Reklamdaki oyuncu öyle bir eşcinsel komedisi çıkarıyor ki kısa sürede hepimiz hastası olduk kibarcığın. Belki bozuluyoruz, tahriş oluyoruz, sinir oluyoruz ama kesinlikle reklama kayıtsız kalmıyoruz. Yaklaşık iki aydır 118 33'ün reklamında Mustafa Keser oynuyordu. Fark eden oldu mu? Olduysa da çok az. Ama bizi kibarcığın reklamı başlar başlamaz hepimiz dört göz iki kulak kesildik. İnternet ise bu reklamı konuşmaktan yıkıyor!
Kaos Gay ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos GL) bu reklamı RTÜK'e şikâyet edeceklerini açıkladı.
Kaos GL üyesi Umut Güner, "Türk medyasında, televizyonunda ve sinema sektöründe erkek eşcinselliği her zaman karikatürize edilerek sunulmaktadır. Bizler sürekli olarak tek tip bir eşcinsel olmadığının ve tek tip bir eşcinsel imajının da davranışının da olmayacağını söylüyoruz. 118 33 reklamı bu imajı besleyen bir durum" dedi.
Reklamda oynayan kişinin eşcinselleri küçük düşürdüğünü belirten Güner, "Bu kişi bizden özür dilesin, reklam kaldırılsın. Aksi takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracağım" diye konuştu.
Kaos GL'nin itirazını haklı bulmuyorum. Bu bir reklam ve toplumun yansıması. Reklamlarda o kadar çok şeyle dalga geçiliyor ki niye eşcinsellerle geçilmesin. Reklamı adam etmeye çalışacağınıza önce toplumu adam edin. Tribünlere oynamayı da bırakın. Cillop gibi reklam olmuş. Bir reklamveren bu kadar ilgiden başka ne ister. Neredeyse tüm 118 karmaşasını bitirdi, 33'e odakladı bu reklam. Bravo!
Müşterilerinizi "call center" eziyetinden kurtarın!
İnsanları telefonda bekleten, tuşlar arasında kaybeden "call center" uygulamalarından nefret ediyorum. Özellikle de bankalar bu işi çok yapıyor. Bu konuyu resmeden mükemmel bir örneği o. İlter Akınoğlu'nun Sistem Yayıncılık'tan çıkan Yöneticinin Koçluk ve Kişisel Gelişim Rehberi kitabının 96'ncı sayfasında buldum.
Benim gibi "call center" uygulamalarından nefret eden herkes adına New York Times'ta yayınlanan bu mektup örneğini paylaşıyorum. Hem de yorumsuz olarak. Okuyun bakalım, siz de "Hakkaten ha!" diyecek misiniz?
"Sayın banka yetkilisi,
Ben 80 yaşında bankanızda hesabı olan bir müşterinizim. Geçen gün, tesisatçıma 100 dolar'lık bir çek yazdım. Bu çeki kendisi her nasılsa üç saniyede bankanıza iletmiş olmalı ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış. Oysa fon hesabımda 10.000 dolar vardı. Bu durumu şikâyet etmek istediğimde, bankanız telefonunda banda kaydedilmiş, kişiliksiz, terbiyesiz ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum. Arada müzikler dinledim ve yirmi sekiz kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım. Ama kimseye ulaşamadım.
Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım, mortgage kesintilerim, kredi kartı ödemelerim var. Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum. Bundan böyle, sizden etten kemikten yapılmış, dediğimi anlayan ve İngilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum. Anlayışla karşılarsınız ki, karşınızdakine en iyi iltifat, onu taklit etmektir. Ben de sizin gibi yapacağım.
Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak ve yirmi sekiz haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak. Sonra da eğer 1'i tuşlarsa benden randevu alacak. 2'yi tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek, 3'ü tuşlarsa oturma odama bağlanacak, oradaysam cevap vereceğim. 4'ü tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak ve benimle görüşebilecek. 5'i tuşlarsa tuvalete, 6'yı tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak, 7'yi tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek. 8'i tuşlarsa bunları yeniden dinleyebilir.
Arada beklemeler olursa, size söz, elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdan güzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona. Yalnız sizden ricam, bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini, anne kızlık soyadını, noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil olmak üzere mali bilgilerini bana iletmeniz.
Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım. Sekiz sayfa. Sizin ki kırk iki sayfaydı, ben insaflı davrandım. Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi, bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadeli taahhütlü göndermesi gerekiyor.
Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim yirmi sekiz haneli şifreyi göndereceğim. Bu şifre de her ay değişecek pek tabii ki. Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay yirmi dolar da talep edeceğim.
İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa, lütfen 10.000 dolarımı nakit olarak hazırlayın, yarın alıvereyim.
Size iyi işler diler, en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim. Saygılarımla, Müşteriniz."
İşin şeyini çıkartmadan ama...
Yurtdışı gezilere gazeteci götürülmesine, bu gezilerden haber çıkarılmasına asla karşı değilim! Niye olmadığımı da defalarca yazdım. Bir şartla. Gerçekten ortada bir haber varsa, etkinlik tamamen "sanal etkinlik" değilse.
Cuma günü gazetelerin ekonomi sayfalarında yer alan Soysal Perakende'nin düzenlediği Londra Perakende Konferansı haberlerini gördünüz mü?
Yahu kardeşim Soysal'ın Türkiye'deki Perakende Konferansı'nın haber değer ne ki Londra'daki Perakende Konferansı ne olsun. Tesco'nun eski CEO'su Türkiye'ye gelip konuşsa ne fark edecekti.
Türkiye'de sokak satıcıları haber olsun diye konferansa getiriliyor, Londra'da da Portobella pazarında meyve-sebze satan bir satıcı oyuna dahil edilmiş.
Oyun ki ne oyun! Bu kadarı da biraz fazla oyun. İşin şeyini çıkarmayalım.
İnternet'ten Özgür Karaçakca...
Acun kutusunda büyük hissediyor
Hali vakti yerinde arkadaşlarımdan her gün en az bir tanesi, gün içinde aklına gelen dahiyane internet yatırımlarını konuşmak için beni arar. Bugüne kadar sadece bir fikre sıcak bakmışlığım oldu onda da fikri getiren arkadaş operasyon sürecini dinleyince korkudan geri geri koştu.
Gazetelerde Acun'un internet sektörüne gireceğini okuyunca da açıkçası "Para+Gaza Geliş=Bir İnternet İşine Girelim" denkleminin yeni bir örneğini göreceğimizi düşündüm. Hâlâ kısmen bu görüşüm devam ediyor ama doğmamış çocuğa don biçmeyi doğru bulmuyorum.
Diyeceksiniz ki bugüne kadar yaptığı her işi hakkıyla yapmayı başarmış bir adamın bu yatırımda sorun yaşayabileceğini neden düşünüyorsun? İzninizle anlatayım;
Yayına başlayacak site ile ilgili hedef, Türkiye'nin en çok trafik alan sitesinin 10 katı trafiği 3 ayda yalamak ve dünyada ilk 10'a girmek. Bu hedefler doğrultusunda 10 milyon ziyaret ve 7 milyon üyeye ulaşmak.
Hedeflerin büyük konması güzel ama gerçekçi olmaması yanlış. Büyük ihtimalle de çok inandıkları içerik ve uygulamalara sahipler. Webrazzi'nin haberine göre "Var Mısın Yok Musun" tarzı bir yarışma, Nihat Doğan'ın kamera arkası görüntüleri, lig maçlarının özet görüntüleri ve daha fazlası burada yer alacak.
Herkes internet sektöründe iş yapmak istiyor, bu sebeple de bu konuda hep başarılı olmuş örnekleri göz önünde bulunduruyorlar. Ama dünyada başarısız olmuş örnek sayısı çok daha fazla. Konuşulduğu kadarıyla Acun'un, her ne kadar profesyonel bir ekiple çalıştığı söylense de bu rakamsal hedefleri sektörden hiçbir profesyonel ortaya koymaz. Çünkü bilirler veya bilmelidirler ki bu koyulan hedefler "içerik hizmetli" değil "servis hizmetli" hedeflerdir.
Ben sonuçta Acun'un bu işte de bir şekilde başarılı olacağına inanıyorum. Ama koyulan hedefleri ve alınan sonuçları oturup kendi analiz etsin, kimseye güvenmesin. Ve sürekliliği ölçümlesin. Çünkü internet sektörünün böyle önemli yatırımcıları kucaklayacak daha çok boşluğu var.
Reklametre (3 Nisan-10 Nisan 2011)
TV İlk Beş
1. Valide Sultan (Sinpaş GYO)
2. Almanya (Turkcell)
3. Col Center (Avea)
4. Isırılmış elma (Paradontax)
5. Ünlü olmak zor (Ülker çikolata)
Gazete ilk Beş
1. Şehrin Ta Kendisi (İstanblue)
2. Ayakkabılar (Toyota Rav4)
3. Valide Sultan (Sinpaş GYO)
4. Misafirperver (Mercedes-Benz)
5. Aile Planlama (Skoda)
İnternet İlk Beş
1) Turkcell - Daha Fazla Tweet
www.dahafazlatweet.com
2) Bomonti - Nostalji Uzmanı Testi
www.facebook.com/bomonti
3) Fiat - Radyo Fiat
(Ekşisözlük Uygulaması)
4) VW - Bayi Foursquare Kamnpası
(Foursquare Kampanyası)
5) Philips - Sinek Kaydı
www.facebook.com/PhilipsTurkiye
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yüksek zam isteyen memurlara Yunanistan...
Asgari ücretliye 2012'nin ilk altı ayı için yüzde 5.91, ikinci altı...
Yürürlüğe girdiğinden bu yana tartışılan Türk Ticaret Kanunu’nda...