk derin cizgilerini bilmiyormuydu?bal gibi de biliyordu ama devam etti.hamdolsun 28 subatta genc kadrolar ihaneti cozdu ve yeni olusumlar geldi
halis - 08:29 / 2011.03.03
gulay hanim cok iyi niyetlisiniz;merhum hoca sistemin makbul elemanlarindan idi ve bunu bihakkin yerine getirdi.ılk siyasete baslamasindan son anina kadar kendisine baglanan kitleleri efsunlayarak gazlarini aldi ama onlari asla hakim guc haline getrmedi.tipki mitolojideki gibi yukseltti yere atti..
halis - 08:24 / 2011.03.03
hocamız, bu mücadelede ters düşenlere; aldatılmış kardeşlerimiz derdi. yani bir zaman gelecek ayni hedefe beraber yolculuk mümkün olabilecek inancına sahip idi. bundan dolayı kardeşler aralarında çatışmamalıydı netice de: şimdilik işi tatlıya bağlamak en münasip yol sayılırdı. gerisi allaha emanet
Selahattin Angıner - 02:58 / 2011.03.03
direnmezdi çünkü korkmuştu ve koltuk rahattı
tambakan - 00:07 / 2011.03.03
28 şubatı tetikleyen ülkeyi çıkmaza sürükleyen oturduğu koltuğu bırakmak istemeyen inatçı kaş yapayım derken göz çıkaran bir ayağı çukurdayken hala ülkeyi nasıl gererim diye uğraşan tüm türkiyeye değilde belli bir kesime(az bir topluğa) hitap eden malesef merhum erbakandır vesayre vasayre...
doğrubakan - 00:03 / 2011.03.03
medyanın askerin emrine girdiği,bir generalin başbakana küfür edebilecek kadar fütursuzlaşabildiği, bir diğerinin kadın bakana yağlı kazığa otuttururum diyebildiği, diğer siyasilerin erbakanı yalnız bıraktığı bir sürece erbakan tek başına direnseydi eğer,silahlı güçler meclisi basabilirdi.
misafir - 21:48 / 2011.03.02
bakınız şimdi demokratik hak diyenlere sokakda takkeliyi(fatih de)sıkıştıran o gazeteciyi örtülü kadınları gazeteci kimliği ile suçlu takibi yapargibi ihbarcı o gazetecilerin şimdi tesbit edilerek (arşivden )deşifre edilmeli bu görevde cuntacı olmayan gazetecilerin işiolmalı haydi göreve!!!!
06misafir - 21:31 / 2011.03.02
erbakana ona destek veren halka çifte sıtandart uygulandı onlara göre bu halk dindar cahil ve geri kafalı idi halbuki bu halk sömürge bir devlet olmaya hayır diye direten milli duyguları kuvvetli bir halktı biz milli olmaya devam edeceğiz
mevlüt - 21:04 / 2011.03.02
direnmek. kelimenin içinde cevap bağırıyor..ülkenin başbakanı memuruna karşı direnmek zorunda kalmışsa zaten iktidar değildir. iktidar olmayan, olamayan direnir.türkiye neden ısrarla koalisyon hükümetlerine mahkum edilmiştir? sorusuna cevap bulalım.. cevabı müteakip milli iradenin kıymetini bilelim.
NHT-T - 20:28 / 2011.03.02
muhafazakar kitlelerin uyanmasını, devlet aygıtını kullanarak kendilerine düşmanlık etmek için bu kurumları suistimal eden birilerinin(çetelerin)varlığının farkına varmasını ve bu çetelerin peşine düşmesini sağladı
hakan - 20:17 / 2011.03.02
bu darbe; devletini ve kurumlarını derin bir safdillikle seven, bu kurumlardaki kişilerin kendilerine ihanet edebileceğine asla ihtimal vermeyen vatansever, safdil ve istismara açık muhafazakar kitlelerin, uyanmasına, devlet aygıtını kullanarak kendilerine düşmanlık etmek için devlet kurumlarını
hakan - 20:14 / 2011.03.02
muhafazakar kitlelerin uyanarak; devlet aygıtını kullanıp kendilerine düşmanlık etmek için suistimal eden birilerinin (çetelerin) varlığını farketmesini ve bu çetelerin peşine düşmesini sağladı
hakan - 19:52 / 2011.03.02
bu darbe, devletini kurumlarını derin bir safdillikle seven ve bu kurumlardakilerin kendilerine ihanet edebileceğine asla ihtimal vermeyen vatansever, iyiniyetli ve istismara son derece elverişli muhafazakar kitlelerin uyanarak devlet aygıtını kullanarak kendilerine düşmanlık etmek için suistimal
hakan - 19:49 / 2011.03.02
gülay hanım,
bir ekleme yapayım: 28 şubat döneminin siyasi aktörleri müdaheleyi demokrasiye ve halka değil, erbakan'a yapılmış bir müdahele olarak gördüler. yenemedikleri rakibin devre dışı kalmasını sevinçle karşıladılar. halis komili, rp'nin iktarından değil başarılı olmasından korkuyorum, demişti
ahmet demir - 19:15 / 2011.03.02
herkes ne derse desin,tartışılmaz gerçek şudur:geçmişte hiç bir lider sayın erdoğan gibi cesur hesabini yapan,akıl fikir sahibi,etkili bir şekilde hareket etmesi bilen,sağlam hüküm sahibi,ve herşey den önce düşmanlardan bir adım ileri olmak,gibi olmaditürkiyede başarılı olmak erdoğan gibi olmak şart
VATAN TOPRAK - 14:54 / 2011.03.02
rahmetli erbakanın direnmesi için o günkü mgk toplantısında halk sokağa çıkıp desdeklemesi lazımdı biz öyle bir halk olmadığımız için bu günkü yaşantıya bile layık değiliz biz halk olarak hocayı karikatürlerden tanıdık o hakkı anlatı bizse güldük şimdi alamışız geçin bunları...
adalet - 14:33 / 2011.03.02
görüyorum ki bazıları darbe halüsinasyonları görmekten inatla vazgeçmiyor ve darbe paranoyaları bir gram olsun eksilmemiş tam tersine darbe korkusu obsesif kompülsif bir bozukluğa dönüşmüş...
gözlemci - 13:47 / 2011.03.02
yazılarınızı ve kişiliğinizi takdirle izliyorum. teşekkürler
yagmur - 13:29 / 2011.03.02
rahmetli erbakan türk değil mesela mısırlı olsaydı,almanya'da ihtisasını yapıp yurda döndügünde kısa zamanda sanayi bakanı,ve başbakan olur,ülkeyi japonaya veya güney kore yapardı.halkıyla kavgalı bir rejimin mensubu olması,en büyük şanssızlığı.
Mare - 12:57 / 2011.03.02
aslında erbakan baya kapasiteli bi adammış. rahat bıraksalarmış ülkenin sanayileşmesi ve gelişmesi yolunda çok hamleler yapabilirmiş. aslında iktidarı dönemindeki ekonomi ve sanayi politikaları hiç irdelenmiyr erbakanın. biriside bu icraatlarını irdelese belki bazı dersler daha çıkarabiliriz kanımca
maliyeci - 12:33 / 2011.03.02
dini siyasete alet ederek halkın büyük kesiminde din aleyhtarlığı meydana gelmesine sebebiyet veren, bu milletin dindarlık adına yaşadığı uzun yıllar neticesinde zorla elde ettiği hakları kaybetmesine sebep olan siyasal islam çizgisine helal olsun demek biraz zor. bu vebalin bir karşılığı olmalı.
cemal özkaya - 12:24 / 2011.03.02
erbakan hocaya üzülenlerin sayısı daha fazladır.
ya demirel yılmaz ve sezer sizi bu millet hiç unutmayacak
vural, özden ve yüksel'i de
ahiret hesabına iyi hazırlanın.
vatandaş - 11:50 / 2011.03.02
helal olsun gülay hanım en güzeli, en doğrusu bu şekilde izah edilebilir. eğmeden bükmeden konuyu halkın dilinden bu kadar yazmanızı tebrik ediyorum.
ismail-misafir - 11:33 / 2011.03.02
dun mıllete kan kusturanların bugun (28subat) tımsah gozyası dokmesını hayretler ıcınde goruyoruz alah bu munafıklardan turk mılletınıkorusun.rahat uyu hoca.
mustafa guven - 11:27 / 2011.03.02
kanaatımca gerçek dava adamları savunduğu davaya inananlarıyla aynı yaşantıyı yaşayanlardır.hatta daha da mütavazice.tıpkı peygamberimiz gibi ve ona gerçek sadıklar gibi.
Ahmet YÜCEL - 10:56 / 2011.03.02
her şerrin arkasında bir hayır vardır 28 şubat sürecinde hocaya çok kızmıştım direnmediği için ama şimdi anlıyorumki bir çok hayırlara vesile olmuş allah ebeden razı olsun anlamamı sağladığınız için çok teşekkür ederim
Misafir - 10:06 / 2011.03.02
refah partisi yönetimi ak partinin yaptığı dönüşümü yapıp direnseydi,imzalamayıp sine-i millete dönseydi yüzde elliye yakın bir güçle iktidar olurdu zannederim."ak parti iktidar olursa ihtilal olur" korkusu pompalayanlar o zaman da bir şey yapamazlardı herhalde.direnme şehadete imanla doğru orantılı
Ahmet YÜCEL - 10:02 / 2011.03.02
neylerse güzel eyler.hayırlı sabahlar dilerim.
Derin tefekkür - 09:34 / 2011.03.02
ebu cehil'in peygamberimiz ve islamla yaptığı mücadeleyi bilselerdi,fatihleri,yavuzları,kanunileri,yunusları,mevlanaları iyi tanıyıp düşüncelerini tahlil etselerdi bu yanlışlara düşmezlerdi.ne diyelim bir musibet bin nasihattan iyidir.hak şerleri hayr eyler,zannetmeki gayr eyler.görelim mevla neyler
Derin tefekkür - 09:32 / 2011.03.02
merhum erbakanın cenazesi kimin zamanla dogruyolda oldugunu gösderdi siz demokratik ve dogru yolda oldunuzun kanıtıdır iyi yodasınız
hüseyin şahin - 09:16 / 2011.03.02
siyasiler tarihi bilmedikleri için böyle bir hata yaptılar.yada biliyorlarsa ders almadıkları için yanlışa düştüler.benim kanaatim onlara islam tarihi,osmanlı tarihi iyi öğretilemedi.onlar tarihi cumhuriyet tarihi ile sınırlı tutdular,gerisi onlar için teferruatdan ibaretti.ebu cehil'in
Derin tefekkür - 07:14 / 2011.03.02
28 şubat elbetteki sizin dediğiniz gibi darbe idi hemde gözü dönmüş bir darbe diyerek çok doğru bir teşhis yapmışsınız.şükredelim ki çok mağdur duruma düşen hayatı ters düz olan insanımız oldu.ama 27 mayıs gibi,12 eylül gibi kan dökülmedi.bu 28 şubatcı komutanlar ile onlarla işbirliği yapan
Derin tefekkür - 07:06 / 2011.03.02
yapmalı ve ordunun devlet üzerindeki etkisine son vermeli
muhammet fidan - 03:48 / 2011.03.02
komutanı onu mahkemeye çağıranı gelir akşam alır sabaha kadar bağırtır sabah en büyük asker bizim asker diyerek evine döner bu yüzden erbakan bence doğru olanı yapmıştı o günlerde bir şeyler yapmak neredeyse imkansızdı şimdiyse bence yavaş davranılıyor bu iş şimdi bitirilmeli ak parti yani anayasa
muhammet fidan - 03:47 / 2011.03.02
destekliyordu ak partiyi anadolu top yekün ak partinin arkasındaydı sadece anadolumu ülkede deniz görmeyen herkes ak partiliydi sanki bu şartlar altındayken bile bu mücadele ne kadar zor hepimiz yaşıyoruz hala üçüncü ordu komutanını mahkemeye çıkaramadık sen birde o günlerde bunu düşün o üçüncü ordu
muhammet fidan - 03:42 / 2011.03.02
o zamanları hatırlar mısınız bir generalimiz bizim bundan sonra çin rusya ve iranla birlik kurmamız gerekir demişti bunu deme sebebi amerika ve avrupanın ak partinin yanında yer almasıydı türkiyenin içinden müthiş bir destek vardı ak partiye ülkenin liberalleri neredeyse tamamı kayıtsız şartsız
muhammet fidan - 03:38 / 2011.03.02
önce avrupalı sosyalıstlerin liberallerin ve yeşillerin destekledikleri bir başka parti hatırlamıyorum bu partilerin hepsi ak partiyi açıkça destekli yordular böyle bir parti askeriyeyle mücadele ederken amerikada avrupada bu partinin yanında olmak zorundaydılar bunu askerlerimizde gördüğü için
muhammet fidan - 03:35 / 2011.03.02
örgütüyle hesaplaşmayı getirdi aslında bu orduyla sivillerin hesaplaşmasıydı ak parti bunu yaptı çünkü şartlar erbakanın şartları gibi değildi dünya değişmişti amerikanın ak partiye bakışı farklıydı ak partide farklıydı avrupalıların ve amerikalıların gözünde ak parti liberal bir partiydi ben daha
muhammet fidan - 03:31 / 2011.03.02
bürüksele gidene kadar orada askeriyenin ve ergenekonun baskısını iliklerine kadar hissettiler o zaman anladılar ki bu askeriyeyle avrupa birliğine girmek mümkün değil bundan sonraki olaylar aradaki gerilimi gittikçe artırdı ve sonunda somut bir olay(ümraniye de yakalanan el bombaları)ergenekon
muhammet fidan - 03:26 / 2011.03.02
kalmamış olsaydı kesinlikle onlarla uğraşmazdı allahtan bu zorunluluk ortaya çıktıda bu mücadele kaçınılmaz oldu ak parti iktidara geldiği ilk günden baskı altına alınmaya çalışıldı ak partililer bunu pek dikkate almadılar ne zamana kadar avrupa birliğinden müzakere tarihi almak için bürüksele
muhammet fidan - 03:21 / 2011.03.02
kişi yoktu erbakanı her şartta destekleyecek olanlar vardı kuşkusuz bu yüzden erbakan eğer direnmeye kalksaydı kesinlikle çok kanlı olaylar olurdu bugün bile bu kadar direnç gösteren bir kurum o günlerde neler yapmazdı.sonra ak parti geldi ve bu askeri vesayetle savaşmak zorunda kaldı eğer zorunda
muhammet fidan - 03:17 / 2011.03.02
o günün şartlarında direnmek bence mümkün değildi çünkü o günkü dünya şimdiki dünya değildi avrupa ve amerika de sekizi kurmaya çalışan deli mi akıllı mı olduğu belli olmayan birisinin yanı da olmazdı hatta darbecileri desteklerdi bile bizim toplumumuzda da bu direnişe destek verecek çok fazla
Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın.
Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.