Yeniliğe karşı olan statükocu ve AK Partili olmayanlar "istemeyiz" çığlıkları atmaya başladı. Kıyamet koptu. Kabul edelim ki güzel ve ilginç bir öneridir. Kanal İstanbul'un amacı boğazdan akaryakıt veya tehlikeli madde taşıyan yük gemilerinin geçişini önlemek olacaktır. Boğaziçi trafiği "kanal" geçişinden sağlanacaktır. Fena mı, zararlı mı? Hayır. İstanbul Boğazı trafik yönünden rahatlayacaktır. Her an ağır tonajlı bir geminin kıyı şeridinde bir tarihi yalıyı yok etmesi veya İndependent olayında olduğu gibi petrol yüklü gemilerin boğazın ortasında patlamasının önüne geçilecektir. Boğazın ve çevrenin kirliliği önlenecektir. Balık hafızalılar boğaz facialarını hatırlasınlar da ondan sonra karşı çıksınlar. En önemlisi de, güzeller güzeli ve dünya incisi, uğruna binlerce şiir döktürülmüş boğaziçimiz, tanker geçişiyle çirkinleşen görüntüsünü, yenilikçi düşüncelerin buluşlarına gömecektir.
Ama yeniliğe ve değişime karşı olan "sazanlar" yine çok ses çıkarmaya başladılar. Projeye harcanacak para başka alanlara harcansından tutun da kimlerin zengin olacağının hesabına kadar listeler yapılıyor. Hızlarını alamayıp "Karadeniz Marmara'dan 30-45 cm daha yüksektir. Bu nedenle Karadeniz'in suyu Marmara'ya akar ve ekolojik denge bozulur" savlarını üretiyorlar. Yetmedi, proje maliyetini 10 milyar dolardan 50 milyar dolara kadar abartıyorlar.
Oysa "çılgın proje"yi AK Parti Genel Başkanı olarak açıklayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "Ben bunu duyuruyorum ama projesi oluşur ve yapılıp yapılmayacağı ortaya çıkar" mesajına rağmen hemen yarın temel atılacak ve kazma vurulacakmış gibi algılandı. Daha doğrusu her şeye karşı çıkalım muhalefeti konuya böyle baktı. Önce şunu bilelim. Her proje gibi bunun da önce etüdü yapılacaktır. Sonra fizibilitesi hazırlanıp ön projesi ortaya çıkartılacaktır. Maliyeti belli olacaktır. Sonra yatırım programına girecektir. Devamında Yüksek Planlama Kurulu karar alacaktır. Bunlar olduktan sonra yatırımın bütçeden karşılanıp karşılanmayacağı belirlenecek ve ihale şekline karar verilecektir. Bunlar prosedür takvimidir. Çılgın projenin "şıpın işi" olmayacağının göstergesidir. Ayrıca proje sanıldığı gibi yüksek maliyetli değildir. En az 7 en çok 10-12 milyar dolara çıkar. Yatırım, yap-işlet usulüyle gerçekleşirse bütçeye sıfır maliyet yükler. Parayı, ihaleyi kazanan karşılar. Proje bölgede ekonomik hareketlilik yaratır. Ayrıca İstanbul nüfusunun artmasına yol açmaz. Yeni yerleşim yerlerinin oluşmasını sağlar. Böylelikle İstanbul'a göç ters yöne bile çevrilebilir.
Karadeniz tuzlanır mı?..
Buna karşın projenin eleştirilecek ve çözüm bekleyen tek yanı Karadeniz'in ekolojisidir. Zira Kadeniz bir iç gölden denize dönüşmüştür. Çoğunlukla nehir sularıyla beslenmektedir. Bu bakımdan tuz oranı düşüktür. Tuzu Akdeniz'den gelir. Akdeniz'den Egeye karışan tuzlu deniz suyu Marmara'ya buradan da Boğaz akıntısıyla Karadeniz'e ulaşır. Akdeniz'in tuzlu suyu 3500 yıldır Karadeniz'i tuzlandırmaktadır.
Kanal İstanbul sayesinde Marmara'dan Karadeniz'e doğru akan tuzlu suda artış olacaktır. Bunun önlemi alınmaz ve çözüm bulunmazsa Karadeniz'de ekolojik denge bozulabilir.
GÜNÜN SÖZÜ: Başkalarını bilen kimse bilgili, kendini bilen kimse akıllıdır. LeoTse.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yüksek zam isteyen memurlara Yunanistan...
Asgari ücretliye 2012'nin ilk altı ayı için yüzde 5.91, ikinci altı...
Yürürlüğe girdiğinden bu yana tartışılan Türk Ticaret Kanunu’nda...